DÜŞÜNCENİN GÜCÜ

Yüzyıllardır insanların düşünce gücü ile neleri başarabileceği üzerine çok sayıda araştırma yapılmış ve binlerce kitap yazılmıştır.

İnsan beynini bütün boyutları ile araştıran nöroloji bilimi, beynin salt yapısına yönelirken, diğer yandan da beynin yapısı ile insan düşüncesi ve psikolojisi üzerinde çalışmalarını yoğunlaştırmıştır.

Bu çalışmaların sonucunda da Amerika’dan başlayarak hızla yayılan nöropsikiyatri disiplini ortaya çıkmış, beyin ve insan davranışları arasındaki ilişki bulunmaya çalışmıştır.

BEDEN AKLIN HİZMETÇİSİDİR

Kötü ve olumsuz düşünceler bedenimizi güçsüz hale getirir. Moral bozucu durum dediğimiz her şey öncelikle yüzümüzün şeklini ve dik duruşumuzu bozar, omuzlarımızı düşürüp, bizi bezgin bir hale sokar.

Olumlu ve güzel düşüncelerimiz bizleri güçlendiren çok önemli duygularımızdır. Tanıdığım insanlardan sadece birkaçında rastladığım, pozitif düşünceyle bedenini ve ruhunu güçlendirme eğilimi gerçekten imrenilecek bir şey. Haksızlığa uğramış, maddi ve manevi zararı hesaplanamayacak kadar çok olan bir dostum, “mutluluğu da, mutsuzluğu da, sorunu da yaşamak, yaşıyor olmanın, var olmanın en büyük kanıtıdır. Var olmak ise yerine konulamayacak bir şeydir” diyordu.

O böyle düşünürken, önce zihnini ayakta tutmayı başarıyor, sonra da zihninin bedenini ayakta tutmasını sağlıyordu. Bu düşünce zinciri onu çıkmazdan kurtardı ve hayatta çok yol almasına neden oldu. Kaybettiği her şeyi tekrar kazandı. Bu tamamen düşüncenin zaferiydi.

KENDİMİZİ DÜZELTMEYE DAHA İSTEKLİ OLMALIYIZ

Bütün davranış bilimcilerinin ortaya koyduğu bir gerçek var ki o da; insanların şartlarını düzeltmeye hevesli olmalarına karşın, kendilerini düzeltme konusunda isteksiz olduklarıdır.

Herkes ekonomik koşullarını düzeltme konusunda büyük bir istek ortaya koyar, ancak bu koşulları değiştirmek için gerekli olan, daha çok çalışma konusunda o kadar istekli olmazlar.

Puanını ve sıralamasını yükseltme konusunda büyük bir istek ortaya koyan öğrenci, bu isteğinin gerçekleşebilmesi için aynı oranda bir çalışma yapma konusunda yeterince istekli görülmez.

İÇİNDE EYLEM OLMAYAN BEKLENTİLER DÜŞÜNCE DEĞİLDİR

Bir şeyi istemek, en ilkel canlıların dahi basit bir tepkisi olabilmektedir.

İsteklerimizin, elde etme eylemine dönüşmesinden önce, bunun planlı ve programlı bir çalışma ile mümkün olacağını düşünüp kabul etmemiz gerekir. Düşünce zaten kendi içerisinde potansiyel bir eylem barındırır. Bu da eyleme geçmemiz için yeterli olur.

Şuradan buradan aldığımız etkilerle, bizi bir hareketin içerisine iten etkenler, düşünce ürünü olmadıklarından, ya zorlanınca vazgeçtiğimiz, ya da hiçbir durumda sonuçlandıramadığımız eylem olmaktan öteye gidemez.

Sürekli güzel güzel konuşan ama asla harekete geçmeyenlerin birinci derecedeki sorunu; kendi beyinlerine değil, başkalarının beyinlerine hitap ediyor olmalarıdır. Beyin ancak kendisine hitap edildiğinde harekete geçer.

BAŞIMIZA GELEN HER ŞEY DÜŞÜNCELERİMİZİN ÜRÜNÜDÜR

Bir insanın başardığı ve başaramadığı her şey doğrudan kendi düşüncelerinin sonucudur.

Aklındaki ilk düşünce, haz olan bir insan, sistemli plan yapıp çalışamaz. Hazların çekim gücü tehlikeli bir şekilde çalışanı işinden, öğrenciyi derslerinden koparmaya çalışır.

Hazlara karşı, düşünceyle kazanılan zaferleri sürdürebilmek için, tetikte olmak ve kendimizi bırakmamak zorundayız. Özellikle öğrencilerin binbir zahmet çalışarak elde ettikleri bir başarıyı takiben, düşüş yaşamamaları için buna dikkat etmeleri gerekmektedir.

İnsanlar ne kadar az şey başarmak isterse, o kadar az fedakarlıkta bulunurlar. Az başarı az eylem, çok başarı çok çok eylem ve çalışma gerektirir. Bütün eylemlerimiz ise düşüncelerimizin ürünü olarak ortaya çıkar.

DÜŞÜNCE GÜCÜYLE KOŞULLARIMIZA ŞEKİL VEREBİLİRİZ

İnsan kendi koşullarını belirleyemez ama düşünce oluşturarak bu koşullara şekil verebilir. Çünkü düşünce oluşturmak demek, o yönde harekete geçmek demektir.

İnsanın, şartların düşünceyle değiştiğini bilmesi, bu yönde adım atabilmesi açısından önemlidir. Çünkü bu insanlar bilirler ki, iyi düşünceler iyi meyve, kötü düşünceler kötü meyve verir.

Düşünceyi doğru ve iyi nitelikte oluşturup, bunları zamanında uygulamaya koyan insanlar mükemmeli yakalarlar.

Unutmamalı ki, insan kendi çiftliğinde yetiştirdiği tatlı ve acı meyveleri yer. İnsanın çiftliği ise, beyni ve beynin fonksiyonu olan düşünceleridir.

Hoşça kalınız.

Süleyman BELEDİOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir