ÖĞRENCİLERİN KIRILGAN HAYALLERİ

Okulların ve diğer eğitim kurumlarının, eğitim ve öğretime başladığı Eylül-Ekim ayları, öğrenciler ve onları başarıya ulaştıracak olan unsurlar açısından oldukça önemlidir.

Öğrenci, genç olmanın da getirdiği hayal gücü ve enerji ile, eğitim döneminin hemen başında, Eylül ve Ekim aylarına hedefe ve başarıya kilitlenmiş olarak başlar.

Ancak, hem genç yaştaki öğrencinin hem de çocuk yaştaki öğrencinin hayalleri kırılgandır. Aksilikler, öğrencilik adına iyi gitmeyen bir şeyler, bir öğretmenin ilgisizliği, yaşanılan bir dikkatsizlik, ailelerin haksız düzeydeki beklentileri, çocuk yaştaki öğrencinin de, genç öğrencinin de hayallerini kırıverir bir anda.

EKİM AYI HAYALLERİN KIRILDIĞI AYDIR

Öğrenci; başaracağım, çalışacağım, bir öğrenci olarak üzerime düşen her şeyi yapacağım diye başlar Eylül-Ekim aylarına demiştik.

Öğrenci ilk başlarda dikkatlidir. Sınıftaki matematik öğretmenin, konuya aklına gelen yerden başlamasına da, sırtını dönmüş olan öğretmeninin bütün ders boyunca yüzünü görmeye çalışmak zorunda kalsa da, soru sorduğu zaman, öğretmeni “bunu anlamayacak ne var ki?” diye söze başlasa da, anlamış gibi yapan, ama aslında anlamayan, fakat anlamadığını belli edenlere gülen arkadaşlarına rağmen öğrenci, hayallerini yaşatmak için büyük bir mücadele verir.

Ekim ayı öğrencilerin gel-gitlerinin çok olduğu bir aydır. Bu dönemin en tehlikeli yanı, öğrencinin bu gel-gitlerini çevresiyle paylaşmayıp, bütün bunları kendi iç dünyasında yaşamasıdır.

Öğrenci daha işin başında etrafındakilere bir bozgun yaşıyormuş izlenimini bırakmak istemez. Bu nedenle kendisini kasabildiğince kasar. Sorunu sadece kendinde görme ve sorunu kimseyle paylaşmama ise; kısa sürede depresyon yaşanmasına yol açar ve koskoca bir öğrencilik yılı başarısızlıkla geçmeye aday olur.

ÇOCUĞU SONBAHAR ÇARPMAZ MI?

Derslerin ağırlığı yüzünden yorulan ve dağılan öğrencilerin, bu olumsuz öğrencilik halini “çocuğu bahar çarptı” diye yorumlamak biz eğitimciler ve ailelerin sık sık sığındığı bir bahane olmuştur.

Öğrenciyi bahar çarpsa da, bunun çözümü öğretmenin işi değil. Öğretmen; çocuğu polinom mu, türev mi, yoksa vektör mü çarpmış olabilir, öncelikle ona bakmalıdır.

Allahtan, çocuklar sonbaharda yaşadıkları öğrencilik krizini kendi içlerinde yaşıyor da, bir de onlara, sonbahar vurgunu yakıştırması yapamıyoruz.

Öğrenci sonbaharda, yani Eylül ve Ekim aylarında, öğrenciliğe iyi bir başlangıç yapar. Eğer bunu sürdüremez ise, o zaman sorun eğitimcide, kurumda ve çocuğu ile iyi ve dikkatli bir öğrencilik iletişimi kuramayan ailelerdedir.

EKİM AYINDA AİLELER NE YAPMALI?

Ekim ayında aileler çocuğun ders çalışıp çalışmadığından daha çok; konuları öğrenip öğrenmediğini anlamaya çalışmalıdırlar. Çocuğun öğretmenini ve eğitim kurumunun uygulamalarını doğru değerlendirmesine yardımcı olunmalıdır.

Çünkü bazen, öğretmen çocuğa faydalı olamıyor, bazen uygulamalar faydalı olamıyor, bazen da çocuk bunlardan yararlanmayı bilmiyor olabilir. Bu ayrım sağlıklı bir şekilde yapılıp, ona göre önlemler alınmalıdır.

EKİM AYINDA ÖĞRETMEN NE YAPMALI?

Öğretmen Ekim ayında da, bütün aylarda da sırtını öğrenciye dönmemeli. Öğrencinin konuşma organı dili değil yüzüdür. Öğrenciye, “anlamayan var mı?” sorusuna doğru yanıt veren öğrenci sayısı %1’dir. Ama öğrencinin %100’ü kendi yüz ifadesi ile anlamadığını açıkça söyler.

Öğretmen Ekim ayında, konularını yetiştirme kaygısını bir yana bırakıp, hızını düşürmeli ve öğrencinin anlayabileceği yavaşlıkta ilerlemelidir.

Öğrenciler eğitime güçlü ama kırılgan hayallerle başlar. Bu hayalleri yaşatmak ve daha ilerilere taşımak biz yetişkinlerin görevidir. Bunu unutmaz ve buna uygun davranırsak, çocuklar adına çok güzel şeyler yapmış oluruz.

Hoşça kalınız.

Süleyman BELEDİOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir