ÖĞRENCİLERİN 3. SINAV SENDROMU

Bu sendrom, “son şansım” sendromu ile karıştırılmamalıdır. Çünkü “son şansım” sendromu dış etkenlerden kaynaklanan özellikle maddi kaynaklı bir aile kararı niteliğini taşır.

“Son Şansım”ın bir sendroma dönüşmesinin nedeni, öğrencinin çok büyük bir baskı altında kalması ve bu baskının sınavı kaybetme korkusuna ve “son şans sendromu”na dönüşmesine yol açar.

Oysa “3. Sınav Sendromu” öğrencinin kafasında yarattığı bir kaygının ürünü olarak ortaya çıkar.

Sınava ikinci kez giren birçok öğrenci, kendilerine göre ya çok iyi bir çalışma ve hazırlık dönemi yaşayarak ya da tıpkı ilk yıl olduğu gibi çalışamadan sınava girer ve sonuçta başarısız olursa ya çalışsam da oluyor, ya da ne yapsam çalışamıyorum psikolojisine kapılır.

İşte 3. sınav sendromu da böyle başlamış olur.

3. sınav sendromu, öğrencide özgüven sorunu, umutsuzluk, kaygı, motivasyon ve konsantrasyon sorunu ve ilgi dağınıklığı gibi sorunları beraberinde getirir.

Bu öğrenciler özellikle sınavın, kendilerine başarısızlığı hatırlatmasından dolayı, ilgilerini kendilerini başarılı hissettiren sosyal ve günlük aktivitelere yönlendirirler.

Bu öğrencilerde “kronik başarısızlık psikolojisi” vardır.

Yani bu öğrenciler, kendilerinden de, eğitim araçlarından da tamamen umutlarını kesmişlerdir.

Çünkü bu öğrenciler, kendilerinin her şeyi doğru ve olması gereken düzeyde yaptıklarını, eğitim kurumları ve öğretmenlerin eksiksiz ve bilimsel eğitimi verdiğini, ancak kendilerini bütün bunlara rağmen başarısız olduklarını düşünürler.

Yani başarısızlığın tek bir suçlusu veya sorumlusu vardır, o da kendileridir.

3. sınav sendromunu yaşayan sınava üç veya daha çok sayıda giren öğrenciler olmasına rağmen, 3. sınav kaygısını yaşayanlar ise sınava ikinci kez giren bütün mezun öğrencilerdir.

Burada özellikle şunun bir kez daha altını çizmek gerekir ki, o da, 3. sınav sendromu sınava 3. kez girecek olan öğrencilerde, 3. sınav kaygısı ise, sınava 2. kez giren ama bu sınavı 3. kez tekrar etmekten korkanlarda görülür.

Bu ayrım şu bakımdan çok önemlidir; 3. sınav sendromu yaşayan öğrenci tamamen özgüvenini kaybetmiş olduğu için, rehberlik hizmetinin ona bu özgüveni kazandıracak şekilde yapılması gerekir ve işe, eski hatalarını ve eski eğitimindeki eksiklikleri ortaya koyarak, sınavı kazanamamanın kendi yeteneksizliği ile ilgili olmadığını başarısızlığın düzeltilebilir hatalardan kaynaklandığını anlatarak başlamak gerekir.

Oysa, 3. sınav kaygısı, tam bir özgüven sorunu taşımaz kendi içerisinde. Öğrenci kendisine koşul koymuştur. Bu yıl kazanamaz isem, üçüncü yıl, her şey benim için daha zor olacak diye ya da, “bu sınavı ikinci yıl kazandın kazandın, yoksa bi daha kazanmak çok zor oluyormuş” diye kafasında bir klişe oluşturur.

Bu da öğrencide “şu anda yaptıklarım benim bu yıl sınavı kazanmama yetecek mi?” kaygısının oluşmasına yol açar.

Yine 3. sınav kaygısı yaşayan öğrencilere yönelik iyi bir rehberlik hizmetinin verilmesi gerekir.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken şey, öğrencinin yaşadığı kaygının “bu çalışma bu yıl sınavı kazanmama yeter mi?” şeklinde bir kaygı olduğudur.

Bu durumda yapılması gereken ilk şey, öğrencinin başarılı olma inancını arttırmaktır. Bu da, onun eğitimini güçlendirerek, soruları çözmesini konuları öğrenmesini sağlayacak bir plan ve program uygulayarak mümkün olacaktır.

İkinci adım ise, 3. sınav sendromunun, tamamen psikolojik bir nedenden kaynaklandığını ve sınava girilen sayının değil, önemli olanın eksikliklerin giderildiği yıl olduğunun, ona telkin edilmesidir.

Çünkü bir öğrenci eksikliklerini iki yılda, diğeri üç yılda, bir başkası ise dört yılda kapatabilir.

Bu nedenle öğrenci için sınavın sayısı değil, çalışmalarında eksikliklerini kapatacak fırsatı bulup bulamadığı daha önemlidir.

Unutmayınız ki, her insan nasıl ve ne kadar birbirinden farklı ise her öğrencinin başarı yol haritası da birbirinden o oranda ve çeşitlilikte farklılıklar ortaya koyar.

Siz siz olun, hiç kimseyi aynen taklit etmeyin, siz siz olun hiç kimsenin başarı yol haritasını aynen kullanmayın ve sadece “Siz siz olun” bu başarı için yetecektir.

Hoşça kalınız.

SÜLEYMAN BELEDİOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir