ÖĞRENME MOTİVASYONU

Süleyman BELEDİOĞLU

instagram/bonushoca

www.bonushoca.com

Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi beyin bilimci Prof.Dr.John Ratey; “Limbik sistem beynimizin haz merkezidir ve bizleri ödül arayışına yöneltir. Ayrıca beynin bu ödül merkezi, öğrenme merkezidir. Çalışmamız ve tatmin olmamız için bizi motive eder” diyor.

Bu durum gösteriyor ki; beynimiz bizden sürekli olarak öğrenmeler yoluyla haz elde etmemizi talep ediyor. Eğer bu talebi karşılayamazsak, bu defa tatlı yiyecekler yeme, kahve içme, müzik dinleme, eğlenceye dalma gibi yollarla haz ihtiyacını karşılamamızı istemeye başlıyor.

Bu alanda yapılan araştırmalar, beynimizin haz elde etmek için ihtiyaç duyduğu dopamini, bir işi başararak ya da bir konuyu öğrenerek veya çeşitli heyecanlar, maceralar yaşayarak da karşılayabildiğini gösteriyor.

Hatta Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun dopamin miktarına bağlı olarak beyinde ortaya çıkan bir motivasyon sorunu olduğu düşünülüyor.

Bu sendrom beynin ödül sistemlerindeki dopamin veya ayrıca serotonin ve endorfinden oluşan haz nörotransmitterleri eksikliğinden kaynaklanır (1) düşüncesi oldukça yaygındır.

Bilimsel çalışmalar yalnızca DEHB’nun değil, aynı zamanda alkolizm, sigara bağımlılığı, uyuşturucu kullanımı gibi alışkanlıkların da ödül eksikliği sendromuna bağlı olarak ortaya çıktığını göstermektedir.

Bu çalışmamızda öğrencilerin öğrenme motivasyonunu ele aldığımız için, konuya bir de öğrenme penceresinden bakacak olursak; görülen şudur ki; beyin bir bilgiyi edinmeyi, onu çözümlemeyi, hatırlamayı ve analiz etmeyi ödül olarak algılarsa yüksek oranda dopamin salgılamaktadır. Dopamin ise öğrenme motivasyonu oluşturup onun devam etmesinde çok etkili rol oynamaktadır.

İşleyen bellek, problem çözen ve anlamlı sonuçlara ulaşabilen bellektir.

Araştırmalar işleyen belleğin problemleri yüksek oranda “dopamin” oranı ile ilişkilendirdiğini göstermektedir. Yani problemi çözmek ve bir sonuca ulaşmak kişi için ödül ise ve bu oranda da dopamin salınımı gerçekleşmiş ise, işleyen belleğin kapasitesi artmaktadır.

Motivasyonel ödül (dopamin) işleyen belleği ve dikkat sistemini üst düzey çalışır hale getirir. Eğer kişi için öğrenmek bir ödül ise, dopamin dengesi sağlanır ve öğrenme gerçekleşir.

Diğer yandan sınav anında soruları doğru cevaplayarak ya da derste konuları öğrenerek aldığımız ödülün yeterli olduğunu kabul etmemiz, dikkatimizin devamlılığını sağlar.

Çünkü bu alanda yapılan çalışmalar dopaminin beynin hem ödül hem de dikkat merkezinde ortaya çıktığını göstermektedir.

Ödül eksikliği sendromu ile motivasyon eksikliği arasında başka bir bağlantı da, ödül eksikliği sorunu yaşayan kişilerin anlık ödüllere yönelerek, uzun vadeli hedeflerden uzaklaşmalarıdır.

Bu kişiler anlık hazdan vazgeçerek, bir yıl boyunca planlı çalışıp stratejik bir hedefe yönelemezler. Hedefe ulaşarak haz elde etmenin erteleyici özelliği nedeniyle, bu kişiler bilgisayar oyunlarına bağlanma, tatlı yiyeceklere düşkünlük ve eğlenceye kapılma gibi anlık haz ihtiyacını karşılayan şeylere yönelmektedirler.

Ülkemize özgü olan çok ilginç bir bulgumuz da; öğrencilerin konuyu öğrenme gibi daha uzun bir sürece yayılan haz elde etmeler yerine, sadece soru çözerek DİLİMLENMİŞ HAZLARIN peşinden sürüklenmeyi tercih etmeleridir.

Bu problem üzerinde yaptığımız araştırmalar ve gözlem ağırlıklı çalışmalarda öğrencilerin kolay soruları kendileri çözüp, zor soruları öğretmenlere çözdürdüğü verisine ulaştık.

Kısacası bu öğrenciler, aslında dilimlenmiş hazzın anlık keyfini yaşama bağımlısı haline gelmişlerdir.

Anlık hazza karşı direnebilmek ve onu ertelemeyi başarmak özellikle bir çocuğun ileriki yıllardaki başarısı hakkında yüksek oranda öngörülebilirlik sağlamaktadır.

Bu alanda yapılan bilimsel deneylerde, bir çikolatayı dört parçaya ayırıp ilk üç parçasını yedikten sonra, dördüncü parçayı yememesi halinde gelecekte kendisine bir ödül vaad edilen okul öncesi çocuklardan bu talimata uyanlar boylamsal bir çalışma ile yıllarca takip edilmiş ve sonuçta büyük bir kısmının hayat başarılarının çok yüksek olduğu görülmüştür.

Gerçek yaşam başarısının özü; beynin ihtiyaç duyduğu dopamini gelecek tasarımları ile sağlayabilmektir. Bu özellik bütün canlılar içerisinde sadece insana özgüdür.

Hedef, dikkat ve öğrenme bitişik bir fonksiyona sahiptir ve beynin aynı merkezinden çıkmaktadır (frontal lob).

Eğer hedefimiz dopamin üretmemiz için yeterli oluyorsa, bu durum kendiliğinden dikkatin oluşmasına ve öğrenmenin gerçekleşmesine neden olmaktadır.

Albert Einstein “beni hayatta en çok mutlu eden şey, bir bilinmeyen karşısında duyduğum heyecandır.” diyor.

Aslında bilinmeyen şeyler insanda kaygıya yol açar. Einstein ise bilinmeyeni çözüp bundan haz üretmeye alıştığı için büyük başarılara imza atmıştır.

Bilim ne diyor? Beynimizin haz merkezi aynı zamanda öğrenme merkezidir.

Bu durum gösteriyor ki, beynimizin içini kahve tatlı gibi dopamin ve haz yükleyicilerle de doldurabiliriz. Öğrenmelerle de; tercih sizin!

———————-

(1) Prof.Dr.John J. Ratey, Harvard Üni., “Beyin Kullanım Kılavuzu” çalışması

www.bonushoca.com

instagram/bonushoca

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir