KOLAY ÖĞRENME – 2

ÖĞRENMEDE BELLEK FAKTÖRÜ

Bu yazımızda, öğrenmenin bellek ile olan ilişkilerini ve bu ilişkinin derecelerini ele alacağız.

Öğrenmede önemli bir araç olan bellek kendi içinde işlevleri açısından farklılıklar gösterir.

Bellek türlerinin işlevi dikkate alınmadan ortaya konulan öğrenme çabası boşa çıkar.

Şimdi bellek türlerine ve işlevlerine bir göz atalım.

I. DUYGUSAL BELLEK

Beynimiz dışarıdan gelen duygusal sinyalleri yüz milisaniye kadar tuttuktan sonra yerlerini yeni duygusal sinyallere bırakır.

Duygusal bellek, bir öğrenci için yaptığı çalışmanın amaç ve hedefini içeren bir özellikte olması halinde devreye giren ve öğrenme isteğini artıran bir unsurdur.

Bu nedenle öğrenci duygusal belleğini aktif hale getirmek için mutlaka hedef ve hayal gücünü kullanmalıdır.

Kısacası bellek faktörünün tam kapasite ile çalışması için, öncelikle duygusal belleğin devreye girmesi.

Burada en çok dikkat edilecek nokta, korku ve tehdide dayalı öğrenme planlamasının sonucunda öğrenmenin gerçekleşmeyeceğidir.

II. KISA SÜRELİ BELLEK

Kısa süreli belleği, duygusal bellek harekete geçirir. Bu bellek işleyen bellek olarak da tanımlanır.

Kısa süreli bellek 7 ile 2 birimlik aralığındaki bilgiyi alma kapasitesindedir.

Kısa süreli belleğe aktarılan bilginin mutlaka işlenerek uzun süreli belleğe aktarılması gerekmektedir.

Bu da öğrencinin elde ettiği bilgiyi, diğer bilgilerle ilişkilendirip, benzerlikleri bulup bu haliyle uzun süreli bellekte saklamaya çalışmalıdır.

Kısa süreli belleğe ard arda gönderilen bilgileri, beyin hızla dışarıya atar. Bu nedenle aralıksız, dinlenmeden yapılan çalışmalarda kısa süreli bellek arızası yaşanır.

III. UZUN SÜRELİ BELLEK

Uzun süreli bellek beyinde bilginin uzun süre saklandığı yerdir. Beynimizdeki derin dondurucu olan uzun süreli bellekteki bilgiler aylar yıllar boyunca saklanabilmektedir.

Elde edilen bilginin kalıcılığının sağlanması için yani kısa süreli belleğin uzun süreli belleğe dönüştürülebilmesi için bilginin ağırlığı ve kapsamına göre 10 dakikadan bir saate ve daha uzun zaman birimlerinde, o bilgi üzerinde düşünmek ve zihinsel çalışma yapmak gerekir.

Kısa süreli belleği sağlıklı kullanmayan bir öğrencide hiçbir zaman uzun süreli bellek oluşmaz.

Burada bir kez daha vurgulamak isteriz ki, dinlenerek, mola vererek çalışmalıyız ve elde edilen bilgileri sistemli hale getirmeliyiz ki, bilgilerimiz uzun süreli belleğe geçebilsin.

BİLGİLERİMİZİ UZUN SÜRELİ BELLEĞE AKTARMAK İÇİN GEREKLİ KOŞULLAR

a) TEKRAR YAPMAK

Bilginin zihinsel olarak tekrar edilmesi bilgilerimizin hızla uzun süreli belleğe aktarılmasına yol açar.

Yalnız burada dikkat edilmesi gereken nokta, defter ya da kitabı okuyarak değil zihinden, hafızadan yapılan tekrar bilgilerimizi kısa süreli bellekten alıp kalıcı belleğe aktarır.

Öğrencilerin yaptığı konu tekrarlarını iki gruba ayırmak mümkündür.

1) Bilgiyi aynen korumaya dönük tekrarlar.

2) Bilgiye yeni bilgi eklemeyi ve o bilgiyi yeniden düzenlemeyi sağlayan tekrarlar.

Eklemeye ve düzenlemeye dönük tekrarlar öğrencinin uzun süreli belleğinde var olan eski bilgiyi kısa süreli belleğe yani işleyen belleğe geri getirip, onun üzerine yeni bilgiler, yorumlar, anlamlar ekleyen tekrardır.

Eklemeye ve yeniden düzenlemeye dönük tekrarlar aslında bilgilerin transferine yani bilgilerimizi başka durumlara da uygulayabilme amacına dönük çalışmalardır.

Bugün öğrencilerin birçoğu okulda ya da dershanede öğretmenlerinden aldıkları bilgileri, o haliyle çok iyi bilmelerine rağmen, benzer veya çok farklı bir problemle karşılaştıklarında o soruları çözememektedirler.

Bu tipik bir transfer sorunu yaşadıklarının göstergesi olup, dinleyen öğrenci olmaktan çıkıp, kendi kendisine problem çözmeyi amaçlayan bir plan ve program yapmalıdırlar.

b) KODLAMA YAPMAK

Elde edilen yeni bilgi, eski bilgilerle yan yana getirilerek bir karşılaştırma yapılır. İki bilgi arasındaki benzerlikler ve farklılıklar saptanır. Benzerlikler bir araya getirilip depolanır.

Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta: Beynin bilgiyi asla rastgele ve ham halde ve de anlamlandırılmamış haliyle depolamayacağıdır.

Öğrenciler elde ettikleri bilgilerin kalıcılığını asla rastgele bir yöntemle sağlayamazlar.

Beyin aynı tipteki, aynı özellikteki bilgileri yan yana saklama özelliğine sahip olup, bunun yapılmaması halinde ise bilgiler kısa süreli bellekten hızla dışarıya atılmaktadır.

Kısacası kodlama, bilgileri ilişkilendirmedir. Beyin kodlanmayan bilgiyi saklamaz

Hoşça kalınız.

Süleyman BELEDİOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir