POZİTİF OLUNUZ

Geçenlerde TV kanallarından birinde “SBS sorularını en iyi ben yanıtladım” diye heyecanla övünen bir sunucuya rastladım.

İlk aklıma gelen, sınavla hiç alakası olmayanların dahi, bu sınavları hırs meselesi yapmasının ne kadar zararlı olduğuna ilişkin düşünce oldu.

Öğrencilerimizden daha fazla hırslanmamalıyız, onlardan daha fazla kaygı, rekabet ve stres altına girmemeliyiz.

Çünkü bizlerin kaygı, stres ve hırs gibi duyguları, öğrencileri katlanarak etkilemektedir.

Biz hafif stres oluruz, onlar çok ağır strese sürüklenirler. Biz biraz telaşlı oluruz, onlar anında çok telaşlanırlar.

Yazıma çok gergin bir sunucunun, cepheden haber verir tavırlarıyla, eğitim programı yapmaya çalışmasından bahsederek başladım.

Çünkü ekran sihirli bir güce sahip deriz hep. Toplumu, olumluya da olumsuza da yönlendirebilen ekranda, seçilen konulara, seçilen yöntemlere ve seçilen yüzlere çok dikkat edilmesi gerekmektedir.

Eğitimcilerimizden en büyük ricamız, öğrencilerle sözlü değil, yüz ve vücut dilinin verdiği rahatlatıcı mesajlarla iletişim kurmalarıdır. Bunu yapamıyorsak ortalıkta çok görünmemeliyiz ve az konuşmalıyız. Hele hele TV’de programlarında “düşmana ağır kayıplar verildi” sözleri ağızlarından dökülüverecek gibi konuşanlar, tek bir kelime dahi etmemeli.

Bizler;

Rahat olalım ki, çocuklar da rahat olsun.

Pozitif düşünelim ki, çocuklar da pozitif düşünsün.

Sakin olalım ki, çocuklar da sakin olsun.

Onların kazanacağına inanalım ki, çocuklar da bu inanca sahip olsun.

Onların son şansı olduğunu düşünmeyelim ki, onlar kendilerini baskı altında hissetmesinler.

Seneye Kolay Bir Sistem Geliyor

TRT-Türk’de Selin Iğnak Özgürün’ün yaptığı çok güzel ve faydalı bir program var. Saat 15.15’de yayına giren Anlamak Lazım adındaki programa, ÖSYM başkanı Ünal Yarımağan konuk olmuştu. Benim de telefonla katıldığım programda Ünal Hoca, programda güzel ve faydalı şeyler söyledi.

Benim dikkatimi en çok çeken şey, “önümüzdeki yıllarda, açık uçlu sorular sormaya başlayacağız ve sadece teste dayalı eğitimin önüne geçeceğiz.” demesi oldu.

Öğrenci artık “aşağıdakilerden hangisi” koşullanması ile bir bilgiyi öğrenmeye çalışmayacaktır. Bilimsel açılımları, okullarında öğrenip, yine bu sorulara önce okullarında yanıt verip, sonra üniversite sınavına girecekler.

Soru Sayısı Arttıkça Sınav Kolaylaşır

Bazı çevreler bilerek ya da bilmeden sistematik olarak “seneye çok sayıda soru sorulacak ve sınav çok zor olacak” tarzında yorumlar yapıyor.

Oysa sınavda, bir dersten 15 soru gelse de bütün konulara çalışıp öğrenmek zorundayız, 150 soru gelse de.

150 soruya göre oranlarsak, 15 soru sorulan bir sınavda tek bir yanlış, sınavı kaybetmeye neden olurken, 150 soruda çok sayıda hata yapma hakkı vardır.

İnsanların konuya neden bu pozitif açıdan bakmak istemediklerini gerçekten çok merak ediyorum.

Sevgili öğrenciler, lütfen sınava rahat giriniz. Önümüzdeki yıl zor sınav olacak dedikodularına inanarak, kendinizi olumsuz düşünceye sürüklemeyiniz. Aksi halde bu durum başarınızı da olumsuz etkiler.

Sadece kendisini düşünen insanların önce özsaygısı azalır, sonra özgüveni. Kendisinden başkasını düşünmeyen insanlar, mutsuz, öfkeli, kaygılı ve stresli olurlar.

Sevgili gençler, sınav sabahı tanıdığınız bütün arkadaşlarınıza da, kalpten başarılar dilemeyi unutmayınız. Onların da başarılı olmasını gönülden isteyiniz. İsteyin ki; güzel bir duygu bütün benliğinizi sarıp sizi rahatlatsın. Unutmayınız ki olumlu düşünce, duygusal enerjinizi arttıracaktır.

Güzel ülkemizin güzel gençleri, sınavınız da yaşamınız da güzellik ve başarılarla geçsin.

Var olmamız, yaşamı tatmamız, sağlığımız, anne-babamızın o sımsıcacık varlıkları ile yanımızda olması, zaten yaşamı başardığımızın kanıtı değil midir?

Sevgiyle, sağlıcakla, mutlulukla kalınız.

Sınavlarınızda başarılar diliyorum.

Hoşça kalınız.

Süleyman BELEDİOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir