ÖĞRENCİNİN ÖZGÜVEN SORUNU

Eğitimci, veli ve ilgili olan herkesin şunu çok iyi bilmesi gerekiyor ki, öğrencinin özgüveni onun dış güvencesi ile ters orantılıdır. Yani öğrencinin ders çalışırken, soru çözerken, onun yanı başında sürekli duran bir öğretmenin olması, ona çok büyük bir dış güvence verir. Bu da, öğrencinin, yalnız girdiği sınavda, özgüven oluşturmasını engeller.

Ailelerin burada yapması gereken şey, çocuklarının eğitimini daha çok grup içerisinde sürdürmeleri yönünde bir eğitim anlayışı benimsemeleridir. Hep bir yardımcı ile, hep bir çekici ile yol alan öğrenciler, sorunları ve soruları tek başlarına çözemezler. Oysa, bu sınavlar, hep tek başına kat edilecek yollar niteliğindedir. Sınavda yanı başında bir öğretmen göremeyen, öğrenci bir anda korku ve paniğe kapılacak ve bilgileri üzerindeki kontrolünü kaybedecektir. Eğer aileler, çocuklarına özel ders aldırıyorlarsa öğretmene mutlaka şu kuralı koymalıdırlar:

“Öğrencinin çözemediği soruyu asla çözme.” Bu kural öğretmenin konuları anlatması, öğrencinin dikkatlice dinlemesi ve çözemediği soruları uğraşarak, araştırarak kendisinin çözmesini içermektedir.

Öğrencinin özgüven sorunu yaşamasında, yaptığı çalışmaların sonucunu alamaması da önemli bir yer tutar. Öğrencinin, çalışmalarından dolayı, hemen yeterli seviyede bir sonuç beklemesi, oldukça yanlış olur. Çünkü eğitimin sonucu öğrenciden öğrenciye değişen bir durum gösterir. Bunu bilen öğrenci özgüven sorunu yaşamaz ve çalışmalarını sürdürür.

Sıralama rekabeti, öğrencilerin yaşadığı en olumsuz psikolojilerden biridir. Zaman zaman istemediği sıralara gerileyen öğrenci, başarısını unutur ve sadece sıralamaya odaklanır. Bu da onda özgüven sorununu yaratır. Oysa öğrencinin sıralama değil, çalışma rekabeti içerisine girmesi gerekir. Çalışma rekabeti; en çok çalışan öğrenci kadar çalışmayı hedeflemek anlamına gelir. Bu da ondaki özgüveni arttırır.

Elbette ki, öğrencinin çevresinin pozitif mesajlar vermesi, yani duruşları ile bakışları ile ona güvendiklerini ortaya koymaları, öğrencinin özgüvenini arttırır. Çoğu zaman kelimelere dökülen güven ifadeleri, öğrenci tarafından bir güvensizlik olarak algılanır. Bu nedenle sık sık söylenen “sana güveniyoruz” ifadeleri öğrenci tarafından “sana güvenmek istiyoruz” şeklinde algılanır. Çocuğa, bir öğrenci olarak güvenmek, onun çalışmalarını yürüttüğü sürece, hedeflerine saygılı olmaktan geçer. Onu yerli yersiz korumaya kalkışmamaktan geçer.

Öğrenci kendisini, kendi yeteneklerini iyi tanır ise, neyi ne kadar yapacağını bilir. Yeteneklerini tek tek ayrıştırıp, o alanlarda yükselme, başarılı olma yolunu seçer. Bu da ona özgüven verir.

Ailelerin çocuklarına monte ettikleri ve benim “montaj ideal” olarak adlandırdığım bir takım yanlış yönlendirmeler çocuklarda, öğrencilik özgüveninin oluşamaması gibi bir sonucun ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Oysa yapılması gereken şey, çocuklarının benimsediği bu ideali destekleyip, onların bu uğurda planlı ve programlı olmasını sağladıktan sonra, yükselen başarı grafiğine bağlı olarak, idealleri, onun da görüşleri alınarak yeniden düzenlenmelidir.

Ailelere son olarak şunu öneriyoruz ki, sakın ha! çocuğunuzun etrafını büyük objelerle kuşatıp, onun özgüveninin oluşmasını engellemeyiniz.

Hoşça kalınız.

SÜLEYMAN BELEDİOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir