LAFLA MOTİVASYON GEMİSİ YÜZMEZ

Eğitim döneminin başında okulların açılması ile birlikte güneydoğu illerimizde, öğrencilere “Eğitime iyi başlangıç” amaçlı bir dizi seminerler verdik.

Gittiğimiz illerden birinde bir özel kolej rehber öğretmeni bana “Hocam, çocukların motivasyona ihtiyacı var. Onları motive edecek bir konuşma yaparsanız iyi olur.” dedi. Bu cümlenin içerisindeki “İyi gelecek konuşma yapmak” vurgusu dikkatimi çekti ve öğretmene konuyu irdeleme adına “Nasıl bir konuşma istiyorsunuz?” diye sordum. Öğretmen “Başarılı olmaları gerektiğini, aksi halde onları kötü bir yaşamın beklediğini vurgulayınız” dedi.

Oysa biz daha Ekim ayındaydık ve öğrencileri tehlike ve tehditlerle korkutmadan, onlara pratik ve kalıcı öğrenme yöntemleri vermek gerekiyordu. Biz de zaten öyle yaptık.

Çünkü, öğrenci, öğreneceğine inanırsa, derse çalışır, derse çalışınca öğrendiğini görürse, düzenli çalışmaya başlar ve sınavlardan iyi sonuçlar alır. İyi sınav sonucu ise motivasyon, konsantrasyon ve derse karşı ilgiyi arttırır.

Yani öğrenciye daha eğitim döneminin başında hiçbir öğrenme ve hatırlama yöntemi içermeyen konuşma yapmak boş ve yersiz bir konuşma olur.

Öğrencileri, sözlü olarak duygusal motivasyon uygulamasına tabi tutmak, sadece çalışarak yapacak bir şeyin kalmadığı sınava, bir hafta ya da iki hafta kala yapılabilecek bir şeydir.

Duygusal telkin ve motivasyon ders çalışmanın bittiği ve ders çalışacak zamanın kalmadığı zaman aralıkları ile sınav anında yapılabilecek olan taktiksel adımlardır.

Öğrenciye bir konuyu nasıl öğrenebileceğini, dersi ne yaparsa, hangi yöntemleri uygularsa daha iyi dinleyebileceğini, bilgileri unutmamak için nasıl bir çalışma yöntemine başvurması gerektiğini, sınav anında hızlı hatırlamak için, sınavdan önce neler yapması gerektiğini vermek en büyük motivasyondur.

Yoksa bunları yapmayıp, öğrenciyi lafa boğmanın öğrenciye hiçbir faydası olmayacaktır. Yani lafla motivasyon gemisi yüzmeyecektir.

Yine geçenlerde Ankara’da bir eğitim fuarına katıldım. Orada öğrenme ve motivasyon amaçlı bir seminer verdim. Her zaman olduğu gibi öğrenci, veli ve rehber öğretmenlerimizden büyük ilgi gördük. Öğrenciler ve öğretmenlerimiz salonda yer kalmadığı için sunumu ayakta ve sonuna kadar ilgiyle izlediler. Bu seçtiğimiz konunun ve konuya kattığımız içeriğin doğru olmasından kaynaklanıyordu.

Bu fuarda, iki tane sunum dinledim. Sunumlar genel olarak yöntem vermeyen ve sürücünün acemi olmasına dikkat etmeden “bas gaza, bas gaza” telkinleri veren nitelikteydi.

Öğrencilere “neden başarılı olmaları” gerektiği anlatılıyor ama “nasıl başarılı olacakları” anlatılmıyordu.

Bu çamura saplanmış bir aracın neden buradan çıkması gerektiğini anlatmak ama, ona halat, çekiç ya da başka kurtuluş malzemeleri vermemek gibi bir şeydi.

Şimdi yeni bir moda var. İşsiz misin? Kendine kişisel gelişimci ünvanını ver. Cebine bir flaş bellek koy. Onun içine de, internetten hangi sefaletten hangi başarı öyküsü çıkmış onları yükle ve okul okul dolaş.

Neye yarar bu? Öğrenci kim ne yapmış buna bakmaz o kendi öğrenememe, hatırlayamama, dikkatini verememe sorununu hangi yöntemleri kullanarak aşabileceğine bakar.

Allahtan, bu flaş bellekteki kötümser kişisel girişimcilere rehber öğretmenler pek itibar etmiyor.

Burada sadece, eğitim, sınav, öğrenme, hatırlama ve dikkati verebilme gibi temel konularda kendisini yetiştirmeden öğrencinin ve velilerin karşısına çıkanları kast ediyorum.

Yoksa, kendini iyi yetiştiren bir insana hangi meslekten olursa olsun, sonsuz saygı duymamız gerekir.

Daima lafa değil, yöntemlere bakmanız umuduyla.

Sağlıcakla kalınız.

Süleyman BELEDİOĞLU

www.bonushoca.com

www.facebook.com/suleymanbeledioglu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir