İYİ STRES – KÖTÜ STRES

Stres; fizyolojik ve psikolojik durumun olumsuz koşullar altında aşırı düzeyde uyarılmasından kaynaklanır.

Özellikle öğrencilerin, hiç dinlenmeden, hiçbir aktiviteye katılmadan ve arkadaşları ile olan iletişimi dahi keserek yaptıkları çalışmalar; onları fiziksel, zihinsel ve ruhsal açıdan yorgunluğa sürüklemekte, yüksek düzeyli stres yaşamalarına neden olmaktadır.

Diğer yandan da, rakip takıntısının etkisiyle aşırı düzeyde hırsa kapılıp, verimsiz bir şekilde sürdürdükleri çalışmalardan bekledikleri sonuçları alamamaları, öğrencileri psikolojik baskı altında tutmakta ve bu durumun etkisiyle de yoğun bir stres yaşamalarına yol açmaktadır.

Öğrenciler sınav yaklaştıkça daha çok yorulmakta, buna rağmen uyku ve dinlenme sürelerini kısaltıp çalışmalarını yoğunlaştırarak sürdürmektedirler. Bu durum ise, doğal olan sınav stresini zararlı bir boyuta çıkarmakta ve tam sınav haftasına girildiğinde, aşırı stres, öfke ve sinir bozukluğu hali yaşanmasına neden olmaktadır.

Araştırmacılar, 40 kişinin bulunduğu bir otobüs kuyruğunda bekleyenlerin stres düzeyini anlamak için, önce 35. sıradaki kişinin önüne geçmişler herhangi bir yıkıcı tepkiyle karşılaşmamışlar. Bir süre sonra 5. kişinin önüne geçtiklerinde ise büyük bir tepkiyle karşı karşıya kalmışlardır.

Bu araştırmada da görüldüğü gibi, hedefe yaklaştıkça artan yorgunluk ve ağırlaşan psikolojik etkenler, stresin ve tepkinin artmasına neden olmaktadır.

Öğrencilerin sınavlar yaklaştığında streslerinde artışa yol açan etkenlerden biri de, deneme amaçlı sınavlarda aldıkları kötü sonuçları, değişmez bir durum olarak yorumlayıp, korkuya kapılarak, algı daralması yaşamalarıdır.

Çünkü “algı daralması” algısal psikologların üzerinde çokça durduğu ve Leslie Hart’ın çöküş diye tanımladığı bir süreci de başlatmaktadır.

Çöküş halinde öğrenci, çaresizlik duygusuna kapılır, kendine olan güveni ve inancı kaybeder. Bütün bunlara bir de aşırı yorgunluk katılınca, çöküş ağırlaşarak sürer ve yüksek stres yaşamaya başlayan öğrenci, depresyon ve anksiyete gibi diğer istenmeyen durumlarla karşı karşıya kalır.

Çöküş Yaşayan Öğrencide Aşağıdaki Davranışlar Görülür
· Daha önce yaptığı çalışmaları tekrar etmeye başlar ve asla yeni bir şeyi denemez.

· Veriler ve uzmanlar hangi doğruları işaret ederse etsin, o kendi bildiğini yapar.

· Hep başarılı olduğu, anladığı derslere çalışır, o derslerin sorularını çözer.

· Ezber yapar, öğrenme çalışması yapamaz.

· Tepkiler otomatik ve sınırlı olur. Hep aynı şeyi yapar.

· Düşünme, bilgi üzerinde keşif yapma yeteneği azalır.

· Problem çözme yeteneği azalır.

Aslında öğrencinin çöküş yaşamasında olumsuz stres etkili olur.

Olumlu stres ise, tam tersi bir durumla çöküşe değil, öğrencinin yükselmesine yol açar.

Olumlu Stres
Olumlu stres, diğer adıyla pozitif stres ya da günümüzde ülkemiz öğrencilerinin tamamının yaşadığı sınav stresinin, büyük bir yıkıma ve başarısızlığa yol açmaması için, yapılması gereken ilk şey; bu stresin olumlu algılanmasıdır.

Yani öğrenci, sınav anında yaşadığı stresi, başarısızlığına yol açacak olan bir etken olarak düşünmemelidir. Stresten sınav anında yararlanabileceğini düşünmelidir.

Eğer böyle düşünmez ise, olumlu stres, olumsuz strese dönüşür ve öğrenciye zarar vermeye başlar.

Öğrencinin; gerek sınava, gerekse de sınava girenlere karşı bir meydan okuma psikolojisi taşıması, kimseyi kendisine rakip görmemesi halinde normal düzeyli bir stres yaşayacak ve beynin salgıladığı adrenalin ve noradrenalin düzeyi yükselecektir. Bu da öğrencinin dikkatini, konsantrasyonunu, başarılı olma inancını ve motivasyonunu arttıracaktır.

Özellikle stresin etkisiyle salgılanan dopamin ve dopaminin etkisiyle salgılanan noradrenalin, öğrencilerin dikkat ve konsantrasyonlarını artırarak daha yüksek bir motivasyonla sınava girmelerini ve sınavı başarıyla tamamlamalarını sağlamaktadır.

Kısacası, yeterince olan ve bizim kontrolümüz altında bulunan stres aslında dikkatimizi artırmakta ve başarılı olmamızı sağlamaktadır.

Aslında öğrenci, karşılaştığı öğrenme ya da başka bir öğrencilik sorununun çözümünü biliyorsa ve bu sorunu çözme konusunda kendisini yeterli görüyorsa, yaşadığı stres hep olumlu düzeyde seyredecek ve dopamin ve noradrenalinin etkisiyle çalıştığı derse ve okuduğu soruya daha kolay odaklanabilecektir.

Stres ile ilgili yaptığımız bütün çalışmalarda, öğrencinin stresi olumsuz diye algılamaması halinde, ders dinlerken, evde çalışırken ve sınav olurken yüksek düzeyde dikkat, konsantrasyon ve motivasyon yaşadığı sonucuna ulaştık. Hatta bu öğrencilerin hemen yorulmayıp, daha uzun süre ve verimli bir şekilde çalıştıklarına tanık olduk.

Özetle olumlu stres, gücünü öğrencinin kafasındaki;

– Çaresini biliyorum,

– Çözümünü mutlaka bulacağım,

– Azmedersem başarırım,

– Kimse bana rakip olamaz,

psikolojisi ve düşüncesinden alıyor.

Burada öğrenci ve ailelere şunu da önemle belirtmek isterim ki, yukarıdaki düşünce akışı, doğru ders çalışma ve bilimsel öğrenme yöntemleri ile desteklenmediği taktirde sadece geçici bir heves vermekten öteye gidemez.

Olumsuz Stres
Yüksek düzeyde ve sürekli bir şekilde yaşanan olumsuz stresin belki de en ayırtedici özelliklerinden biri, öğrencinin, sınav olmadığı ve ders çalışmadığı anlarda da stres yaşıyor olmasıdır.

Daha net bir ifadeyle öğrenciyi tatile de götürsek, sinemaya da gitse, arkadaşları ile bir etkinliğe de katılsa, çok ağır düzeyde stres yaşamaya devam eder. İşte bu, stresin, kronik hale gelmiş olması ve çok zararlı bir boyuta geçmiş olmasının gözle görülebilir bir kanıtı olarak karşımıza çıkar.

Öğrencilerin sınavı olumsuz bir durum ve tehdit edici bir unsar diye algılamaları öncelikle strese yolaçar. Ancak olumlu bir durum olan bu stres, başarısızlığa yolaçan tek neden gibi algılanmaya başlayınca, stresin artan düzeyi öğrencinin algılamasını ve bilgilerini kullanma becerisini geriletir.

Tabii olumsuz stres durumunu yaşayan öğrencilerde, dudak uçuklaması, mide ağrıları, mide krampları, ağlama krizleri gibi fizyolojik durumlar da ortaya çıkmaya başlar.

Ağır ve yüksek düzeyli stres yaşayan öğrencinin vücudu kortizol hormonu salgılamaya başlar.

Beynin yerel bellek sistemi ile ilgili olan, öğrenme ve hafıza bölgesi olarak da bilinen “hipokampüs bölgesi”, kortizola karşı aşırı düzeyde duyarlı olup, kortizolun artmasından olumsuz etkilenir.

Beynimizin öğrenme bölgesi olan hipokampüs, kortizolün baskısı altında kalınca öğrenmeyi durdurur.

Olumsuz stres beynin kapasitesini düşürür. Beyin alınan bilgileri biçimlendirme ve onları tutma yeteneğini yitirir. Öğrenci konuları çabuk unutur, anlatılanları ve çalıştığı konuları aklında tutamaz. Bu da onu gereksiz ve aşırı tekrarlara iter.

Olumsuz Stres Neden Ortaya Çıkar? 
· Strese yol açan etkenin ortadan kaldırılmaması

· Stresli ortamdan uzaklaşamama

· Davranışlarımızın baskılanması

Öğrenci, başaramadığı ya da anlamadığı bir konuyu öğrenirse, stresinin kaynağına inmiş ve onu çözmüş olur.

Ancak, öğrenemediği konu o haliyle dururken ne yaparsa yapsın, olumsuz strese sürüklenmekten kurtulamaz.

Rekabet, aşırı hırs ve yine aşırı düzeyde başarılı olma ihtiyacı içerisinde bulunmak olumsuz strese yol açar. Öğrenci bunlardan kurtularak, daha çok kendi kontrolü altındaki konuları öğrenmek ve netlerini artırmak gibi bir tarzı benimserse, olumsuz stresin kaynağından uzaklaşmış olur.

Kronik stres ile ilgili yapılan bilimsel çalışmalar, bir böbreküstü korteks hormonu olan kortizoitlerin kandaki rolleri ve miktarının artarak öğrenme üzerindeki olumsuz etkilerini ortaya koymuştur.

Kronik stres yaşayan öğrencilerin bağışıklık sistemlerinin zayıflaması ve sıklıkla hastalanmaları, gıda zehirlenmesi durumu yaşamaları ve depresyona girmeleri, bu kortizol seviyesinin yükselmesinden de kaynaklanmaktadır.

Olumsuz stres yaşayan öğrenciler;

· Sınava karşı korku, problemlere karşı çaresizlik yaşarlar.

· Sağlık sorunu yaşarlar. Duygularında bozulma ve tutarsızlık hali ortaya çıkar.

· Soruya yoğunlaşma, dersi dinleme, plan ve programı istikrarlı bir şekilde sürdürme, algılama ve doğru düşünebilme kapasitelerini kaybederler.

Özetle; öğrencinin rakip takıntısı ile kişiye odaklanması, sadece olumsuz olanları algılaması onu olumsuz strese sürüklemektedir.

Oysa öğrenci, sadece kendi durumuna odaklanırsa, kontrol kendisine geçer ve olumsuz stres ortadan kalkar.

Hoşça kalınız.

Süleyman BELEDİOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir