ÖSS SONUÇLARININ GÖSTERDİKLERİ

Rakamları okumak ve onları hafızamızda tutmak ayrı, rakamların dilini çözmek, verdiği mesajları, ortaya koyduğu gerçekleri görebilmek ayrıdır.

ÖSS’de 30 bin kişinin sıfır çekmesi, 704 bin 712 öğrencinin Fen 1 testinden tek bir net dahi çıkaramaması, Fen 1 testinin ortalamasının 4 olması yoğun bir şekilde tartışılırken, gazetelerde ve televizyonlarda görüş ve önerilerde bulunanlar sorunun kaynağını doğru olarak saptamış görünmüyor.

Herkes hep bir ağızdan bu sonuçların ortaöğretimin çökmesi anlamına geldiğini söyleyerek, bütün sorumluluğu eğitimimizin temel direğinin üzerine yıkmaya çalışıyorlar.

Oysa, ortaöğretimin yerine geçmeye çalışan, ama asla en kötü bir ortaöğretim kurumunun dahi donanımına sahip olmayan dershaneler, kendi tekrar ve uygulama yapma görevlerini, işlevlerini bir yana bırakarak eğitimin lokomotifi olmaya kalkışmışlar ve bütün sorun da buradan patlak vermiştir.

Oysa dershaneler, eğitimin lokomotifi değil, itici gücü yani destekleyici yardımcı unsurudur.

Peki bu rol karmaşası nereden ortaya çıktı?

Dershanelerin, “konu hiçbir şey, test çözmek her şey” anlayışını benimseyip bunu sermaye güçlerini de kullanarak medyaya taşımaları ve bu yolla milyonlarca öğrenci ve ailenin beynine bunu kazımaları öğrenci ve velilerin de tek doğru olarak bunu kabul etmesi bütün sorunun ve başarısız sürecin başlangıcı oldu.

Eskiden dershaneler, sadece dershane idi. O dönemlerde, öğrenciler konuları okullarda dinler, dershanede ise tekrarlar yapılır, eksiklikler giderilir ve test üzerinden pratik ve uygulamalar yapılırdı.

Zaten doğru olan da, işin doğası da buydu. Ancak geçen zaman içerisinde dershaneler, yayın satan, kitap, dergi, yaprak test üreten kuruluşlar oldu. İşte bu dönüşüm ile birlikte, test çözdürmek temel amaç haline geldi. Konu anlatımı çok önemsenmemeye başladı. Test çözmenin önemini kendi sponsorlu programlarında kendi eğitimcilerine uzun uzun anlattırdılar.

Bir de buna, konuyu ilk anlatan dershane olmaya başlayıp, konu anlatımlarında okulun önüne geçilmesi eklenince, öğrenciler zaten dershanede dinledikleri konuları okullarda dinlememeye başladılar.

Bu basit ve küçük ayrıntı ortaöğretim kurumlarının içten içe çökmesine yol açtı.

Diğer yandan bir de buna dershaneler arası rekabetin etkisiyle ikinci dönem rapor alıp, okulu tamamen bırakmalar başlayınca, bugünkü çok vahim sonuçlar ortaya çıktı.

OKUL OKULLUĞUNU, DERSHANE DERSHANELİĞİNİ BİLMELİ

Okul konuyu anlatır, dershane tekrar ve uygulama yapar dedik. Bugün dershaneler ya uygulama boyutunda ya da sadece konu anlatma boyutunda kalmaktadır.

Çünkü, dershaneler, tam donanımlı eğitim kurumları olmayıp, yardımcı, destekleyici tamamlayıcı eğitim kurumlarıdır. Donanımları da sadece yardımcı kurum olmaları ile ilgili materyallerdir.

Öğrenciler, dershanelerin, okulları hiçe sayarak oluşturduğu anlayıştan dolayı çok zarara uğruyorlar. Aslında bundan dershanelerin kendisi de zarara uğruyor.

Çünkü, dershaneler öğrencilerin ve velilerin bitmez tükenmez istekleri karşısında adeta eziliyorlar.

Dershaneler, okulların, yıllarca basamak basamak yerine getirdiği görevi, sadece 8 ayda yerine getirmeye çalışıyorlar. Bu da kurumu da öğretmeni de yoğun bir stres altına sokuyor ve istenilen başarı elde edilemiyor.

OKULUN YERİNE DERSHANE, DERSHANENİN YERİNE ÖZEL DERS

Dershaneler okulların işlevini bitirip, kendi asıl işlevleri olan, takviye programını uygulayamayınca, bu defa özel ders patlaması yaşandı.

Nasıl dershaneler ortaöğretime büyük bir zarar verdiyse, dershanelere de özel dersler büyük oranda zarar vermektedir.

Maalesef her olumsuzluk başka bir olumsuzluğu meydana getirerek ilerliyor.

Sonuç olarak, eğer dershanelerin okullar üzerindeki baskısını kaldıracak bir önlem alınmaz ise, ortaöğretimin sorunları sürecektir.

Devletin en yetkili makamından gelen “dershaneler garabettir” eleştirisine karşı ayaklananların hepsi sorun tespiti için yazdıkları yazılarda gösterdikleri tepkiler kadar yanlışlıklarla doluydu.

Devletin en tepesinden gelen bu eleştiri aklı selim bir şekilde, değerlendirilip sorunun üzerine gitmek var iken, hemen karşı çıkmak eğitimimiz adına çok talihsiz bir yaklaşım olmuştur.

Oysa bu eleştirinin ağırlık noktası, dershanelerin varlığı değil, tuttukları yolun garabet olduğu noktasındadır. Konuya nasıl ve nereden bakacağını bilmeden her şeye karşı çıkan eğitim yazarlarının kaçırdığı nokta buydu.

Süleyman BELEDİOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir