HAZLARI ERTELEMEK ŞART

Hazlarımızı yaşamak ve onların peşinden gidip “diğer birçok şeyi” ertelemek, sadece gençlerin yaptığı bir şey değildir.

Hazları, kapıyı çalan anlık bir fırsat olarak görüp, bütün yaşam ve ahlaki değerlerimizi bir yana bırakarak, yaşamaya çalışmak, iş ve özel yaşamımızda hepimizin düştüğü bir tuzaktır zaman zaman.

Bazen öfkenin dayanılmaz hazına, bazen mutluluğun eşsiz keyfine kapıldığımız olur. O an için bunların bize ne kaybettirdiğini ise hiç hesaplamayız. Oysa yaşam bunun hesabını hiç aksatmadan yapar ve bizlere çok ağır faturalar keser.

Hazlardan uzak durabilmek veya onları makul sürelerde erteleyebilmek tam bir akıl eylemidir. Hedefimize yönelik olarak olumlu motivasyonu sağlamak, yani hevesimizi, kendimize olan güvenimizi ve bir işi başarma inancımızı harekete geçirebilmek, başarımızın temel koşuludur.

Motivasyon amaçlı yapılan bilimsel çalışmalar göstermiştir ki, dünya çapındaki bütün sporcuların, müzisyenlerin, satranç ustalarının, liderlerinin, bilim insanlarının ve iş adamlarının temel özelliği; kendi kendilerini motive edebilme gücüne sahip olmalarıdır.

Çalışmak, dinlenmek ve olumlu motivasyonu sağlayıp tekrar çalışmak. İşte başarının temel ilkeleri bunlardır.

1992 olimpiyatlarında çok büyük başarılar elde eden Çin tramplen atlama takımının 12 yaşındaki üyeleri, Amerikan ekibinin yirmili yaşlardaki üyelerinin yaşam boyu yaptıkları kadar antrenman yapmışlardı.

Bütün başarılar için bir gerçek vardır ki; “erken başlamak yaşam boyu hisedilen bir avantaj sağlar” kişiye.

Özellikle en üstlerde süren çetin rekabet için, ayırt edici olan; erken başlama, sistematik çalışma ve zorlu planları uygulamaya koymaktır.

LOKUM TESTİ

Stanford Üniversitesi’nden, Psikolog Walter Mischel 1960 yılında aynı üniversitenin yuvada kalan dört yaşındaki öğrencileri üzerinde bir irade denemesi uyguladı.

Çocuklar dört yaşındayken yapılan bu uygulamaya katılan denekler sonraki yıllarda tam on dört yıl boyunca takip edildiler.

Deney amaçlı olan bu uygulama şöyleydi: Çocukların önüne birer tane lokum konuldu ve onlara “işimizi yapıp buraya tekrar dönünceye kadar lokumu yemeyenlere bir lokum daha vereceğiz. 20 dakika dayanınız” denildi.

Bu süre içerisinde çocukların üçte biri lokumu hemen yedi. Diğer üçte ikisi ise, çok büyük bir irade mücadelesi ile ikinci lokumu almanın zamanının gelmesini bekledi.

İkinci lokumu da almak isteyen bu çocukların çok çeşitli dayanma stratejilerine başvurduğu gözlemlendi. Bazıları gözlerini kapıyor, bazıları yere kapanıyor, bazıları da dikkatini başka şeylere vermek için kendi kendisine konuşuyordu. Şarkı söyleyen de vardı, ellerini çırpan da. Bir kısmı oyun oynuyor, bir kısmı ise uyumaya çalışıyordu.

Lokumu hemen yiyenler ise; o an için çok rahattı. Peki yaşam onlar için hep böyle rahat ve keyifli olacak mıydı? Şimdi buna bir bakalım:

On dört yıl boyunca izlenmeye devam edilen bu çocuklar şu farklılıkları sergilemişlerdir:

Lokumu hemen yemeyen ve hazları erteleyen çocuklar sonraki yıllarda ergenliğe ulaştıklarında sosyal açıdan daha yeterli durumdaydılar. Kişisel gelişimleri daha sağlıklı ve etkileyiciydi. Kendilerini ifade edebilmek ve sorunlarla mücadele etmek konusunda çok başarılıydılar. Stresli durumlarla karşılaştıklarında hemen bozguna uğramıyorlar ve stresi alt etmek için çeşitli stratejiler geliştiriyorlardı. Baskı altında kaldıklarında akılları karışmıyordu. Mücadeleden kaçmıyorlar ve zorlukların üzerine gidiyorlardı. Kendilerine güvenleri fazlaydı ve insiyatif alıp, akılcı projeler geliştirebiliyorlardı. 14 yıl sonra dahi hedeflerine ulaşmak için anlak hazları erteleyebiliyorlardı.

Lokumu hemen yiyen çocukların ise, psikolojik açıdan daha sorunlu oldukları gözlemleniyordu. Ergenlik döneminde sosyal ortamlardan kaçan, inatçı, kararsız, sorunlar karşısında çabucak dağılan, kendilerini değersiz hisseden, stres altında ezilen, insanlara güvenmeyen, sürekli yakınan, kıskançlık ve hasetlik nöbetleri yaşayan öfkeye çabuk kapılan, gereğinden fazla tepki veren ve çatışmacı olan bireyler olmuşlardır.

Lokum testi göstermiştir ki, ailelerin çocuklarına her an ödül verip onları hazlar aleminde yüzdürmeleri tek kelimeyle, araştırmacı, düşünür Alfie Kohn’in “ödül ile cezalandırılmış insanlar” benzetmesine götürür bizleri. Sınav iyi geçti al bir cep telefonu. Sınıfta bir soruyu doğru yanıtladın al şu bilgisayarı. Bu anlayış lokumu hemen yiyen ve sonraki yıllarda lokum yeme hayaliyle yaşayan ama tek bir lokum dahi yiyemeyen çocuk yetiştirmekten başka bir işe yaramaz.

ZEKA: Bize sunulanlardan doğru olanı seçebilme kapasitesidir.

Sağlıcakla kalınız.

Süleyman BELEDİOĞLU

www.bonushoca.com

www.facebook.com/suleymanbeledioglu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir