KARNEDEKİ PARMAK İZİ

Okullar yarı yıl tatiline girerken çocuklara verilen karneye, ya göz ucuyla bakıp kendi günlük sorunlarımıza dönüyor ya öfkeyle onu bağırıp çağırıyor, ya da panik yapıp çocuğu çalışma odasına kapatıyor ve onu test kitaplarına boğuyoruz.

Aileler, çocuğun başarısız karneyi eve getirdiği andan itibaren, günlerce onu suçlama yolunu seçiyorlar. Ama bu başarısızlıktaki kendi paylarını sorgulamayı hiç akıl etmiyorlar. www.sbeledioglu.com

Ülkemizin çok iyi bilinen bir gerçeği var ki, o da aileler, öğretmenler, eğitim kurumları, hepsinden önemlisi de devletimiz öğrencinin dünyasına, öğrencinin penceresinden bakmayı bilmiyor olmamızdır.

Eğer bir gün öğrencinin penceresinden onun öğrencilik dünyasına bakmayı başarabilirsek, o pencerenin karşısında, o çerçevenin içerisinde sadece öğrencinin olmadığını çok rahatlıkla görürüz.

Evet 26 Ocak 2008’de verilen karnede de daha önce verilen karnelerde de, sadece öğrencinin notları yoktur. O karnelerde bu ülkenin eğitim sistemi, aile içi eğitim hataları, öğretmenlerin sayıca yetersizliği ve sınıfların kalabalıklığı gibi daha nice etkenler vardır.

Bu karnelerde ailelerin gerçekleştiremedikleri hayallerinin etkisiyle yapılan yanlış alan seçimleri ve mesleki yönlendirmelerin etkisi vardır. www.sbeledioglu.net

Bu karnede, öğrenmenin yerini alan, sadece test çözme anlayışının etkisi vardır.

Ama bu başarısız karnedeki en belirgin parmak izi, bize; ailelere ve eğitimcilere ait olan parmak izidir. Bunu hiç kabul etmesek de, kendimize hiç kondurmasak da, bu koskocaman bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır.

Peki, kötü karne getiren çocuğa aileler nasıl yaklaşmalı, onunla nasıl iletişim kurmalı?

Ailelerin kötü karneyi iyi karne haline dönüştürmek için öncelikle şu sorulara doğru yanıtlar vermesi gerekiyor.

– Bu notların zayıf olmasının nedenleri nedir?

– Ben bir veli olarak neleri yaptım, neleri eksik bıraktım?

– Eğitim kurumu (okul-dersane) neler yaptı, neleri eksik bıraktı?

– Öğretmen öğrenci ile yeterince ilgilenebildi mi?

– Öğrenci yapması gerekenleri yapabildi mi? www.sbeledioglu.net

Bunlar başarısız karnenin şifresinin çözülmesine yarayacak olan sorulardır. Eğer bu sorulara doğru yanıt ve doğru çözümler bulunursa, sorun çok kısa sürede ve tamamen çözülmüş olacaktır.

Ailenin çocuk ile olan kötü karne konulu iletişiminde çözümsüzlük, suçlama ile başlar. Oysa sorunun nedenlerini ve çözüm yollarını aramak çocuğa yardımcı olmak anlamına gelecektir.

Kötü karne getirdiği için zaten baskı altında olan, suçluluk duygusu yaşayan ve hemen savunma refleksi göstermeye hazır olan çocuğa, ailenin yaklaşım biçiminin pedagojik olması sorunun çözümü yönünde atılan önemli bir adım olacaktır.

Çocukla birlikte, onun karne notlarını değerlendirirken, “neden” sorusu yerine “nasıl” sorusunu sormak, pozitif iletişim açısından çok önemlidir.

Çünkü “neden” sorusu kendi içerisinde bir suçlama ve yargılamayı taşır.

Oysa, “nasıl” sorusu, çözüm aramayı amaçlayan, yardımcı olma düşüncesini taşıyan bir yaklaşımdır. www.bonushoca.net

Son olarak anne ve babalara şunu hatırlatmak isterim ki; çocuk bu kötü karneyi bir günde almadı. Belki yıllar önceden başladı kötü notların alınması süreci. Bir düşünelim bakalım!

Karne bir günde alınır, ama içindeki notlar bir ile oniki yıl arasında oluşur.

Eğer geriye dönüp baktığımızda, sadece çocuğun hatalarını değil de kendi hatalarımızı da görebiliyorsak, doğru yoldayız demektir.

Çünkü çocuklar bizlerin eseridir. Hatalarında da, doğrularında da katkılarımız çoktur.

Karnesi iyi olan çocukların velileri ise, özellikle, karnenin de, başarının da bir “O AN” durumu olduğunu, yani, iyi karnenin bir sonraki başarının göstergesi olamayacağını, çocuklarına hissettirmeleri gerekmektedir.

Hoşça kalınız.

Süleyman BELEDİOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir