SİZİ ÇARPAN BAHAR DA DEĞİL, STRES DE DEĞİL!

Evet gerçekten de sizi çarpan ne bu baharın güzel güneşli günleri ne de o amansız sınav stresi. Sizi çarpan umutsuzluk. Başarının, sınavı kazanmanın gönlünüzde yatan üniversitenin ışığını görememek.

Acaba daha sabaha çok varken gece saat 03.00 de kalkıp güneşi, ışığı arıyor olmayasınız, ışığı elbette göreceksiniz ama daha erken. Sabaha, sınava daha çok var.

Şimdiden ne kazandığınız belli olur, ne de kazanamadığınız. Şu anda saat sabahın 03.00’ü başarı güneşinin doğmasına, zafer ışığının çıkıverip gelmesine biraz daha zaman var. Şimdiye kadar çalışmadıysan, hemen çalışmaya başla, aç kitabı. En sevdiğin, en başarılı olduğun dersin soru bankasını çözmeye başla. Soruları çözdükçe yüreğin büyüyecek, inancın artacak daha daha çok çalışma isteğiyle dolup taşacaksın. Yarattıkça, ürettikçe, yol aldıkça netlerin de artacak. Masa başında geçen saatler, bir süre sonra sana güzel bir tatil beldesinde, sahilde, güneşli bir günde şezlong üzerinde gazete, roman okumanın keyfini vermeye başlayacak. Çünkü her şey, her zahmet güzel, sağlıklı ve mutlu yaşamak için değil mi sanki?

Size bugün iyi haberler vermek istiyorum. Ama siz bu iyi haberler olmasa da, başaracak birisiniz zaten.

Bu yıl sınava geçen yıla oranla 230.000 öğrenci daha az giriyor. Aslında bu azalmanın nedeni, tersine bir etki ile yeni bir azalmaya daha yol açacaktır. Geçen yıl, aman sınav zorlaşıyor, lise 2 ve lise 3 konularından da soru gelecekmiş, üstelik de bunlar bilgi sorusu olacakmış diye, herkes özel üniversite, 2 yıllık önlisans programları, ülkenin en ucundaki fakülte, o fakültelerin en kötü bölümlerini dahi yazıp, büyük bir panik içinde yaygın söyleyişi ile “kapağı bir yerlere attılar”. Özel üniversite ve devlet üniversitesi kontenjanları tıklım tıklım doldu.

Azalan bu 230.000 kişi aslında nitelikli ve bu sene sınava girselerdi ciddi rakibiniz olacak öğrencilerdi. Demek ki bu yılki rakiplerinizin ciddiye alacağınız 230.000 adedi artık yok, yolunuz açık.

Şimdi bakınız, size bir güzel haber daha veriyorum. Bu yıl lise 2 ve lise 3 konularının, bir baskın şeklinde önlerine çıktığını düşünen ve yeterince hazırlanamadığını da düşünen, gerçekten başarılı bir grup idealist öğrenci bu yıl sınav sonrası duruma göre tercih yapmamaya hazırlanıyor. Bunlar ODTÜ, İTÜ, Boğaziçi veya özel üniversitelerin burslu bölümlerini tutturacakken, iyi hazırlanamadıkları için puanları, tercihlerinin birkaç basamak altındaki üniversiteleri tutan ama oraları da tercih etmeyecek olan öğrencilerdir. Bir de buna dört büyük kentin dışına çıkmak istemeyenler ve bu yıl o puanı tutturamayanlar eklenince, tercihini ertesi yıla bırakanların sayısı 100.000 – 150.000 kişiyi bulabilir.

Bu ne demek peki? Aslında bu yıl reel olarak yaklaşık 400.000 daha az rakibiniz var. Bunu ben söylüyorum, siz değerlendirin. Bu durumu lehinize çevirmek için, hemen çalışmaya başlayın.

Bugünlerde çalışmıyorsanız eğer içinizden bir ses, okul yöneticileri, öğretmenler, aileniz ve çevrenizdekiler çalışmamanızın nedenini “BAHAR GELDİ BÖYLE OLDU!” gibi bir nedene bağlıyorsa, “SAKIN HA! Buna inanmayınız ve söyleyeceklerimi dikkatle dinleyiniz.” Öğrencinin çalışmayı bırakmasının nedenleri arasında üzgünüm ki “baharın gelip, çiçeklerin açmasını sayamayacağım, çünkü işin kolayına kaçmak istersek, çalışmayan öğrenciyi bahar çarptı deriz, sınavda başarısız olan öğrenciyi de stresin çarptığını iddia edip, işin içinden çıkarız.” Oysa sınav şubatta olsaydı, öğrenci bu defa çalışmayı aralıkta bırakırdı. Acaba o zaman bu çocukları soğuklar mı çarpacaktı, yoksa Noel Baba’mı?

Bakınız sevgili öğrencilerim bugünlerde çalışmayı bırakmanızın baharla, stresle hiçbir alakası yok. Öncelikle geliniz sizinle el sıkışalım ve anlaşalım: Sınava iki ay kala çalışmayı bırakmış iseniz, sizi umutsuzluğa sürükleyen bir şeyler vardır.

Saptadığım üç önemli etken şunlar:
I) Kısım 2’deki Matematik-2 testinin sorularını yapamamak.
II) Deneme sınavlarındaki istenilen başarıyı elde edememek.
III) Çalışıp çalışıp istenilen nete ulaşamamak.

Ne demiştik, sabahın 03.00’ünde kalkıp ışığı, güneşi aramak yok. Daha sabaha güneşin doğmasına çok var. Yürümeye, yol almaya devam ediniz.

Şimdi şu matematik-2 başarısızlığına biraz yakından bakalım. Bildiğiniz gibi kısım 1’deki matematik soruları Matematik-1 testi diye biliniyor. Tamamen lise 1’in konularından geliyor. Matematiksel ilişkilerden yararlanabilme becerisini ölçüyor. Yani özünde çok kolay sorulardır. Ve sizlerin bu sorularda biraz gayretle başarı gösterdiğinizi de biliyorum. Başarı gösteremiyorsanız dahi, çalışmalarınızı sürdürdüğünüz zaman dikkate değer bir gelişme kaydedeceğiniz de bir gerçek.

Kısım 2’de ise öğrencinin durumuna göre daha zor denilebilecek sorular geliyor. Çünkü bir sorunun zorluğunu belirleyen etken sizin o konudaki temel bilgi ve eğitim eksikliğinizdir. Aslında bu sorular senin için zor olduğu kadar bütün arkadaşların için de zordur. Mat-1 ve Mat-2 testlerindeki net oranları genellikle şöyle ortaya çıkıyor: Örneğin Mat-1’den 15-20 arası net yapan bir öğrenci Mat-2’den 8-12 net arası bir rakamı yakalıyor. Mat-1 ve Mat-2 sorularının Sayısal-2 ve Eşit Ağırlık-2 puanları için katsayıları eşit olsa da Mat-2 soruları zor olduğu ve bu soruların yapılma oranı düşük olduğu için standart sapması yüksek olacak, ve getireceği puan da çok olacaktır.

İşte bu gerçek mat-2 sorularını yapamayan öğrencileri şu 3 yanlışa itip onların bu yarışta devre dışı kalmasına yol açıyor.  Değerli öğrencilerim SAKIN HA! Bu üç yanlışı yapmayınız:

I) Yeterince mat-2 ve fen-2 sorusunu yapamayan öğrenci Eşit Ağırlık puanı ile tercih yapılan ortak alanlara son anda, bugünlerde, hatta sınav anında yöneliyor. Oysa böyle bir durumda başarılı olma şansı oldukça düşük.

Yeterince mat-2 sorusunu yanıtlayamayan eşit ağırlık öğrencisi ise sözel puanı ile tercih yapılan ortak alanlara son anda, bugünlerde, hatta sınav anında yöneliyor. Yine bu durumda da başarı şansı oldukça düşük.

II) Ya da öğrenci mat 2’yi ve fen 2’yi yapamıyorum diye çalışmayı bırakıyor.

III) Bazı öğrenciler de sadece mat-2 testine yüklenmeye başlıyor. Bunu yaparken de mat-1 testine çalışmayı unutuyor. Bunun üzerine mat-1 testindeki netleri hızla düşmeye başlıyor. Oysa daha önce netleri daha yüksek idi. Hani, bu olay yaygın tabiriyle “Dimyat’a pirince giderken, evdeki bulgurdan olmaya” benziyor. Bunun üzerine öğrenci panikliyor, sonra morali tamamen bozuluyor ve çalışmayı da tamamen bırakıyor.

Sevgili öğrencilerim, şimdi aşağıda yaptığımız yorumlamayı dikkatle inceleyiniz.

Önce şu ÖSYM’nin verdiği katsayılara bir bakalım.

AÖSS puanları Ortak Dersler İle İlgili Testler Alan Dersleriyle İlgili Testler
Türkçe Sos-1 Mat-1 Fen-1 Ed-Sos Sos-2 Mat-2 Fen-2 Dil
Say-1 0,3 0,2 1,0 0,7
Söz-1 1,0 0,7 0,3 0,2
EA-1 0,8 0,3 0,9 0,2
Dil 0,5 0,2 0,2 0,1 1,2
Say-2 0,3 0,2 0,5 0,35 0,5 0,35
Söz-2 0,5 0,35 0,3 0,2 0,5 0,35
EA-2 0,4 0,3 0,45 0,2 0,4 0,45

Tablo ve katsayılar bu.

BİR EŞİT AĞIRLIK ÖĞRENCİSİNİN

BİR SAYISAL ÖĞRENCİSİNİN

Burada görünen şu:

Sayısal öğrenci ve Eşit Ağırlık öğrencisinin Sayısal-2 ve EA-2 ağırlıklı ÖSS puanına katkı sağlayan 60 matematik sorusu var. Bu soruların tamamı Mat-1, Mat-2 ayrımı yapılmaksızın aynı katsayı ile çarpılıyor.

Ve diyorum ki, Kısım 1’deki matematik soruları çok kolay. Orayı asla ihmal etmeyiniz. Çoğunuzun, Mat-2’ye çalışırken Mat-1’i ihmal ettiğini biliyorum.

Mat-1’deki netiniz 15 ise bunu 25 hatta 30 yapmanız mümkün.

Sonuç olarak, bu şöyle olur, bu böyle olur şöyle oluru bırakalım. Doğru yanıtladığınız her sorunun size puanlar getirdiğini unutmayınız. Ve yine unutmayınız ki bu yıl en zorlu 400 bin rakibinizin daha şimdiden devre dışı kaldığı bir sınava büyük bir avantajla giriyorsunuz.

Size güveniyorum.

Açık yolunuz, daha da açık olsun.

Hoşçakalınız.

Süleyman Beledioğlu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir