MOTİVASYON VE KONSANTRASYON

Sınav, stres, kaygı, heyecan, dikkatsizlik, motivasyon, konsantrasyon gibi kavramlar o kadar iç içe geçmiş durumda ki; bunlardan sadece birini ele alıp, diğerine hiç değinmemek mümkün değildir.

Özellikle sınav kavramı, etrafında oluşan bu psikolojik haller, öğrencinin başarısını derinden etkileyebilmektedir.

DENEME SINAVLARINDA GERÇEK MOTİVASYONU YAKALAYAMAZSINIZ

Sınav, gerçek amaca ulaşılması ya da ulaşılamaması sonucunu doğuran bir uygulamadır, bir ölçme ve değerlendirme yöntemidir.

Sınavın sadece kendisi, o sınav anı psikolojiyi tam olarak verebilir. Gerçek sınava benzeyen sınav senaryoları ile asla gerçek sınavın motivasyonunu ve konsantrasyonunu yakalayamayız.

Eğer bunu yakalarsanız, o zaman ortada bir terslik var demektir. Çünkü bu durum öğrencide duygu durumunun karıştığını, gerçekle, gerçek olmayanın yer değiştirmiş olması anlamına gelir.

Bunun en büyük kanıtı da; özel kurumların Türkiye geneli yaptıkları sınavlarda derece alan öğrencilerin, gerçek sınavda derece alamamalarıdır.

Çünkü, böyle bir durumda öğrenci, hedeften çok, çevreye kendisini ispat etme psikolojisi içerisindedir. Gerçek sınav öncesi aldığı dereceyle de bunu ispat etmiştir. Bundan sonra gayretinde ve enerjisinde büyük bir düşme yaşanacaktır.

MOTİVASYON İÇSEL BİR DURUMDUR

Motivasyon “başarmak zorunda olmak” ile çok sıkı bir ilişki içerisinde değildir.

Motivasyon, öğrencinin kendi içinden, gönlünden, heveslerinden gelen bir hedefe, başarma inanç, istek ve kararlılığı ile yönelmesidir.

Motivasyonun, öğrencinin içsel bir hedefe yönelmesi kadar önemli olan diğer bir koşulu daha var ki o da; hedefin ulaşılabilir bir hedef olmasıdır. Öğrenci, kendi öz gayreti ile bu hedefe ulaşabileceğini düşünmeli ki, o hedefe doğru onu taşıyacak olan enerjiye sahip olabilsin.

MOTİVASYON SOMUT VERİ İSTER

Öğrenciler tıpkı sporcular gibi, somut verilerin başarıyı göstermesi durumunda daha çok motive olurlar.

Öğrenci, konuları öğrendikçe, daha büyük bir istekle çalışmaya başlar. Çalıştıkça başarılı olacağına inancı artar. İnanç arttıkça başarılı olur, başarılı oldukça motivasyonu yükselir. Motivasyonu arttıkça, çok büyük bir konsantrasyon seviyesine ulaşır.

Bu nedenle, ulaşılabilir noktadaki hedefe uygun olan çalışmalar, çok kolayca motivasyon ve konsantrasyonu beraberinde getirecektir.

MOTİVASYON HAYALLERLE YEŞERİR

“Boşa hayal kurma, sonradan hayal kırıklığı yaşarsın.” İşte bu sözü, bu bakış açısını duymayanımız olmamıştır.

Oysa hayalin “boşa” olanı diye bir şey olamaz. Hayaller, ruhumuzun, zihnimizin, bedenimizin, duygularımızın bitmez tükenmez yakıtıdır.

Albert Einstein “beni başarıya ulaştıran, bilgilerimden çok hayallerimdi” derken işte bunları anlatmaya çalışmıştı.

Öğrencilerin hedefleri ile ilgili hayalleri olmadan, tam bir enerji telafisi yaşayamazlar.

Çünkü öğrencinin, Hukuk okumak hedefi ise, Adalet Bakanı olmak hayalidir. O böylece gerçek yaşam öykülerini Adalet Bakanı hayalinin içine oturtacak ve büyük bir enerjiye ulaşacaktır.

MOTİVASYON TAKLİDİ YAPAMAYIZ

Kendi içimizden gelmeyen bir hedef bizi tam anlamı ile motive edemez. Bunu zorlama ile, karar ile, çalışma ile de yapamayız.

Motive olmak için, korku ile hedefin etrafında dönmek, korku ile hep çalışıyor görünmek, asla bir motivasyon değildir.

Bunlar, boşa ortaya konulan motivasyon taklitleri olup, öğrencide büyük bir enerji kaybına yol açmaktadır.

Sınav öncesi yapılan deneme amaçlı alıştırma sınavlarına motive olmak, motivasyon taklidi düzeyinde kalmaktadır. Gerçek motivasyonunuzu deneme sınavlarına göre saptayamazsınız.

MOTİVASYONUN YAKITI DUYGULARIMIZDIR

Duygusal enerji “olumsuzlukları lehe çevirmek” olarak da kısaca tanımlanabilmektedir.

Bu bakış açısı, duygusal enerjinin hedefe giden yolda, bütün olumsuzlukları temizleyen, kişinin o yolda rahatça ve güvenle ilerlemesini sağlayan çok önemli bir faktörün motivasyon olduğunu ortaya koyuyor.

İçsel hedef, duygusal enerjiyi; duygusal enerji, motivasyonu; motivasyon ise yüksek konsantrasyonu beraberinde getirir. Konsantrasyon da, başarıda büyük rol oynar.

Ailelerin çocuklarına yeterince ve ara ara güven, sevgi ve destek vermeleri onların duygusal enerjisini çoğaltacaktır.

KONSANTRASYON BİR SONUÇTUR

Konsantrasyon, yapılmakta olana büyük bir enerji ile odaklanabilmektir.

Konsantrasyon; fiziksel enerjinin, zihinsel enerjinin, ruhsal enerjinin, duygusal enerjinin ve motivasyonun sağlanmış olması ile kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

Bir öğrencinin, konsantre olma kararı ve çabası yukarıdaki faktörlerin gerçekleşip gerçekleşmemesine doğrudan bağlıdır.

Konsantrasyon, iyi bir motivasyon ve doğru bir enerji yönetimi ile en üst seviyede gerçekleşen bir durumdur.

SINAVA KONSANTRE OLMAYINIZ

Sınavın son haftasına, yani sınava bir hafta kalıncaya kadar, sınava konsantre olmak, öğrencide stres, kaygı ve heyecan artışına yol açacağı için, öğrenci, eksiklik giderme ve konu tekrarı yapma konusunda başarısız olacaktır.

Sınavın son haftasına kadar öğrenci çalışacağı konulara konsantre olmalıdır.

SON HAFTA SINAVA KONSANTRE OLUNUZ

Sınava bir hafta kala, artık öğrencinin sınava konsantre olması gerekir.

Hayalinde defalarca sınava girmesi, o sabahı, okul bahçesini, salonu, sınava başlama biçimini hayallerinde yaşaması ona sınav günü çok avantaj sağlayacaktır.

Sınavı ve sınava girecek olmanızı, sınav başarınızı kendilik şemanızın en üst sırasına yerleştiriniz. Hiçbir olumsuzluk, hiçbir söz, hiçbir davranış sizi o zaman olumsuz etkileyemeyecektir.

SINAV ANI ÇÖZMEKTE OLDUĞUNUZ SORUYA KONSANTRE OLUNUZ

Sınav başlayınca, sınavı ve tabi ki o sınavın içindeki, sonucu, aileyi, öğretmeni, çevreyi, rekabeti ve daha bir çok unsuru düşünmeyi bırakıp, sadece, o soruya, çözmekte olduğun soruya odaklanmalısın.

Sınav öncesi girdiğiniz alıştırma amaçlı sınavlarda, tek soruya, çözmekte olduğunuz soruya odaklanma alıştırması yapmalısınız.

FATİH TERİM ROL YAPIYOR

Yıllar önce arkadaşlarla Galatasaray-Milan maçını izliyoruz. Galatasaray, Milan karşısında 2-1 mağlup ve bu maçı kazanamaz ise turu geçemiyor. Maçın bitimine 5 dakika gibi bir zaman var.

Fatih Hoca, saha kenarında yırtınıyor adeta. Taç çizgisi kenarında futbolcularla birlikte bir ileri bir geri koşup duruyor. Galatasaray’a sürekli hücum işareti veriyor.

Tam bu arada bir arkadaş bana şunları söyledi: “Fatih Terim rol yapıyor. Amacı elinden gelen her şeyi yaptığını göstermek.”

Arkadaş böyle söylüyordu ama bu maçın bitiş düdüğü çaldığında, sonuç: Galatasaray 3 – Milan 2 idi.

Peki Fatih Hoca’nın bu tavrını nasıl özetleyebiliriz diyecek olursanız, gerek Fatih Terim’de gerekse de futbolcularda duygusal ve ruhsal enerji o anda doruk noktadadır ve maçı çeviren de o olmuştur.

Sevgili öğrenciler, sınav da maç da bitmeden asla sonucunu tahmin edemezsiniz. Çalışmalarınızı sonuna kadar büyük bir duygusal enerji ile sürdürmelisiniz.

51. DAKİKAYI MUTLAKA KULLANINIZ

Cep telefonunuzu kaybettiniz. Elli dakika aradınız aradınız ama bulamadınız. Artık umutlarınız kırıldı, yoruldunuz ve tam vazgeçmek üzereyken, bir de şu masanın üzerine bakayım dediniz. Baktınız ki, telefon orada.

İşte 50 dakika ve onu takip eden son bir dakika sizi hedefinize ulaştırdı.

Sizin sınavınızın, hedefinizin 51. dakikası ise sınav günü olacaktır. Bu 51. dakikayı mutlaka, büyük bir enerjiyle kullanınız.

En büyük başarılar, en güzel günler sizlerle olsun.

Hoşça kalınız.

Süleyman BELEDİOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir