DOKUNULMAZLIĞI OLAN HATA

Çocuğu öğrenci olan veya sınavlara hazırlanan ailelerin bugün en çok sıkıntısını çektikleri ve dile getirdikleri sorun, “Ona ders çalış diyemiyoruz” şeklinde karşımıza çıkmaktadır.

Çünkü, çocuk çalışmadığı, televizyon izlemeye, bilgisayarla oynamaya veya cep telefonu ile konuşmaya başladığı anda, müdahale ediliyor ve ondan derhal çalışmaya başlaması isteniyor. Fakat çocuk buna istenmeyen bir şekilde tepki verince de sorun başlıyor.

Aileler bu sorunu hep şu şekilde dile getiriyorlar:

“Bilgisayarın başından kaldıramıyoruz. Kalk çalış dediğimizde de tepkiyle karşılaşıyoruz. Ne yapacağımızı hiç bilmiyoruz. Karışmasak çalışmıyor, karışsak çatışma çıkıyor.”

Buradaki “bilgisayarı” çıkartıp yerine televizyon izleme, arkadaşları ile telefonla konuşmayı koyalım. Ailenin yakarışındaki kelimeler hiç değişmez.

Tabi burada, ders saatinde bilgisayar, televizyon, cep telefonu gibi teknolojik cihazların çocuğun hayatında birinci sıraya oturmasının, bir neden mi, yoksa sonuç mu? olduğunu ele almayacağız, ama şunu da kısaca belirtmekte yarar var ki o da, bütün bunların bir sonuç olduğudur. Yani çocuk çalışamadığı, öğrenemediği için bunları, hayatına bu düzeyde ve etkin bir şekilde sokuyor.

Böyle durumlarda aileler genellikle bilgisayarı paketleyip kaldırarak sorunu çözmeye çalışıyor. Ama bu da öğrencinin çalışmasını sağlamıyor.

Peki anne-babalar bu durumda ne yapmalı? İşte bu sorunun yanıtı gerçekten çok önemli çünkü, buna bugüne kadar iyi bir çözüm önerisi getiren çıkmamıştır.

Bu sorunu yaşayan öğrenciler ve aileler üzerinde yaptığımız gözlemlerin sonucunda, sağlıklı bilgiye ulaştığımızı söyleyebilirim.

Çünkü öğrencinin, ders çalışması gerektiği halde, çalışmayıp başka bir şeyle ilgilendiği zaman dilimindeki hatası, “Dokunulmazlığı olan hata” türüne girmektedir.

Dokunulmazlığı olan hata, çocuğun “o anda” ve “sürdürmekte” olduğu hatasıdır, ki o bu zaman diliminde bunu bir hata değil “hak” olarak görmektedir.

İşte hatayı bir “hak” olarak gören çocuk, kendisine yapılan müdahaleyi, haklarına yapılan bir saldırı gibi algılıyor ve tepki gösteriyor. Bu da hatalar süreci ve zincirinin de bir başlangıcı oluyor.

Çocuk, sürdürmekte olduğu hatasına müdahaleyi, kendisinin sınırlandırılması ve özgürlük alanına müdahale edilmesi olarak algılıyor.

Öğrencinin dokunulmaz olan hatası aslında, onun bir görevi, sorumluluğu, ödevi veya beklentiyi ihlal etmesinden kaynaklanan hatasıdır. Öğrencinin dokunulmaz olan hatası, çalışması gereken saatte çalışmayıp başka bir şey yapması ile ortaya çıkan hatadır. Bu hatayı yaparken de, eleştirilme ve engellenme ihtimaline karşı bir savunma veya karşı koyma psikolojisi içerisine girebiliyor.

İşte bu anlayış ve onun yarattığı psikoloji ile öğrenci, kendisine yapılan doğal uyarıya tepki veriyor. Ailenin bu tepkiye gösterdiği reaksiyona göre de çatışma çıkıyor.

Eğer bu sorun çözümlenemez ve sürekli olarak tekrar ederse de, eğitim adına çocuğun kaybedilmesi gibi bir sonucun ortaya çıkması kaçınılmaz olur.

Oysa çocuk, hatayı hak olarak gören bu zaman diliminin dışına çıkınca, psikolojisi değişecek ve iletişime daha açık hale gelmiş olacaktır. Artık hatasının dokunulmazlığının kaldırıldığı bir döneme girilmiştir ve onunla, o hatayı çok rahatlıkla konuşabilirsin.

Dokunulmazlığı kaldırılmış olan hata, öğrencinin tamamladığı hatadır. Eğer öğrenci dün televizyon izlemiş ve çalışmamış olmasına karşın, bugün de televizyon izliyorsa, ona “Şu an televizyon izliyorsun, oysa ders çalışmalısın.” denildiği anda, onun dokunulmaz olan alanına girilmiş olacaktır.

Oysa burada yapılması gereken, o anı değil, dünü gündeme getirerek konuşmaktır.

Tabi burada en çok dikkat edilecek nokta; benzer hatanın tekrar başlamasından önce, çocukla konuşmanın gerekliliğidir.

Yani çocuk dün televizyon izlediği için çalışmadıysa, onun tekrar televizyon başına oturmasından önce, dünkü hatayı onunla konuşmak gerekir.

Çünkü bu zaman diliminde, O, “Öğrencinin vicdan azabı” psikolojisini yaşamaktadır.

Öğrenci, öğrencilik vicdan azabı çektiği bu dönemde, davranışını bir hata olarak görmekte, hatta bunu konuşarak rahatlamak istemektedir. Anne-babanın tam bu anda, çocukla konuşması ve o istenmeyen davranışı, suçlamaya girmeden, sadece sonuçları açısından konuşması gerekir.

Elbetteki çocuğun hata sayılan davranışı, bir günde oluşmaz. Bu bir sürecin sonucudur. Bu hatanın ortadan kalkması da öyle.

Hoşça kalınız.

SÜLEYMAN BELEDİOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir