DİKKAT SORUNU İLE NASIL BAŞA ÇIKABİLİRİZ?

Öğrencinin dikkat sorunu ile ilgi dağınıklığı sorunu mutlaka birbirinden ayırt edilerek ele alınmalıdır.

Özellikle çocukluk dönemi veya ergenlik döneminin zorunlu bir hali olan, dikkati bir noktaya yeterince verememek, dönemsel bir özellik olup, bunun tıbbi bir müdahaleye gerek olmadan çözümlenebileceği iyi bilinmelidir.

Biyolojik kökenli dikkat sorunu, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olarak adlandırılır ve büyük ölçüde tıbbın denetiminde, uzun yıllar devam edecek olan bir tedaviye başvurulur.

Bugün, derse odaklanmayan, masada oturup yeterince çalışamayan, işlem ve okuma hatası yapan öğrenciler, öğretmenler, aile üyeleri, yakın çevre ve uzman kesilen bazı çevrelerce hemen “DEHB” var diye yaftalanmaktadır.

Aslında bugün, öğrencilerin kendilerini zorlayarak ilerlemelerinin önündeki en büyük engel, asıl sorun olan öğretme ve öğrenme yöntemleri bir yana bırakılarak, bu varsayımsal dikkat sorununun peşine düşülmesidir.

Öğrencilerin bir dersi dinlerken bir soruyu çözerken, bir kitabı okurken öncelikle başlangıç aşamasındaki dikkatlerinin önceden oluşturulmuş olması gerekmektedir.

Öğrencinin dikkatini derste toparlamaya çalışmaktansa, derse dikkatini oluşturmuş olarak gelmesi için çalışmalar yapılması gerekmektedir.

DİKKATİN DERSTEN ÖNCE OLUŞTURULMASI

Öğrencinin derse dikkatini oluşturarak gelebilmesi için aşağıdaki adımları atması gerekmektedir:

I. O derste anlatılacak konunun, önceki konu ile benzerlik ve farklılıklarını öğrenebilmek için, önceki konuya şöyle bir beş dakika kadar hatırlama amaçlı göz atmalıdır.

II. Öğrencinin o gün anlatılacak olan konuya, on dakika kadar kısa bir göz atması gerekir. Bu ön çalışma beynin derse karşı ilgisinin uyanmasına yol açacak ve öğrenci dersi farkında dahi olmadan yüksek düzeyli bir dikkatle takip edecektir.

III. Dikkatin kendiliğinden oluşması üzerinde birinci dereceden etkili olan duygusal belleğin harekete geçebilmesi için, öğrencinin yetenek ve yatkınlıklarından kaynaklanan bir ulaşılabilir hedefinin olması gerekir.

Hedef öğrencinin zihinsel olarak bilgiye ulaşma yönünde ilk hamleyi yapmasında etkili olur.

IV. Öğrencinin yorgun olmaması, iyi dinlenmiş olması, aktivite ve hobilerine yeterince zaman ayırmış olması da dikkatini toparlaması üzerinde etkilidir.

FAZLA UYARICI DİKKATİ DAĞITIR

Uyarıcı; ses, ışık, çevredeki çeşitli objeler, sosyal ortam gibi daha bir çok unsuru kapsamaktadır.

Öğrencinin aşırı sosyal faaliyeti de yetersiz sosyal faaliyeti de onda dikkat dağılmasına yol açacaktır.

Orta seviyedeki uyarıcı, dikkatin daha çok artmasını sağlar ve öğrenmeyi hızlandırır.

Bu nedenle “kişisel gelişimci” ünvanıyla ortalıkta konuşan kişilerin sözlerinin peşine takılıp, çocuğu sosyal faaliyete boğan aileler ve çocukları eğitim adına bundan çok zarar görmektedir.

Beyin sosyal faaliyete doyarsa, öğrenmek ister. Öğrenmek de beynin gıdalarından biridir. İşte öğrenci tek taraflı beslenmek diye de tanımlayacağımız bir şekilde sadece beyninin öğrenme dışı bölgelerini doyurursa, gergin, kararsız, tutarsız, plan ve programa uyamayan, dikkatini uzun süre bir noktaya veremeyen bir özellik sergiler.

MASA TENİSİ DİKKATİ ARTIRIR

Bugün nöroloji bilimi, insan veya herhangi bir canlının beyninin istenilen bölümünün geliştirilebileceğini ortaya koymuştur.

Özellikle öğrencilerin dikkat alıştırmaları yapmaları çok olumlu sonuçlar vermiş, öğrenci okuma hatası veya işlem hatası yapmama amaçlı test çözümü uygulaması yapması halinde, beyinlerinin bu soruna karşı daha dikkatli olması sağlanmış ve işlem hatası da okuma hatası da yapmalarının önüne geçilmiştir.

Dikkat alıştırması ve dikkati geliştirici çalışmalar arasında, öğrencilere masa tenisi oynamalarını da öneriyoruz. Karşısındaki oyuncunun hamlelerini takip etme çabası, beynin dikkatten sorumlu bölgesini olumlu etkilemekte ve öğrencinin istem dışı kendiliğinden dikkat oluşturmasına yol açmaktadır.

KISA ARALIKLARLA MOLA VERİNİZ

Daha önceki yazılarımızdan birinde dikkat sorunu yaşayan öğrencilerin hangi sürelerde çalışmalı hangi sürelerde dinlenmeli, bunu belirten bir sistematiği belirtmiştik.

Burada o sistematiği kısaca şöyle özetleyip aktaralım:

– 20’şer dakika çalış, 10’ar dakika dinlen. Üç hafta böyle devam et.

– Sonra 25’er dakika çalış, 10’ar dakika dinlen. Yine üç hafta böyle devam et.

– Sonra 30’ar dakika çalış, 15’er dakika dinlen. Üç hafta böyle devam et.

– Sonra 35’er dakika çalış 15’er dakika dinlen. Üç hafta böyle devam et.

– Sonra 40’ar dakika çalış, 20’şer dakika dinlen. Hep böyle devam et.

Masadan hemen kalkma, masada sıkılma sorununuz tamamen ortadan kalkacaktır.

Hoşça kalınız.

Süleyman BELEDİOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir