FIRSATLARIN SİHRİ

Fırsat beklediğimizden farklı bir şekilde, farklı bir kılıkla ve farklı bir yönden gelir kapımıza.

Bazen ansızın arka kapıdan, bazen talihsizliklerin içinden, bazen de yenilgilerin arasından çıkagelir.

Fırsat, bu özelliği ile herkesçe tanınabilme özelliğine sahip değildir. Onu fark edip fırsatlardan yararlanabilenler de bu nedenle daima az sayıda insan olmuştur.

Dünden bugüne, dünyanın bir ucundan diğer ucuna ulaşan bir gerçek vardır ki o da; yenilgilerin en yaygın nedenlerinden birinin, geçici yenilgi nedeniyle umutsuzluğa düşüp vazgeçme alışkanlıklarımızın olmasıdır.

Oysa büyük başarılar yenilgiye uğrayıp vazgeçtiğimiz noktadan sadece yarım metre ileridedir çoğu zaman. Ünlü pazarlamacı, sıfırdan zengin olmayı başaran Darby diyor ki; “yaptığım bütün satışların büyük bir bölümü insanlar hayır dedikten sonradır.” Bu, yenilginin yarım metre ilerideki başarıya ne kadar yakın olduğunu da açıkça göstermektedir.

Başarı, beyninde “başarı bilinci” olanı bulur.

Başarısızlık ise kendilerine daima başarısızlık telkininde bulunarak başarı bilincinin oluşmasını engelleyenleri bulur.

Henry Ford ünlü V-8 motorunu üretmeye karar verdiğinde mühendisleri “olmaz bu imkânsız” derler. Henry Ford “yapılacak” der. 6 ay sonra mühendisleri gelir “olmuyor” derler. Henry Ford “devam ediniz” emrini verir. Bir yıl sonra, iki yıl sonra mühendisler her yenilginin ardından “olmaz, olmayacak” diye Henry Ford’un kapısına dayanırlar. Henry Ford ise her defasında “olacak, olmalı, devam” talimatını verir. Ve sonunda 8 silindirin bir blok üzerine yerleştirilmesiyle üretilen V-8 motorları ile tanışır bütün dünya.

Bu mücadelede galip gelen Henry Ford’un istek ve arzusuydu. Hayattan büyük başarılar ve ödüller bekleyen herkesin unutmaması gereken bir şeydi bu; istek, arzu, inanç ve kararlılık sahibi olmanın önünde hiçbir engel duramazdı.

Bazı insanlar kendilerine geri çekilme imkânı bırakmaz. Ya hemen kazanmak ya da sonsuza kadar, kazanıncaya kadar bu yolda yürümek kararlılığını gösterirler. Bazı insanlar en küçük bir zorlukta geldikleri gemiye hemen geriye dönerler. Bazı insanlar ise bütün geri dönüş çekilme vasıtalarını yok etmek amacıyla gemilerini yakarlar. Çoğu zaman bu kararlılık ateşi ile gemilerini yakanlar dev filolara sahip olurlar.

İnsanların yaygın olan zayıflıkları arasında işler zorlaştığında ve gelecek belirsiz göründüğünde işlerin daha kolay göründüğü yöne gitmektir. Oysa çekilirken güvende değilsinizdir. Çekilirken terk etmek, kurtulmak istediğiniz noktaya dönüştür aslında. Bu da yarınların hiç güvende olmadığı noktaya dönüştür. Başarısızlık mazeret kabul etmez. Sonuçları ile birlikte acımasızca gelip yaşamımızın ortasına çadırını kuruverir.

Hiç kimse yenilgiyi kabul edene dek aslında yenilmiş olmaz. Yenildiğimiz gün ordularımızın dağıldığı gün değil, dağılan orduları toparlayamayacağımızı kabul ettiğimiz gündür. Yenildiğimiz gün bir sınavı kaybettiğimiz gün değildir, bu sınavı bir daha başaramayacağımızı kabul ettiğimiz gündür.

Bir şeyi istemekle onu elde etmeye hazır olmak arasında fark vardır. Bir kimse bir şeyi kazanacağına inanana dek hazır değildir.

Başarıyı hayal edeceğiz, onu elde edeceğimize inanacağız ve tutarlı bir çalışmaya gireceğiz. İşte en kestirme başarı formülü budur.

Wright kardeşler; havada uçan bir makine hayal ettiler, bunun olacağına inandılar ve kararlı bir şekilde inanç ve hayallerinin peşinde koştular ve bugün uçaksız bir dünyayı düşünmek imkânsız.

Marconi; uçuşan resimleri, uçuşan sesleri yakalamayı, kablosuz haberleşmeyi hayal etti. Bunların gerçekleşeceğine olan inancını hiç yitirmedi. Hatta yakın arkadaşlarının onu akıl hastanesine götürmesine rağmen o çıktığı yoldan dönmedi. Ve zaman Marconi’yi haklı çıkardı. Radyo, TV, cep telefonu bu akıl hastanesine tıkılmak istenen insanın sağlıklı aklından çıktı.

Aslında altın madenini bulmak ve zengin altın damarlarına ulaşmak için uzun kazılar yapmak gerekir.

Akıl, zeka ve yetenek de böyle.  Eğitim sözcüğünün gerçek anlamı; sonuca varma, anlam çıkarma, içimizdeki yetenekleri geliştirmek anlamını taşıyan Latince “educo” sözcüğünden gelir.

Belki de educo’yu çözemeyen eğitimciler Thomas Edison’un okul hayatının üç ay sürmesine, Henry Ford’un 6. sınıftan ayrılmasına neden olmuşlardır. Bu iki simanın en büyük özelliği kendi educo’larını harekete geçirmeyi başarmış olmalarıdır. Bunun aksi de olabilirdi; olmadı! Ya da bu simalar buna müsaade etmediler.

İstek olduğunda yol bulunur. Hayatta ihtiyaç duyduğumuz bütün fırsatlar hayal gücümüzde yatar.

Hayal gücümüzde yatan bu fırsatları inanç ve isteklerimizle harekete geçirmemiz gerekir.

Hayal gücümüz bütün başarılarımızın atölyesidir. Bu atölyede geçirdiğimiz vakit kadar büyük işler başarır ve başarılı oluruz.

Sağlıcakla kalınız.

Süleyman BELEDİOĞLU

www.bonushoca.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir