İYİ ÖĞRENCİ ASPİRİNİ

“Rehberlik servisi ile de görüştürdük ama bir sonuç alamadık.”

Bu ifade, velilerin çalışmayan ya da çalışıp başarılı olamayan çocukları için söyledikleri ve “çare kalmadı” anlamındaki bir yakarıştır.

Eğer yukarıdaki ifadeyi yorumlama şeklimize çok dikkatlice bakacak olursak, velinin çocuğu ile ilgili olarak, olası iki sorunla karşılaşmakta olduğu görülür, bunlar;

1) Çalışmayan çocuk (öğrenci)

2) Çalışıp iyi sonuç alamayan çocuk (öğrenci)

Bu her iki sorun da kendi içerisinde, eğitim ve pedagojik kökenli eksiklikleri taşıyabilir ve bu durumda öğrenciye, hem eğitim desteği hem de pedagojik destek verilmesi gerekir.

Oysa bugün ülkemizde, rehber öğretmen yetersizliğinden dolayı, yani rehber öğretmenlerin sayıca az olmasından dolayı, rehberlik hizmetleri sadece öğrenci ile görüşme yapma ve doğruları öğrenci veya veli ile paylaşmadan öteye gidemiyor.

Rehberlik servisi ile yapılan görüşmeler, genellikle bir defa ve yarım saatlik bir görüşme yapma düzeyinde kalıyor. Böyle bir uygulamanın sonucunda da öğrenci “iyi öğrenci” olmayı başaramıyor ve bunun sorumlusu olarak da öğrencinin kendisi gösteriliyor.

Oysa rehber öğretmenlerin iyi öğrenci aspirini dağıtmadığını düşünecek olursak, çocuğun bu 30 dakikalık görüşmeden bütün öğrencilik dışı eylemlerini terk ederek çıkmasının mümkün olmadığını da rahatlıkla görürüz.

Yapılması gereken, önce öğrenciyi gözlemlemek, sonra öğrenci ile görüşme yapmak, sonra ders öğretmenlerinden bilgi almak ve daha sonra da bu öğrenciye bir program gömleği biçmektir.

Yani rehberlik servisi bir öğrenciye, şu aşamaları sırasıyla hayata geçirerek rehberlik hizmeti vermelidir.

1) Öğrenciye gözlem yapma

2) Öğrenci ile görüşme yapma

3) Öğrenci hakkında bilgi toplama

4) Öğrenciye program yapma

5) Öğrencinin denge unsurlarının doğru oluşturulması*

Dikkat edilecek olursa, rehberlik hizmeti yalnızca “öğrenciyle görüşme” hizmeti değildir. Öğrenciyle görüşme rehberlik hizmetinin sadece yüzde yirmisini kapsar.

Ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi, ülkemizde rehber öğretmen sayısının yetersizliği nedeniyle, bu hizmet sadece görüşme düzeyinde kalmakta, ve sonraki aşamalar uygulanamamaktadır.

Peki bu durumda veliler ne yapmalı? Öncelikle öğrenciye yönelik gözlem yapmalılar ve onun hakkında kişisel ve öğrencilik değerleri** ile ilgili bilgileri toplayıp, bu bilgileri rehberlik servisi ile paylaşarak, profesyonel bir yardım almalılar ve bunun sonucunda da öğrenciye uygulanabilir, verim alınabilir bir çalışma programı yapılmasını sağlamalılar.

Ancak çocuğun da onayı alınarak, bu programı rehberlik servisi ve ailenin de katkılarıyla birlikte takip etmek ve aksayan yanları çocukla konuşarak yeniden düzenlemek ve en doğru programı oluşturmak gerekir.

Çocuğun, ders öğretmenleri ile görüşmek ve onun bir öğrenci olarak derse karşı ve ders içindeki tutumunu öğretmenden öğrenmek gerekir. Çünkü çocuğun sınıf içindeki sergilediği öğrencilik, onun ders öncesi ve sonrası yapması gerekenlerin de göstergesi olacaktır.

Burada ailelere uyarım şudur ki, öğrencinin adını bilmeyen bir öğretmenin o çocuk hakkında sağlıklı bilgi verebilmesinin mümkün olmadığıdır.

Öğretmen “Ben onca öğrenciyi nereden aklımda tutacağım?” diye bir yorum yapabilir. Bu yorumda haklı da olabilir. Ancak bu, yukarıdaki yargımızı haksız çıkarmaya yetmez. Nedeni ne olursa olsun, öğretmen öğrencisini tanımıyor demektir. Bu durumda alınacak bilgi de sağlıklı olmayacaktır.

Velilerin, öğretmenle görüşme yapıp, ondan çocuk için bir gözlem yapmasını ve elde ettiği bilgileri kendileri ile paylaşmasını istemesi durumunda, öğretmenin yapacağı gözlem ve ileteceği bilgi daha sağlıklı olacaktır.

“Efendim, benim bütün bunları yapacak vaktim yok” diyorsanız, geliniz sizinle anlaşalım. O zaman çocuğunuzu suçlamayı ve onu başarısız görmeyi bir yana bırakınız.

Çocuklar ve öğrenciler bizlerin, yani aileler ve eğitimcilerin eseridir. Kendi yarattığımız eseri lütfen koruyalım.

Bizi sevdiklerinizle birlikte ve sevdikleriniz adına, TV Programımızda izlemeniz dileğiyle…

Hoşça kalınız.

SÜLEYMAN BELEDİOĞLU

———————————————–

*     Öğrencinin denge unsurları; birey ve öğrencilik dengelerinin, öğrencilik lehine oluşturulmasıdır. Yani çocuğun öğrenciliğe daha çok zaman ayırmasıdır, bireysel etkinliklerini fiziksel ve duygusal dinlenme sınırını aşmayacak düzeyde tutmasıdır.

**   Öğrencilik değerleri: Bu kavramı çocuğun bir öğrenci olarak nasıl bir tutum içerisinde olduğunu göstermek amacıyla kullanıyorum. Yani çocuğun ödev, derse devam, çalışma biçimi, çalışma süresi, derslere ve başarısızlıklara karşı tutumu vb. gibi konularda nasıl bir özelliğe sahip olduğu, öğrencilik değerini ortaya koyar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir