SINAV KORKUSU MU DERS KORKUSU MU?

Karabük’te seminerdeyim. Kapalı spor salonu tıklım tıklım dolu. Öğrenciler, o küçücük çocuklar merakla ilgiyle dinliyorlar. Salondan çıt çıkmıyor.

Anlattıklarımla ilgili arada bir salona dönerek sorular alıyorum. Eller kalkıyor, iniyor tekrar kalkıyor. Herkes bir soru sormak istiyor. Ama kimin sorusu olursa olsun herkes sorulan soruyu da yanıtı da pür dikkat dinliyor.

Karadeniz coğrafyasının çetin koşullarından kurtulmak ve büyük kentlere giderek okumak isteyen, hayatı sımsıkı kavramak, yaşama tutunmak isteyen bu öğrenciler, her şeyi ciddiye alıyor.

Bu yoğun tempo içinde, ısrarla el kaldıran ama bir türlü söz alamayan bir kızımıza söz hakkı veriyorum.

Öğrenci ayağa kalkıyor ve şu soruyu soruyor: “Hocam ben sınavdan korkuyorum. Ne yapsam bu korkumu yenemedim.” Peki bu korkuyu yenmek için ne yaptın diye soruyorum. Öğrenci; “Psikologa gittim, rehber öğretmenimle konuştum, rahatlatıcı önerilere uydum (gezme-hobi-eğlence gibi) ama sınav korkum geçmedi.”

Öğrenciye bir soru daha soruyorum: “Senin en başarılı olduğun ders hangisi?”

Öğrenci ne alakası var edası ve ruh hali içinde, şaşkın jest ve mimikler göstererek “Türkçe” diyor ve öğrenciye son sorumu soruyorum: “Sorular sadece Türkçeden soruluyor olsaydı, sen yine de sınavdan korkar mıydın?”

Öğrenci bu soruya açık, net ve güven dolu bir yanıt veriyordu: “Tabi ki korkmazdım.”

Bu son diyalog öğrenciye, sınava, sınav korkusuna, derslere nasıl bakılması gerektiğini de açıkça ortaya koyuyordu.

Çocuk aslında sınavdan korkmuyordu. Onun korkusu tam anlamıyla bir ders korkusu idi.

Eksik olduğu, soru geldiği zaman yanıtlama zorluğu çekeceği dersler dolayısıyla sınava girerken korku yaşıyordu.

Bu korku sadece tam öğrenemediği dersin konularından kaynaklanıyordu. Zaten benim soruma verdiği “sadece Türkçeden sorsalardı sınavdan korkmazdım” yanıtı da bunu doğruluyordu.

Eğer çocuk gerçekten sınavdan korkuyor olsaydı, psikoloğa gitmekten dolayı iyi bir sonuç alırdı.

Sınav korkusu; öğrencinin derslerinin çok iyi olmasına rağmen hala sınavdan korkması durumunda, varlığı kabul edilebilecek bir şeydir.

Yani gerçek sınav korkusu psikolojik bir durumdur. Oysa ders korkusu doğrudan doğruya öğrenilmemiş olmakla ilgilidir. Bunun asla psikolojik bir yanı yoktur ve yine asla psikoterapi ile sonuç alınamaz.

Özellikle ailelerin çocuklarına, ailelerin öğretmenliği dediğimiz rehberliği sağlıklı bir şekilde yapabilmeleri için bunlara çok dikkat etmesi gerekmektedir.

Bugün sınavlara giren öğrencilerin sadece %1’inde gerçek anlamda sınav korkusundan söz edilebilir.

Bu bir araştırma ürünüdür. Yıllarca öğrencilerin içerisinde, onlarla yüz yüze ortamları paylaştım. Öğrenciler öğrendikleri derslerin sayısı arttıkça sınavdan dolayı duydukları korkuları azalıyor ve sonunda da ortadan kalkıyor.

Ama şu da bilinmeli ki, sınav korkusunu gerçek anlamda yaşayan ailelerdir. Bugün sınav korkusunu ailelerin %90’ı yaşamaktadır.

Ailelerin bu büyük oranda yaşadığı sınav korkusu kontrolsüzlük duygusundan kaynaklanan bir korkudur.

Yani aileler ne yapsalar çocuklarının sınav anında bir sorunla karşılaşacağını ve bunu aşamayacağını düşünerek büyük bir korkuya kapılırlar.

Bu korkuyu daha çok, çocuklarının her sorunu kendileri halleden aileler yaşar.

Tabi burada kötü olan şey, bu korkunun bulaşıcı olmasıdır. Bence sınavdan korkan ailelerin kendilerinin bir psikoloğa danışarak bu korkularını yenmeleri gerekmektedir.

Biz ailelerin sınav korkusunu sonraki haftalarda yeniden ve daha geniş bir şekilde ele alacağımızı belirterek şimdi tekrar öğrenciye dönmek istiyoruz.

Öğrenci sınav korkusunun ders korkusu olduğunu düşünmeli ve konuları öğrenmeye çalışmalıdır.

Öğrencilere, sınav korkusunun üstüne gitmektense eksik konuların üstüne gitmelerini öneriyoruz.

Hoşça kalınız.

Süleyman BELEDİOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir