SINAVA KADAR ÇOCUĞUNUZUN HANGİ DAVRANIŞI NE ANLAMA GELİR?

Ülkemizde, büyük ve genel sınavlarla birlikte ortaya çıkan psikoloji, sadece sınav psikolojisi, anne-baba psikolojisi ya da eğitim psikolojisi ile açıklanabilecek bir şey değildir.

Çocuğun gireceği sınava, ailelerin daha çok konsantre olması nedeniyle, çocuklarda, “beklenti psikolojisi” diye yurdumuz insanına özgü bir psikolojinin ortaya çıkmasına yol açmıştır.

Bu nedenle de evrensel psikoloji kurallarının çok fazla işe yaramadığı, yeni ulusal psikolojimizde, daha çok gözlemlere, değerlendirmelere ve incelemelere yer verip, doğru bir sonuca ulaşmanın daha yararlı olacağını düşünüyorum.

Ülkemizdeki genel sınavlar yaklaştıkça çocukların üzerindeki aile, kurum ve çevre beklentisi ve baskısı artmaktadır.

Bu da öğrencide şu tür davranışların ortaya çıkmasına yol açmaktadır.

I. ÖĞRENCİNİN ELEŞTİREL TUTUM İÇERİSİNE GİRMESİ NE ANLAMA GELİR?

Öğrenci; öğretmenleri, kurs aldığı kurumu, arkadaşlarını, ailesini eleştirir. Bunların üstüne düşenleri yapmadığını savunur.

Öğrencinin buradaki psikolojisi, olası başarısızlığına bahane bulmaktır.

Eğer aile, öğretmenlerini ve eğitim aldığı kurumu suçlayan öğrenciye, bu konularda katılırsa, çocuğun sınavı kaybetmesinde büyük bir rol oynamış olur.

Ailenin bu eleştirileri dikkate alması, ama çocuğun yanında ona katılmamasını öneriyoruz. Dile getirilen sorunu kurum ve öğretmenlerle görüşerek çözmeye çalışması gerekir.

Bu tarihten itibaren çocuğa, en iyi öğretmenlerden ders aldığını, en iyi dersaneye gittiğini söylemek en doğrusudur. Bu ona moral verecek, enerji verecektir.

II. ÖĞRENCİNİN SINAV GÜNÜ HASTALANACAĞIM TUTUMU NE ANLAMA GELİR?

Çocuk sınav yaklaştıkça, ya sınav günü hastalanırsam, ya bir aksilikle karşılaşırsam, tarzında psikoloji ve davranış içerisine girer.

Aile çoğu zaman, bunu çocuğun sınava verdiği önem olarak algılar. Oysa bu bir korkudur. Bir kaygı kaynağıdır.

Ailenin, bu hastalık saplantısını, çok önemsemesi durumunda, çocuk, hastalık bahanesiyle başarısızlığına kılıf uydurmuş olur.

Bu nedenle, doğru yaklaşım, hastalık bilgileri unutturmaz yaklaşımıdır. Her koşulda yapabileceğinin en iyisini yap, şeklinde bir davranış ortaya konmalıdır.

III. BEN BU SINAVI KAZANAMAYACAĞIM TUTUMU NE ANLAMA GELİR?

Öğrenci Mayıs ve Haziran aylarında, annesine, babasına zaman zaman “ben bu sınavı kazanamayacağım” diye yakınmalarda bulunur.

Anne-baba bu durumda bütün yufka yüreklilikleri ve yavrularına acıma psikolojisi ile “kazanamaz isen canın sağolsun” der.

İşte hata da tam burada yapılır. Çünkü çocuk o soruyu ailesine; ailem benim hakkımda ne düşünüyor acaba diye sormuştur.

Ailenin, çocuğun bu güvenoyu arayışına, yaklaşımı sadece şöyle olmalı. “Çalıştığının karşılığını herkes gibi sen de alırsın” sadece bu kadar açıklama ona yeter.

IV. ÇOCUĞUN HEDEFİNİ KÜÇÜLTMESİ NE ANLAMA GELİR?

Çocuk, çevresi ve ailesinin ona uygun gördüğü, görücü usulü belirlenen hedefi, sınav yaklaşırken bırakıp, kendi gönlündeki hedefe yönelmesi, aslında bir olumluluktur.

Bu davranış, öğrencinin duygusal performansını arttıracaktır. Çünkü severek isteyerek yapacağı bir mesleğe yönelmiştir artık.

Bu nedenle ailelerin ve eğitimcilerin, hedef gerileten öğrenciden rahatsız olmamaları gerekir.

Bu sadece dışa karşı alınan bir önlem olarak da, karşımıza çıkar bazan. Aslında öğrenci böyle yaparak, beklenti baskısını azaltmaya çalışır.

V. ÇOCUĞUN AİLE VE ÇEVRESİ İLE OLAN İLETİŞİMİNİ AZALTMASI NE ANLAMA GELİR?

Çocuk yaklaşan sınavla birlikte üzerine yönelen meraklı ve beklenti dolu bakışlardan uzaklaşmak için, kendi odasına, kendi iç dünyasına çekilir.

Çünkü orada daha mutlu olur. Daha kolay motive olur. Konsantrasyonunu daha kolay gerçekleştirir.

Bu nedenle kendi içine kapanan çocuktan dolayı, ailelerin tedirgin olmaması, bunda bir olumsuzluk aramaması gerekir.

VI. YARDIMSEVER VE BAŞKALARININ SORUNLARI SAHİPLENME NE ANLAMA GELİR?

Buradaki psikoloji, faydalı bir şeyler yaparak, kendini iyi ve değerli olarak hissetmektir.

Çocuğun böyle yapmakla, çevreye vermeye çalıştığı herhangi bir mesaj yoktur. O sadece bunları kendi iç dünyasını rahatlatmak için yapmaktadır.

Fakat, derslerdeki başarının yerine, başkalarına yardım etmek konulduğu için, öğrenci başarısızlığı da kendiliğinden ortaya çıkar.

Bu sorun, hedefsizlikten kaynaklanan ve başarısızlık duygusu ile de daha ileri boyutlara ulaşan bir sorundur.

Çocuğa bir hedef konulup, o hedefin eğitim desteğinin de sağlanması ile bu durum ortadan kalkar.

VII. ÖĞRENCİNİN BEYİN UYUMASI YAŞAMASI NE ANLAMA GELİR?

Nedir bu beyin uyuması ve nasıl anlaşılır? Öğrencinin soruyu çözerken okuyup geçtiği satırları unuttuğunu düşünmesidir.

Böyle bir düşünce, aklının tekrar okuyup geçtiği satırlara gitmesine yol açar.

Aslında öğrencinin düşünceleri okuyup geçtiği satırlarla, okumakta olduğu satırların arasında kalır.

Beyin uyuması yaşayan öğrenci okuduğunu hemen tekrar etme alışkanlığına sahip olmayan öğrencilerde de görülür.

Diğer yandan hep bir öğretmen denetimde sınava hazırlanan ve kendi başına herhangi bir çalışma yapmayan öğrencilerde de, öğrencinin beyin uyuması durumu yaşanır.

Beyin uyumasını en yaygın yaşayan öğrenciler ise, özel ders alan öğrencilerdir.

VIII. ÇOCUĞUN SIK SIK TERCİH DEĞİŞTİREREK BUNU ÇEVRESİ İLE KONUŞMASI NE ANLAMA GELİR?

Burada sözünü ettiğim durum, öğrencinin asıl hedefi ile ilgili hayaller kurması değildir. Kaldı ki, öğrencinin hedefine yönelik hayaller kurması çok önemli ve faydalı bir şey olup ona motivasyon kazandırır.

Öğrenci, oturup anne ve babası ile, hangi üniversiteye gitsem, hangi ilde okusam, hangi bölümü tercih etsem gibi konuşmalara çok zaman ayırır.

Aslında bu, öğrencinin erken tercih psikolojisinden başka bir şey değildir.

Bu da öğrencinin konsantrasyonunu bozar. Çalışmalarındaki verimi düşürür.

IX. ÖĞRENCİNİN GÖRÜNTÜ GÜNCELLEMESİ YAPMASI NE ANLAMA GELİR?

Öğrencinin saçlarına çeşitli şekiller vermesi, iddialı kıyafetler seçmesi.

Kısacası görüntüsüne, derslerinden daha çok önem vermeye başlamasıdır.

Bu durum çocuğun, öğrencilikten uzaklaşıp, birey olma özelliklerinin baskın hale gelmeye başladığının göstergesidir.

Peki çocuğun öğrencilik değerleri neden azalmaya başlar? Çünkü; yorulmuş veya başarılı olacağına dair inancı azalmıştır.

Şunu unutmamak gerekir ki, öğrenci sadece konuları bildiğini düşünürse başarılı olacağına inanır. Bu nedenle başarı inancı kaybolan öğrenciye mutlaka eğitim desteği verilmelidir.

Değerli okurlarım, öğrencinin davranışlarını böyle birkaç başlık altında toplayabilmek elbette ki mümkün değil. Ben burada bu aylarda en yaygın olanları kaleme aldım ve sizlerle paylaşıyorum.

Bu konuda daha geniş bilgi almak isterseniz, her Pazar, Saat 11.30’da KANAL A’daki “Eğitim Editörü” programımızı izlemenizi öneriyorum.

Hoşça kalınız, sağlıcakla kalınız.

SÜLEYMAN BELEDİOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir