RAPORLU ÖĞRENCİLERE UYARILAR

Bugünlerde okullar rapor alan öğrencilerle boşalırken, eğitim sistemimiz de adeta çökmüş duruma geldi.

Nereden çıktı bu rapor almalar?

Daha bundan on yıl öncesinde böyle bir şey yoktu. Öğrenciler son ana kadar okul ile dersaneyi ve sınava hazırlanmayı birlikte yürütürdü.

Aslında okullardan dersanelere, dersanelerden birebir özel kurslara, oradan da sağlık raporlarına uzanan, öğrencilerin bu yol hikayesine bakıldığında, bunu dersanelerin değil, özel ders arayışında olan öğrenci, veli ve özel ders veren öğretmenlerin ortaklaşa yarattığı bir olgudur bu.

Çünkü öğrencilerin rapor aldığı dönemlerde, dersaneler çoktan konularını bitirip, tekrarlara geçmekte, öğrencilerin eksikliğini kapatma yönünde yeni planlar yapmaktaydılar. Bu süre içerisinde yeterli seviyeye gelmediğini gören öğrenciler, okulu devre dışı bırakarak bütün zamanını birkaç özel test çözücüsü ile birlikte sınava kadar umudunu sürdürmeyi çok pahalı da olsa satın almaya başladılar.

Sağlık raporu alarak, sınava hazırlanmaya başlayan öğrenciler üzerinde yaptığım araştırma ve gözlemlerde şu sakıncalı sonuçlara ulaştım:

I. Öğrenci, okuldan boşalan ve genişleyen zamanını sınava kadar tam ve verimli olarak dolduramaz. Bu süreç içerisinde, çalışmamayla barışık hale gelir. Yavaş yavaş çalışmayı bırakır.

II. Zaman genişliği, çalışmayı sere serpe yürütme gibi bir davranışın ortaya çıkmasına yol açar. Öğrenci dinamizmini yitirir, rehavete kapılır.

III. Yıllarca okula gitmediği dönemler onun için hep tatil dönemleri olduğu için, tatil başladı havasına girip öğrencilik yörüngesinden çıkabilir.

IV. Büyük bir gayret ile boşalan zamanını doldurmak isteyen öğrenci, bunu konu çalışmak gibi zahmetli bir iş ile başaramayınca “Test-minatör” durumuna gelir, sürekli test çözerek rahatlama yolunu seçer. Bu, konu çalışmayı ihmal eden öğrencinin ise netleri hızla düşüşe geçer.

Peki doğru olan nedir?

Tabi ki, sağlık raporu almayan öğrenciler okullarda vakit öldürme durumuna düşerlerse, rapor almayıp okuluna bağlı olan öğrenciler bundan büyük zarar görürler. Bu durumlarda okul idarelerinin çok hızlı bir şekilde müfredatı, sınava hazırlanan öğrencilere takviye verilmesi niteliğine dönüştürmeleri gerekir. Yani zaten müfredatın içeriğinde olan, sınavda soru gelen konuların anlatılıp, testlerin uygulanması ve yapılan yanlışların tartışılması şekilde bir eğitime son bir ay içinde geçilmelidir.

Diyelim ki öğrenci gitti rapor aldı. Peki öğrenci bu dakikadan itibaren neler yapmalıdır?

Öncelikle çok gerçekçi bir çalışma programı yapmalıdır.

Yani, eksikliklerini saptayıp onları giderici bir çalışma içerisine girmeli. Konu dinleme, konu çalışma, test çözme ve dinlenmeyi dengeli bir şekilde yapmalı. Netleri düşük ise çok konu çalışmayı içeren bir çalışma programı düzenlemelidir. Sadece, çok iyi olduğu derslerde test çözümlerine daha çok ağırlık vermelidir.

Çalışmalarında daima, önce konuya dikkatlice çalışıp, sonra o konunun testlerine bakmalı ve yaptığı yanlışları incelemeye almalıdır.

Konu çalışmak ise üç kısımdan oluşur; Konuyu dikkatlice çalışıp o konuyla ilgili en çok 30 sorudan oluşan bir test çözmek ve bu testten çıkan yanlışları incelemek ve bu yanlışları neden yaptığını bulmaktır.

Sadece test çözmek amacıyla yapılan çalışma ise, konuya hiç çalışmadan bir deneme sınavı çözmek ya da yüzü aşkın bir oranda test çözmektir.

Sakın ha!

diyoruz öğrencilerimize, sağlık raporu alıp, sabahtan akşama ders dinlemekten yorgun düşüp, evde çalışmama gibi bir duruma sokmayınız kendinizi. Ders dinleme ile kendi başınıza çalışmayı dengeli bir şekilde ayarlayınız.

Öğrenciler sağlık raporu alır almaz, yersiz, amaçsız ve neden katıldığını dahi tam olarak bilmediği etütlerle vakit geçirmeye başlıyor. Bu yanlış duruma sürüklenmeyiniz. Çünkü sürekli ders dinleyen öğrenci, sadece konuları tanıma aşamasında kalır. Konuları tanıma aşaması ise soruların çözülebildiği bir aşama değildir.

Son olarak öğrencilere şu öneride bulunmak istiyorum:

Rapor aldığınız için boşalan zamanınızın sadece %25’ini yeni derslerle doldurunuz. Kalan kısmını evde veya kütüphanede kendiniz çalışarak doldurmalısınız.

Hoşça kalınız.

SÜLEYMAN BELEDİOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir