ÖĞRENCİYE PROGRAM YAPMAK

1953 yılında Amerika’da Yale Üniversitesi’nde yapılan ciddi ve uzun soluklu bir araştırmada öğrencilere iki soru sorulmuş: 1) Yazılı olarak belirtebileceğiniz bir hedefiniz var mı? 2) Hedefiniz var ise buna ulaşmak için bir plan ve programınız var mı?

Öğrencilerin sadece yüzde üçü yazılı bir hedef ve bu hedefe ulaşmak için düşündükleri plan ve programı bildirebilmiş. Yirmi yıl sonra, bu plan ve program bildiren öğrencilerle tekrar görüşülmüş ve ortaya şöyle bir tablo çıkmış. Bu yüzde üçlük dilimdeki öğrencilerin, yüzde doksan yedisinin, çok iyi yaşam koşullarına, kariyere ve toplumsal statüye sahip olduğu görülmüştür.

Plan ve programsız bir şekilde yola çıkanların elde ettiği iyi şeylerin tamamının tesadüf kazanılmış olmasından dolayı bunların uzun vadede korunamadığına kendi çevremizde çoğu zaman şahit olmuşuzdur.

“Şans kapıyı bir kez çalar” söyleyişi ve bu mantığı sürekli eleştiren bir eğitimci olarak şunu açıkça belirtmeliyim ki “Kapıyı şans değil bizler çalmalıyız.” Aslında, plan ve programsız ve de hedefsiz olan insanların tesadüfen elde ettiklerini koruyamadıklarını anlatıyor bu “Şans kapıyı bir kez çalar” söyleyişi.

Çoğu zaman gözden kaçırdığımız bir şey var ki, o da hedef belirleyip, buna ulaşmak için plan ve program yapmamız halinde işlerimizin çok kolaylaşmasıdır. Bizlerin zor diye düşündüğü şey o yapılan plan ve programa uymaktır. Elektrik direğine tırmanan bir teknisyen şu iki yoldan birini seçebilir, ya hiç sevimli olmayan kancalı ayakkabıyı giyer çok rahatlıkla yol alıp aşağıya doğru kayma sıkıntı ve stresi çekmeden işini yapar, ya da elleri ile tırmanarak, bir metre yukarı yarım metre aşağı kayarak işini yapmaya çalışır. İşte bazılarımız için plan ve program kancalı ayakkabı gibi sevimsiz olmasına rağmen mutlaka uymak zorunda olduğumuz bir şeydir. Başarı da bu mantıklı davranıştır.

NLP (beyin ve dil programlaması) nin önemli uzmanlarından biri olan, Harry Alder; başarıya giden yolda uygulanan ilkelerin “doğru olmaktan çok yararlı olması” gerektiği üzerinde durur.

Gençler için doğru olan hiç şüphesiz ki, onları bir odaya kapatıp, ülke gerçeklerinden kaynaklanan bu amansız sınavlar yarışına sokmak değildir. Genç, özgür kimliği ve yaşama sevinci ile kendisini ortaya koyar. Ama bu sınavlar, bu yarış ortamı ve ailelerin çocuklarının geleceğini garanti altına alma düşünceleri, gençlerin ne özgürlüğünü, ne de yaşama sevincini ortada koydu.

Fakat, değiştiremeyeceğimiz gerçeklerin peşine takılıp kaybolup gitmektense, eğer yarış varsa, o yarışın kurallarına göre davranmak ve başarılı olmak gerekir. İşte benim de her kelimesine gönülden katıldığım, “başarıyı doğru olanı yapmaktan daha çok, yararlı olanı yapmak getirir” anlayışını benimsemek başarılı olmamızda çok büyük bir rol oynar.

Öğrenciye program yapmanın ilk adımı; öğrencinin programa uymasını sağlamak için yapılacak olan motivasyon amaçlı hazırlıktır.

Motive olmamış bir öğrenciye yazılı program hazırlamak öğrencinin çantasında duran bir evrak olmaktan öteye gidemez.

Öncelikle yapılması gereken şey, öğrencinin o programa uymasının gerekçesi niteliğini taşıyan bir “hedef” yani kazanmak istediği bir okul veya bölüm saptanmalıdır. Bu da yetmez, hedefi hayallerle süslemek ve öğrencinin elde etme arzu ve isteğini artırmak gerekir. Bütün bunları yaparken diğer yandan da onun özgüvenini artırıcı pedagojik yaklaşımları ortaya koymak gerekir. Ona, başarılı olacağını kendisine güvendiğinizi hissettirmek söz ile değil daha çok, vücut dili ve bakışlarla mümkün olmaktadır.

Öğrenciye yazılı bir program vermeden bir hafta önce onu programa uyumlu hale getirmek için motivasyon dönemi yaşanmalıdır. Bu bir haftanın sonunda da her geçen gün yoğunlaştırılan bir program uygulanmaya başlanmalıdır.

Şimdi gerek OKS gerekse de ÖSS’de başarılı olmak için gerekli olan kuralları ve programla ilgili ayrıntıları sizlerle paylaşmak istiyorum:

I. Öğrencinin seviyesi (netleri) yükseldikçe konu çalışmaya ayırdığı zaman azalmalıdır. Yani öğrenci bir konuyu tam olarak öğrenmiş ise, o konu ile ilgili sürekli olarak test çözüp, pratiğini arttırma yolunu seçmelidir. Bu, unutmanın önüne geçmek ve soruları hızlı çözmek gibi yararlar da sağlayacaktır.

II. Öğrencinin seviyesi düştükçe (netleri düştükçe) konu çalışma oranı artmalıdır. Çünkü, test çözerek bir konu öğrenilemez. Test çözmek sadece öğrendiğimizi pekiştirme ve eğer varsa o konu ile ilgili eksikliklerimizi saptamaya yardımcı olacaktır. Bu nedenle netleri düşük olan öğrenciler, mutlaka konu anlatımlı, test çözümlü kaynaklar üzerinden sınava hazırlanmalıdır.

Sakın ha!

Sevgili öğrencilerim, bir konuyu test çözerek öğrenmeye kalkışmayınız, size test çözdürerek konuyu öğretmeye çalışan uzmanların önerilerini mutlaka tartışmaya açınız.

III. Aralıksız çalışmak aslında en büyük aralıkla çalışma halidir.

Öğrencilerin yaptıkları çalışma programlarında mutlaka her 40-50 dakikada bir 10 dakika kadar mola verip zihinlerini toparlamaları gerekir. Ancak test çözerken iki veya üç saat aralıksız test çözümü yapabilirler.

Sakın ha!

Sevgili öğrencilerim, çalışma aralarında, telefon görüşmesi, internete girme gibi bir anlayış ve tercih benimsemeyiniz. Çalışma aralarında, çalıştıklarınızı kafanıza yerleştirmeye çalışınız.

IV. En zayıf olduğunuz ve katsayısı yüksek olan dersi en verimli saatlerinizde çalışınız ve bu derse daha çok zaman ayırınız.

V. Öğrenciler test çözümlerini şu amaçlar için yapmalıdır:

a) Pekiştirme amaçlı test çözümü: Bu tür test çözümü hemen ders sonrası yapılır. Ortaya çıkan yanlışların çok olması halinde yeniden çalışılır.

b) Hız amaçlı test çözümü: Bu, zaman sınırlaması konularak yapılan test çözümüdür. Ancak hız amaçlı test çözümleri tam olarak öğrendiğimiz konular için geçerlidir.

c) Seviye kontrol amaçlı test çözümü: Bu, deneme sınavında hangi teste ne kadar zaman ayıracağınızı saptayıp o zamana uyma koşulu ile yapılan test çözümüdür.

d) Kontrol amaçlı test çözümü bu öğrendiklerimizi soru üzerinde uygulamak amacıyla yapılan test çözümüdür. Anlatılanı okuyup, sonra onunla ilgili hemen bir test çözmektir. Hız ikinci planda tutulmalıdır.

Sevgili öğrencilerim başarılı olmak istiyorsanız mutlaka bir hedef belirleyiniz ve o hedefe ulaşmak için plan ve program yapınız.

Yapılacak olan program mutlaka size özel olmalıdır.

Hoşça kalınız.

Süleyman BELEDİOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir