HIRS İLE MOTİVASYON ARASINDAKİ AYRIM

Öğrencilerin çoğunda görülen bir durum var ki, o da, çok iyi geçen bir sınavın ardından, ikinci sınavda çok büyük bir düşüş yaşamalarıdır.

Aslında bu düşüş sadece sınavlarda ortaya çıkmaz. Öğrencinin çalışma temposu, çalışma süresi ve çalışma kalitesinde de çok iyi dönemleri takiben, yine çok büyük düşüşler yaşanır.

Böyle bir durumda da, öğrenci ve aileler genellikle, ne yapacakları konusunda bir karara varamazlar. Çünkü yaşanılan bu durumun nedenini tam olarak bilemedikleri için, bir çözüm de üretemezler.

Aslında burada yaşanılan şey, motivasyon kalitesinin düşük olmasından dolayı, motivasyon kaymasının ortaya çıkmasıdır.

Peki öğrencinin motivasyon kalitesinin düşük olmasına yol açan etkenler nelerdir?

Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki, mesleki yönlendirilmesi yanlış yapılmış ya da hiçbir mesleki yönlendirmeye tabi tutulmamış olan öğrenciler, bazı suni ve dışsal dayanaklarla bir çalışma hırsına kapılırlar.

Bu çalışma hırsı ise, dışarıdan yüksek bir motivasyon gibi görülür. Oysa böyle bir durumda öğrenciyi hırslandıran, tamamen dışsal ve bir defaya mahsus bir etken olup, süreklilik arzetmez.

Bu nedenle öğrenciye yapılan hırs uygulamaları, yorucu bir çalışma olup, öğrencinin konsantrasyonunun da bozulması gibi bir sonucu beraberinde getirir.

Çünkü, böyle bir durumda öğrencinin dikkati sürekli hırs kaynağındadır. Genellikle öğrenci hırslandırılırken, birilerini geçme veya birilerini rakip görme ya da belirli bir barajı aşma kriterleri kullanılır.

Bu, trafikte birilerini kafasına takıp, onun önüne geçmek için çabalayan ve hata üstüne hata yapan bir sürücünün davranışına benzer.

Bu insanı ertesi gün trafikte çok sakin ve kimseyi geçmeye çalışmayan bir imajla görürüz.

İşte öğrenciyi hırslandırarak motive eden aileler veya kurumların durumları da aynen böyledir.

Hırs, motivasyonun en temel kuralı olan; “İçimizden gelen, isteyerek ve severek yapacağımız bir şeyi amaç edinmek” ilkesine ters düşmektedir.

Çünkü hiç kimsenin, sonradan tanıdığı birilerini geçmek, içinden gelen bir davranış olamaz. Eğer böyle bir istek var ise, o tamamen içsel değil, dışsal etkenlerden kaynaklanır.

Çoğu zaman birbirlerine karşı hırslanan ve yarışan öğrencilerin hedeflerinin bile farklı olduğu görülür. Biri Tıp Fakültesini istiyorsa, diğeri mühendisliği istiyordur. Böyle bir durumda da ikisinin birbirine rakip olması mümkün değildir. Ama onlar büyük bir hırs ile rekabete girerler.

Peki, böyle farklı yönlere giden bu öğrenciler, neden rakip takıntısına sürüklenerek çalışırlar. Çünkü, bu öğrencilerin eğitim unsurları yani; aile, öğretmen ve eğitim kurumları onları motive etmek düşüncesiyle farkında olmadan hırslandırmışlardır.

Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, motivasyon öncelikle içsel değerlere dayanır. Yani öğrenci, önce çok severek yapacağı bir mesleği tercih etmeli, sonra da bu meslek ile ilgili bir amaç (üniversite, fakülte, kariyer) belirlemelidir.

İşte bu sürecin, çok sağlıklı ve kendi basamaklarına uygun olarak tamamlanması, doğru ve planlı bir çalışmayla da desteklenmesi durumunda, amaca ulaşma inancı tam olarak gerçekleşmiş olacağından, yüksek motivasyon da sağlanmış olacaktır.

Bu kalitede oluşturulan motivasyon, çalışmalarda istikrarı ve verimi de beraberinde getirecek, inişler ve çıkışlar ya hiç yaşanmayacak ya da çok az olacaktır.

Bu nedenle, çocuğun eğitim unsurlarının (ki bunlar çocuğun etrafındaki onun eğitiminden sorumlu olan bizleriz) işin kolayına kaçmadan, sabırla davranması ve onu çalışmaya sevk ederken, öncelikle eğitim dayanaklarını doğru ve yerinde oluşturması gerekir. Yani aile ve eğitimcinin, çocuğu başarılı kılacak eğitimi bulup, onu uygulaması gerekecektir.

Eğitim dayanağından kastımız ise, yukarıda belirttiğimiz gibi, mesleki yönlendirme, amaç ve hedef oluşumunun gerçekleştirilmesi ve bunlara ulaşmak için iyi bir eğitimin yapılmasıdır.

Aileler eğer çocuğu, bir şeylere veya birilerine karşı hırslandırıp, onun daha çok çalışmasını sağlamayı amaçlarlarsa, o zaman öğrencinin çalışmaları ve sınav sonuçlarındaki inişli çıkışlı sürece hazır olmalıdırlar.

Bazen, aile, öğretmen ve eğitim kurumunun (eğitim unsurları) çocuğa karşı hiçbir olumsuz eğitim davranışı ve anlayışı sergilememiş olmasına karşın, çocuk kendiliğinden çevreye “mesaj verme” amacı ile bir hırsa kapılabilir.

Bunun gibi psikolojik etkenlerden kaynaklanan hırs, çok düzenli bir rehberlik hizmeti ile, motivasyona dönüştürülebilir. Şahsa yönelen hırslı tutum, hedefe ulaşma konusunda istek ve inanca yöneltilirse o zaman hırsın yerini, motivasyon almış olacaktır.

Sonunda hep mutluluk olan motivasyonları yaşamanız dileğiyle, hoşça kalınız.

SÜLEYMAN BELEDİOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir