ÇOCUKTA ÖĞRENCİLİK KİMLİĞİNİN OLUŞMASI

“Zeki ama çalışmıyor!” adlı yazımızda zeki öğrenci çalışır. Eğer öğrenci yapılan her şeye rağmen ve kendisine hazırlanan her türlü eğitim ortamını hiçe sayarak çalışmıyorsa, o zaman ortada iki sorunu var demekti: 1) Öğrenci konuları öğrenemiyor, 2) Çocukta öğrencilik kimliği, yani öğrencilik psikolojisi oluşmamış demektir, diye yazmıştık.

Eğer çocukta 0-12 yaş arası döneminde aile içerisinde öğrenciliğe önem veren ve bunu her türlü söylem ve davranışlarına yansıtan bir anlayış yok ise, çocuk ruhen bir öğrenci olamayacağı için, ondan öğrencilikle ilgili olumlu davranışlar beklemek de yanlış olacaktır.

Bugün öğretmenlerin en çok yaşadığı sorunlardan biri, çocuğun, sınıfı sokak veya aile ortamı gibi algılayıp, öğrencilik ortamına ve onun kurallarına geçiş yapamamasıdır.

Ailelerin özellikle, çocuklarını öğrencilik gibi sınırları belli olan ve kuralları bulunan bir anlayışa çok uzak yetiştirmeleri durumunda, çocuğun öğretmenin eğitim otoritesine direnmesi veya sadece fiziksel olarak uyum sağlaması durumu ortaya çıkmaktadır.

Öğrenci kimliği sorunu ve bunalımı yaşayan çocuklarda gördüğün aile içi eğitim hatalarını şöyle sıralayabiliriz:

I) “Para her kapıyı açar” mantığının egemen olması nedeniyle, çocuğun para kazanmak için yüksek tahsil yapmak gerekmez anlayışına sahip olması.

II) Çocuğun ve ailenin çevresinde, çeşitli maharetlerle hızlı para kazanıp zenginleşmiş birinin olması ve o kişiye yönelik aile içerisinde takdir duygularının sıklıkla dile getiriliyor olması.

III) Çocuğun her istediğinin alınması ve yerine getirilmesi, çocukta aşırı doyum durumunun ortaya çıkmasına ve öğrencilik gibi zor bir anlayışın benimsenmemesi gibi bir sonucun da ayrıca görülmesi.

IV) Ailenin, çocuğuna onu “iyi ve özgür yetiştirme” adına, hiçbir kural ile tanıştırmaması.

V) Ailelerin, çocukları hakkında şikayetçi oldukları özelliklerini sıklıkla dile getirirken, vücut dili ve yüz ifadesiyle bir övgü mesajı veriyor olmaları. Örneğin: “Kerata bilgisayarı süper kullanıyor, onu bilgisayarın başından kaldıramıyoruz.” diye yakınırken seslerinde ve yüzlerinde bir takdir mesajının olması.

Ailelerin çocuklarında yeterli düzeyde bir öğrencilik kimliği oluşturabilmeleri için, işe erken başlamaları ve 0-12 yaş arasında, aile içerisinde, öğrenciliğe eylemsel olarak önem veren bir anlayış ortaya koymaları, çocuğun öğrencilikle tanıştığı dönemde onların işini kolaylaştıracaktır.

Ayrıca çocuğa yoğun öğrencilik nasihatı saatleri uygulamaktan özenle kaçınılmalıdır. Ona eğer kitap okumanın önemi anlatılmak isteniyorsa, anne-baba onun yanında ya da onunla birlikte kitap okumaya özen göstermelidir.

Çocuğun, okumaya, yüksek tahsil yoluyla bir meslek edinmeye hevesli hale getirilmesini istiyorsanız, onun yanında sadece okumuş insanlara olan hayranlığınızı dile getirmelisiniz.

0-12 yaş arasında çocuğunuzu en çok öğrencilik başarıları ve öğrenciliğe doğru davranışları açısından takdir edip, onu ölçülü düzeyde ödüllendiriniz.

Dostlarınızla, çocuk yanınızda olsa da olmasa da, onun öğrencilik başarısı ve davranışlarını paylaşıp, takdir ediniz.

Özellikle çocuğun ergenlik döneminde aşırı doyuma ulaşmaması, doyumun yani istediklerinin yeterli düzeyde sağlanması ve mutlaka istediği bazı şeylerin karşılanmaması gerekir.

Çünkü çocuk, ilerde bunları kendi çalışmaları ve başarısı ile elde edeceğine dair plan, programlar ve stratejiler benimsesin.

Çocukta öğrencilik kimliği oluşturmak konusu oldukça önemli bir konusu olup bu konuyu “Ailelerin Öğretmenliği” adlı kitabımızda tam yüz yirmi sayfa olarak ele aldık.

Hoşça kalınız.

Süleyman BELEDİOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir