DOKUZUNCU SINIF FIRSATLAR SINIFIDIR

Dokuzuncu sınıf, öğrenciler için çok önemli fırsatları da beraberinde getirmektedir. 9. sınıfın iyi değerlendirilmesi halinde, ilköğretim birinci ve ikinci kademedeki eksiklikler kapatılarak, başarıya daha kolay ulaşılabilmektedir.

Çünkü dokuzuncu sınıf, ilköğretim konularının ileri düzeyde tekrarından başka bir şey değildir. Öğrencilerin başarısını arttırmak için, dokuzuncu sınıfla ilköğretim ikinci kademeyi birlikte ele almak ve her dokuzuncu sınıf konusunu mutlaka ilköğretim ikinci kademe konularından başlayarak anlatmak gerekir.

Öğrencinin dokuzuncu sınıf konularını bu şekilde, ilköğretim konuları ile bütünlük içerisinde kavraması, onun güçlü bir temel edinmesine ve sonraki sınıfların konularını da daha iyi ve daha kolay öğrenmesine yol açmaktadır.

Özellikle SBS’de yeterli puanı alamayıp, sınavsız olarak bir liseye giren öğrenciler, dokuzuncu sınıfı çok iyi kullanarak, sınavdaki başarısızlıklarının olumsuz sonuçlarını ortadan kaldırabilmektedirler.

Sınavsız alan liselere giren öğrenciler, öncelikle şunu kabul ederek yola çıkmalılar: “Sınavı kazanamadığına göre demek ki ilköğretim konularında büyük oranda bilgi eksikliklerim bulunmaktadır. Bu eksiklikleri kapatmadan, lise konularını, özellikle 9. sınıf konularını öğrenemem. O halde, çalışmalarıma ilköğretim 6., 7. ve 8. sınıfların konularından başlamalıyım.” Diye düşünmeliler ve bunu da uygulamaya koymalılar.

İşte öğrenci bu içsel değerlendirmeyi açık yüreklilikle yapıp, buna uygun bir plan ve programı da uygulamaya koyarsa, başarısının önünde hiçbir engel kalmamış olduğunu görecektir.

Bugün öğrenciler genellikle dokuzuncu sınıfa yoğun bir sınav maratonundan çıkarak ulaşıyorlar. Bu sınav maratonu içerisinde ise, dokuzuncu sınıfı dinlenme sınıfı olarak görmeye başlıyorlar.

Asıl sorun da tam burada başlıyor: Dokuzuncu sınıf gibi çok önemli bir geçiş ve toparlanma noktası; hiç çalışılmadan dinlenme hali ile geçip gidiyor. Öğrenci dokuzuncu sınıftaki eksik bıraktıklarının sıkıntısını ise, daha onuncu sınıftan itibaren yaşamaya başlıyor.

Türkiye’deki, yerleşmiş eğitim uygulamaları, “sadece o sınıfın konularına çalışmak” anlayışı ile hayata geçirildiği için, gerideki sınıfların bağlantılı konularına çalışarak bir konuyu öğrenme yolu seçilmiyor.

Durum böyle olunca da, öğrenci hep aynı konuya, hep aynı yöntemle çalışıyor ve sonuçta başarılı olamıyor.

Dokuzuncu sınıfı; dinlenme, derslerle uğraşmama, başarının tadını çıkarma mantığı ile geçirmek, özellikle sınav başarısı gösteren ve iyi bir liseye yerleşen öğrenciler için sonraki sınıflarda çok büyük sorunlar yaşanmasına yol açmaktadır.

Bu tür davranış biçimi, gerek öğrencilerde gerekse de ailelerde yıldız sendromu olarak ortaya çıkmakta, geçmiş başarıya tutunup kalınmasına yol açmaktadır.

Aile yıldız çocuğun anne-babası olma psikolojisine girerken, çocuk da, ailenin ve çevrenin yıldız öğrencisi psikolojisine girmektedir.

Çocuk bu psikoloji ile derslerine gereken önemi vermemekte, aile de bu olumsuz öğrencilik tutumuna ya müdahale etmemekte ya da hiç farkına varmamaktadır.

Öğrenci dokuzuncu sınıfı yıldız sendromunun etkisi ile çalışmadan çok büyük eksikliklerle tamamlarken, hem onuncu sınıfı risk altına almakta, hem de çalışma alışkanlığını tamamen kaybetmektedir.

Bu da sonraki sınıflarda sorun yaşanmasına yol açmakta ve o başarılı öğrencinin yerine artık başarı sorunu yaşayan bir öğrenci ortaya çıkmaktadır.

Ailelere ve öğrencilere son sözümüz şudur ki; dokuzuncu sınıfı çalışarak ve sağlam temeller üzerine oturtarak geçmek, öğrenciliğin bir çok temel sorununu çözmek demektir.

Özellikle çocuğu Anadolu lisesini kazanamamış aileler:

Çocuğunuzun Anadolu lisesini kazanmış gibi konuları öğrenip, başarılı olmasını istiyorsanız, yukarıda ifade ettiğimiz türden bir plan ve programı uygulamalısınız.

Sağlıcakla kalınız.

Süleyman BELEDİOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir