ZEKİ ÖĞRENCİ Mİ YOKSA ÇALIŞKAN ÖĞRENCİ Mİ DAHA BAŞARILI OLUR?

Bir ayakkabı firması, Afrika’ya iki ayakkabı pazarlamacısı göndermiş. Bunlardan biri iki gün sonra telefon açmış: “Patron beni niye buraya gönderdiniz ki Allah aşkına?” Burada kimse ayakkabı giymiyor.” Bir süre sonra diğeri aramış: “Patron burada inanılmaz bir Pazar var, hiç kimsenin ayakkabısı yok, çabuk bana çok sayıda ayakkabı yollayın.”

Burada ilk satıcı normal bir zeka kullanımı ile pazarı yorumlamış ve “ayakkabı giyilmeyen bir yerde, ayakkabı satıcısının ne işi olabilir?” sonucuna ulaşmış. Bu satıcıda eksik olan şey; çalışkan karaktere sahip olmak.

İkinci satıcı; “Evet pazarda ayakkabı giyen yok. Ama ben onlara ayakkabı giymeyi öğretirim ve sonra da çok satış yaparım” yorumunu yapmış, ancak bu yorumu yaparken zekasını harekete geçiren, sahip olduğu “çalışkan olmak” karakter özelliğinden yararlanmıştır.

Aileler çocuğunuzun birinci satıcı mı yoksa ikinci satıcı mı olmasını isterdiniz?

Peki siz öğrenciler hangi satıcı olmayı tercih ederdiniz?

Peki siz işverenler; hangi satıcıyı işe alırdınız ve hangisine daha yüksek maaş verirdiniz?

Aileler çocuklarının temel karakterinin oluştuğu çağ olan, 0-6 yaşları arasında çocuklarının zeki olmaktan daha çok, çalışkan olmalarını önemsemeliler. Sürekli olarak onun çalışkanlığını dile getirmeliler, onu daima çalışkanlığı ile taktir etmeliler.

Çocuğu hiçbir bilimsel değeri olmayan zeka testlerine tabi tutup, oradan çıkan “zeki çocuk” sonucunu çok ciddiye alan aileler ileriki yıllarda hızla gerileyen çocukları ile ilgili olarak; “üstün zekalı olduğu saptanan bu çocuğa ne oldu?” diye yakınıp dururlar.

Çocuk zeki olmayı bir son olarak algılar ve artık kazanacağı her şeyi kazandığını düşünmeye başlar. Bu düşüncenin etkisiyle de, çalışmayı bırakır ve çalışma alışkanlığının oluşmasını engeller. Çalışmayan beyin gelişmeyeceği için bir süre sonra zekadaki gelişme de durur.

Hayatta zeki olanlar da zeki olmayanlar da başarısızlığa uğrar. Ancak bundan sadece hem zeki hem de çalışkan olmanın ikisini bir arada bulunduranlar ders çıkartır.

Sınavlardan önce ders çalışan ama sınav sonuçlarından gerekli dersi çıkartamayan öğrencilerin tamamına baktığımızda, en önemli eksikliklerinin, çalışkan karaktere sahip olmadıkları görülür.

Çoğu zaman da, yeteneklerimize uygun bir hedef ve çalışma planı yapmamamız, çalışkan olmamızın önündeki en büyük engel olmaktadır.

Bu durumu yaşayan öğrencilerin tamamında, ailelerin çocukları adına “bol kazançlı bir gelecek, iyi bir gelecektir” anlayışından hareket ederek, onları yeteneklerinin dışında bir hedefe yönlendirmiş olma gerçeği yatmaktadır.

Bill Gates; “Hayatta karşınıza çıkan fırsatları sakın değerlendirmeyin. Sadece yetenekli olduğunuz alanı bulun ve orada çalışmaya devam edin” demekle başarılı olmakta, yeteneklerin rolünü çok net olarak ifade etmiştir.

Yetenek başarıyı, başarı mutluluğu, hatta ekonomik olarak iyi bir seviyeye gelmeyi sağlayan en temel etkendir. Aileler çocuklarını mesleki anlamda yönlendirirken buna mutlaka dikkat etmeliler.

Her çocuğun onu başarıya ulaştıracak olan mutlaka bir yeteneği vardır. Öncelikle onun bulunup ortaya çıkartılması gerekir.

Özellikle üniversite giriş sınavlarında bir türlü istediği başarıyı yakalayamayan öğrenciler, ideallerini gerçekleştiremiyorlarsa, kendi gerçeklerini yani yeteneklerini idealleştirerek, yeteneklerinin peşinden koşmalıdırlar.

Fizik kanunlarına göre iki şey aynı anda bir arada olmaz. Eğer olumlu düşünmeye başlarsak, olumsuz düşünce beynimizde barınamaz. Olumlu düşünmeliyiz ve mutlaka nereye varmak istediğimizi belirlemeliyiz.

Alice Harikalar Diyarında’dan tanıdığımız Alice kaybolur. Önünde iki yol vardır. Karşılaştığı tavşana sorar: “Hangi yoldan gideyim?”

Tavşan: “Nereye gideceğini bilmiyorsan hangi yoldan gittiğinin hiçbir önemi yok” yanıtını verir.

Öncelikle varmak istediğimiz yer doğru yer olmalı. Yanlış yönlendirmeler, öğrenci üzerinden zafer kazanmaya çalışmalara kayıtsız kalıp, kendi ideallerimize doğru yol almalıyız. Ama mutlaka varmak istediğimiz bir yer olmalı.

Hz. Mevlana der ki: “Akılsız karşısında kitap kadar sessiz olunuz.”

Eğer karşınızdaki sizi yanlış yönlendiriyorsa siz kendi bildiğinizden, kendi yeteneklerinizden şaşmayınız.

Hoşçakalınız.

Süleyman BELEDİOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir