SAAT VE GÖZ DOLDURMAK

Evet saat ve göz doldurmayalım. Kafamızı, belleğimizi dolduralım. Uzun saatleri masada geçiren öğrenci, anne ve babasının gözünü mü yoksa kendi kafasını mı doldurduğunu iyi düşünmelidir.

Sınavın yaklaştığı bugünlerde aileler öncelikle çocuklarının sıralamasına sonra da çalışma sürelerine bakıyor. Bunu iyi bilen öğrenci ise, masada çalışma pozisyonunda uzun saatler kalarak, ailenin “çalışmadın” suçlamasından kurtulmaya çalışıyor.

Öğrencinin “çalışmadın” suçlamasından kurtulma girişimi ona pahalıya patlıyor. Çünkü, öğrenci “çalışsam da olmuyor, ben zeki değilim” düşüncesine kapılarak, sonraki yıllarını da tehlikeye atıyor.

Aileler, çocuğun çok çalışmasına karşın yeterli başarı düzeyine ulaşamaması durumunda şunları dikkate almalıdır:

I. Konu bağlantılarındaki eksiklikleri gidermediği için konuları parça parça ve birbiri ile ilişkisiz bir şekilde öğrenmeye çalışmanın sonucu olan “ezber” durumu yaşanmaktadır. Ezber ise, soruların doğru yanıtlanmasında kullanılabilen bir bilgi türü değildir.

II. Aktivite ve hobilerine zaman ayıramayan öğrenci, bunlara derslerinin ve ailenin engel olduğu düşüncesine kapılarak aileye ve derslere karşı öfkeye kapılması.

Öfke, bilinci kapatır. Öfke dersten daha önce algılanır. Öfkeye kapılan öğrencinin beynindeki öğrenme bölgesi devre dışı kalır.

Oysa, öğrencinin, plan ve programında aktivite ve hobilere de yeterince yer verilmiş olsaydı, öğrenci severek ders çalışır, kalıcı ve hızlı bir şekilde öğrenirdi.

III. Öğrenci sınava sadece soru çözerek çalışıyor, hiç konu çalışmıyordur. Oysa özellikle LYS öğrencileri ağırlıklı olarak konulara çalışmak ve konuları birbirine bağlamak zorundadır.

Birbirine bağlanmayan bilgi beyinde tutunacak yer bulamaz ve ezber bilgi kategorisine girerek çabuk unutulur.

OTOBÜS DURAĞINDA DİNLENİYORUM

Bir gün bir öğrenci bana böyle demişti. “Hocam ben dershaneden çıkınca arkadaşlarımla yavaş yavaş otobüs durağına kadar yürüyorum. Çok dinlendirici oluyor.” Çocuk tamı tamına böyle söylemişti.

Ailelerin masaya mahkum ettiği çocuklarının başarısızlığından birinci dereceden sorumlu olduklarını unutmamaları gerekmektedir.

BEYİN MOLA ANINDA ÖĞRENİR

İnsan beyni, çalıştıktan sonraki, çalışmadığı, beynin serbest bırakıldığı zaman aralığında öğrenir.

Aralıksız çalışan öğrencilerinin öğrenemeyip ezberlemesindeki temel etken budur.

Aileler çocuklarının masadan kalkıp dinlenmeye başlamasını dört gözle beklemelidir.

Ancak aileler masadan kalkan çocuğu dört gözle değil dört sözle bekliyor.

DÖRT SÖZ

1. Ne çalıştın?

2. Ne kadar soru çözdün?

3. Kaç yanlışın var?

4. Ne zaman başlayacaksın?

İşte bu dört söz, oluyor dört baskı, dört öfke, dört engel, dört dert.

Çocuğun çalışma ve öğrenme aşamasının bu kadar baskı altına alınması, öğrenmeyi engelleyen bir etken olarak ortaya çıkıyor.

Birlikte başaracağız. Bunu hiç unutmamanız dileği ile…

Hoşça kalınız.

Süleyman BELEDİOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir