ZİLLER 70 MİLYON İÇİN ÇALIYOR

Okulların açılıp, ders zillerinin çaldığı gün Milli Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu, 15 milyon öğrenci, 30 milyon anne-baba ve en az 30 milyonu bulan diğer aile üyelerinden oluşan tam 70 milyon vatandaşımızı karşısında buluverdi.

Bu 70 milyon insanın, Milli Eğitim Bakanlığı’nın icraatları ile doğrudan ilgili insanlar olması, Sayın Çubukçu’nun işlerini daha da zorlaştırıyor ve önemli hale getiriyor.

Eğer ülkemizde söz konusu olan eğitim ise, Çankırı’nın bir köyündeki çiftçiyi de, Mustafa Koç’u da, Güler Sabancı’yı da, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Taner Yıldız’ı da, TOBB Başkanı Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu’nu da, torunu okula giden dedeyi ve büyükanneyi de, kardeşi okula başlayan aile üyelerini de ve çocuğu okula gitsin gitmesin bütün anne-babaları da ilgilendiren bir durum ortaya çıkıvermektedir.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın sorumluluğunda olan konular, ülkedeki her kesimi ve herkesi doğrudan ilgilendirdiği için diğer bakanlıklara benzemez.

Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı’ndan daha çok sayıdaki insanı doğrudan ilgilendiren bir yetki ve sorumluluk alanına sahiptir. Sadece bu bakış açısı bile Milli Eğitim Bakanlığı’nın ne kadar önemli bir bakanlık olduğunu açıkça göstermektedir.

Ülkemizde herkes hasta değil ama herkes ya öğrenci, ya öğrenci kardeşi ya da öğrenci anne-babasıdır.

Eğitim çağı diye tanımlanan 0-29 grubunda bulunan çocuk ve gençlerimizin sayısı 35 milyon dolayındadır. Yani ülke nüfusunun yarısı eğitim hizmeti bekleyen eğitim çağındaki çocuk ve gençlerden oluşmaktadır.

AB ülkeleri arasında nüfus açısından yarıştığımız Almanya’da eğitim çağındaki çocuk ve gençlerin sayısı onbeş milyon civarındadır.

Bu ne demek? Bu Almanya’da bütçeden eğitim için ayrılan rakamı bu 15 milyon çocuk-gencin kullanması demek. Bu ne demek? Eğitimin daha sorunsuz olması demek.

Hızla gelişmekte olduğundan hiç şüphe etmediğimiz ülkemiz, eğitime bütçeden ayırdığı payı da hızla arttırırken, diğer yandan da eğitim çağındaki gençlerimizin sayısı hızla artmaktadır.

Buna olumlu yanıyla bakıldığında, genç, dinamik, hayalleri olan çok büyük bir insan gücüne sahip olduğumuz sonucuna ulaşırız.

Kendimizi bunaltmadan, elimizdeki değerlerin kıymetini gözardı etmeden doğru bildiğimiz yolda yürümeliyiz.

Yeter ki, eğitim çeşitliliği ve yeteneklere göre branşlaşmayı, gençlerimize doğru rehberlik yaparak sağlıklı bir şekilde hayata geçirelim.

Okulun zilleri çalıyor dedik.

Peki okulun zilleri öncelikle kimler için çalıyor?

Ziller, ülkedeki eğitim politikalarını belirleyen ve projeleri hayata geçiren uzmanlar için çalıyor. Onlar çok dikkat etmeliler. Kağıt üzerinden pratikteki uygulamaya geçerken çok gerçekçi olmalılar. Ülkemizin koşullarını, insanımızın psikolojisini dikkate alarak proje hazırlamalılar.

Ziller, eğitim yazarları için çalıyor. Onlar sabah bir kitap okuyup, akşam gazetelerine yazı yazmayı bırakıp, öğrencinin, velinin, kurumların içinde yaşadıktan sonra, düşüncelerini yazıya dökmeliler. Asistan ekiplerle hazırlanan istatistiksel ve rakamsal yanı ağır basan yazılarla hiçbir doğruyu dile getiremeyeceklerini bilmeliler. İngilizceden önce rakamların dilini öğrenmeliler.

Ziller, sponsorlu tv eğitim programları için çalıyor. TV’lere parayı ödeyen herkesin konuştuğu, uzman kesildiği gerçeklerin, doğruların, sponsorun beklentilerine feda edildiği TV programları için çalıyor.

Ziller, Eğitim programlarına ya hiç yer vermeyen ya da en izlenmeyecek saatlere koyarak, bu programların izlenmediğini zanneden pilav-cacık, düğün-nişan, cıncık-boncuk programlarını prime-time’a koyarak onların izlendiğini zanneden ve bu ülkeyi kendilerinin kurtaracağını zanneden TV yöneticileri için çalıyor.

Ziller, okul yönetimleri ve dershaneler için çalıyor. Doğru eğitimin ne olduğunu araştırmaya başlayın diye.

Ziller, öğretmenler için çalıyor. Kendini geliştir, kendine iyi bak ve enerjik ol, mesleğini koşullar ne olursa olsun sev diye.

Ziller, aileler için çalıyor. Çocuğuna vakit ayır, onunla kaliteli zaman dilimlerinde ilgilen ve çocuğuna sadece koruyucu anne-baba olma, ona rehber öğretmenliği de yap diye ziller çalıyor.

Ziller hepimize, yetmiş milyona çalıyor. Duyduk duymadık demeyiniz. Duyanlar duymayanlara söylesin diye ziller aralıksız çalıyor.

Hoşça kalınız.

Süleyman BELEDİOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir