SINAVLARA PLANSIZ ÇALIŞMAK OLUMSUZ STRESE YOL AÇAR

İnsan beyni belirsizliği sevmez ve belirsizlikten dolayı huzursuzluğa kapılır.

Beyin mutlaka bir sonraki hamleyi bilmek ister. Bunu bilince de rahatlar ve baskıdan kurtulup çalışmaya, öğrenmeye ve üretmeye hazır hale gelir.

Öğrencilikte de, iş yaşamındaki bireylerde de plansızlık ve bir sonraki hamlenin belirsizliği kaygıya yol açar.

Belirsizlikten kaynaklanan bu kaygı, korku ile birleşerek olumsuz stres diye nitelediğimiz ağır stres halinin ortaya çıkmasına neden olur.

İnsan yaradılışından itibaren belirsizlikleri ortadan kaldırarak, belirsizliklerin üzerine giderek rahatlamış ve bugünkü bilimsel bulgulara da bu sayede ulaşmıştır.

Beyin düşünce ve öğrenme anlamında hep ileriye doğru hamle yapar. Ona “otur yerine nereye gidiyorsun?” denilirse, öfkeye, kaygıya ve strese kapılır.

Beyin ileriye doğru hamle yaparken, hep bir sonraki adımları da hesaplar ve bizden bunlara uymamızı ister. Eğer biz bu hamlelere uygun davranmaz ve plansız hareket edersek, beynimizin öfkesi bize yönelir. Bu da bir öğrencinin kaygı, stres ve depresyona girmesine yol açar.

Bu başkasına kızıp içimizi dökerek rahatlamaya benzemez. Bu kendimize kızmamıza, kendimizle sürekli olarak hesaplaşmamıza ve kendimize karşı büyük bir öfke duymamıza neden olur.

Plan ve programsız olan öğrenciler zihin dağınıklığı yaşar.

Çünkü plansız öğrencinin zihnini şu sorular meşgul eder.

– Ne zaman çalışmaya başlamalıyım?

– Ne kadar çalışmalıyım?

– Ne kadar ara vermeliyim?

– Neye çalışmalıyım?

– Nasıl çalışmalıyım?

– Test mi çözmeliyim?

– Konu mu çalışmalıyım?

– Ne zaman uyumalıyım?

– Çalışmadığım zaman ne yapmalıyım?

– Hiç çalışmasam ne olur?

Bu sorulara zihinde sürekli yanıt aramak sadece öğrencilerin değil herkesin psikolojisini bozar.

Öğrenci bu soruların zihne yaptığı baskı nedeniyle mutsuz, huzursuz, öfkeli ve kaygılı olur. Her an herkesle sebepli sebepsiz çatışmaya girer.

Plan ve programsız çalışan öğrencilerin, duygusal enerjilerinde zayıflamalar ortaya çıkar.

Duygusal enerji, öğrencileri harekete geçiren ve zihinlerinin enerjisi niteliğini taşıyan bir faktördür.

Hedefe odaklanabilmek ancak duygusal enerjinin desteği ile mümkün olabilir.

Bu nedenle plan ve programsız çalışan öğrenciler, genellikle sık sık hedeflerinden vazgeçerler ya da hiçbir hedefleri olmaz.

Eğer öğrenci belirgin bir hedefi olduğunu söylemiyorsa, işe öğrenciye onun öğrenmesini ve dinlenmesini sağlayacak bir plan ve program yaparak başlamak gerekir.

Son olarak şunu ifade edelim ki, plansız öğrenci ya hareketsiz kalır ya da her yöne doğru hareket etmeye çalışır. Bir gün “Avukat”, bir gün “Öğretmen”, bir gün “Mühendis”, öbür gün “Doktor” olmayı hedefler.

Hoşça kalınız.

Süleyman BELEDİOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir