YIĞILAN ÇANTALAR

Ya da öğrenmeye yol almaya verilen aralar

Beyin boş durmaz ve adına ders dediğimiz bilgileri öğrenmekten vazgeçerse, bu defa günlük yaşamın ayrıntılarını öğrenmeye devam edecektir.

Bilgisayarı, siteleri, cep telefonunun ayrıntılarını, şehrin güzelliklerini öğrenecektir. Eğer öğrenmeyi engellemek mümkün olsaydı bastırılan toplumlar isyan etmeyi öğrenemezdi. Öğrenme hep iyisiyle kötüsüyle devam eder gider. Bir aile meclisinde Lise-1’e giden çocuğa “geçen yıl çok yoruldun bu yıl dinlen” tanımlamasıyla ortaya konulan yaklaşım, sonuçları açısından hiç de çocuğa katkı sağlayacak bir şey değildir.

Aslında burada ailenin yaklaşımı “bu yıl dershaneye gitme” şeklinde ortaya konulmuş, ancak çocuk bunu “geçen yıl çok çalıştın bu yıl çalışma” şeklinde algılamıştır. Çocuk ailenin bu yaklaşımını hemen benimsemiş, adına “ders” dediğimiz öğrenme yolunun kapatılmasıyla da, hızla ders dışı öğrenme moduna girmiştir.

Şimdi ailelere soruyorum? Bilgisayarın başında iki saat oturan çocukla kitabın başında iki saat oturan çocuğun hangisi daha çok yorulur? Aslında ikisi de yorulmaz, ancak bir koşulla; beyin hangisini benimserse onu yaparken yorulmaz, beyin hangisini reddederse onu yaparken yorulur. Burada ailelerin yapacağı şey hiç şüphesiz ki çocuğu doğru olana motive etmektir. Doğru olansa çocuğun yorulduğunu, bıktığını, zavallı duruma düştüğünü zannetmeden, çok büyük bir fiziksel ve beyinsel enerjiye sahip olan bu çocukları iyi etüt etmektir.

Sakın yanlış anlamayın, ben çocuğu mutlaka Lise-1’de dershaneye göndermek gerekir demiyorum. Çalışma ve öğrenmenin devamlılığını sağlayınız diyorum. Hiç şüphesiz ki öğrenci önce okulunda, sonra evinde başarmaya çalışmalı, eğer buralarda istenilen sonuç alınamazsa daha sonra doğru bir dershaneye gönderilmelidir diyorum.

Bakınız, Lise-1’de sadece karne notu için yapılan çalışma çanta bırakmayani çalışmama anlamına gelir. Unutmayınız ki Lise-1’de bırakılan çantaya daha sonra, Lise-2 çantası da eklenince öğrencinin, sadece bir dönemde taşıyacağı yük, yani çalışacağı dersin sayısı artar.

Böylece öğrenci bu yükü Lise-2’de taşıyamaz hale gelir. Çünkü bir yıl önce ders çalışmayı bırakmış öğrenme merkezini ders dışına kaydırmıştı. Lise-3’e gelindiğinde, çocuğun sırtında tam üç çanta dolusu kitap ve çalışması gereken ders olur. Bu dersler Lise-1, Lise-2 ve Lise-3 konularının tamamıdır. Hele ki çocuk dört yıllık uygulamanın içinde ise; ortaya çıkacak sonucu ve yükü siz düşününüz…

Öğrenci bu yükü taşıyamadığı için sinirlilik, gerginlik, mutsuzluk belirtileri gösterecek ve depresyona girecektir. Bu depresyon: Başaramam korkusu ve umutsuzluğun yarattığı bir depresyondur. Ne yazık ki çocuk bundan sadece çalışarak, başarılı olarak kurtulabilir.

Benim ailelere tavsiyem şudur… Çocuğun bilgi edinmesini, yorgunluğa yol açan bir neden olarak görmeyiniz. Onun bilgi edinme takvimine ara vermeyiniz. Çocuğa “bu yıl dinlen” demektense “bu yıl evde çalış” demek en doğrusudur.

Burada çok önemli bir uyarım var. “Bu yıl evde çalış” demek “çok çalış” demektir. Çünkü çocuk öğrenmeyi bir öğretmen denetiminde değil de kendi başına yapacak ve bu da çocuğun çok çalışmasına yol açacaktır. Aslında çocuk umutsuzluğa düşüp çalışmayı bırakmazsa en doğru ve kalıcı öğrenme şekli budur. Çünkü çocuk çalışmış, mücadele etmiş ve doğruyu öğrenmiştir.

Kısacası diyorum ki; ne yaparsanız yapınız ama çocuğunuz için doğru olanı bulunuz ve onu yapınız.

Hoşçakalınız.

SÜLEYMAN BELEDİOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir