ÇOCUK İLE EĞİTİM İLETİŞİMİ KURMAK

Çocuk ile kurulacak olan eğitim iletişimi, yani öğrenci merkezli iletişim, çok uzun soluklu ve sabırlı bir iletişim türüdür.

Çocuğun kişisel gelişimi ile öğrencilik gelişiminin sağlanması, yani iyi bir eğitim ve öğretim alabilmesi için, onda istek ve çabanın ortaya çıkması ile olumlu ve tutarlı bir birey olması birlikte ele alınmalı ve bu konuda çok iyi bir denge kurulmalıdır.

Türkiye koşullarında, öğrencilik ile kişisel gelişim kriterlerinin çatışıyor olması, aileleri çaresizlik içeren bir psikolojiye sürüklemekte ve çoğu zaman, çocuğun ya tamamen sosyal etkinliklere yönlendirilmesi ya da tamamen, ders ve kitapların içinde bunaltılması gibi bir sonuç ortaya çıkmaktadır.

Ülkemizde iyi bir birey ve iyi bir öğrenci dengesinin kurulabilmesi için, çocukların daima en az %51 öğrenci, %49 birey olmak zorunda oldukları da acı bir gerçektir.

Ancak burada popülist bir yaklaşımla, öğrenci ve velilerin duymak istediklerini söylemek istemiyorum. Çünkü Türkiye’de çocuğun üzerindeki öğrencilik yükünün oldukça ağır olması, onun öğrenciliğinin güçlendirilmesi gerekliliğini de beraberinde getirmektedir.

Bunu bir örnekle ifade etmek istersek; bugün gelişmiş Avrupa ülkelerinde öğrencilerin üzerindeki bu yük 1 ton ile ifade edilecek olursa, Türkiye’deki öğrenciler için bunu 10 ton ile ifade etmek yanlış olmayacaktır.

İşte Türkiye’deki öğrenciler, Avrupa’daki öğrencilerin taşıdığı sorumluluğun, on katını sırtında taşıdığı için, bir öğrenci olarak da çok farklı olmak zorundadırlar.

Aileler ve eğitimciler, öğrencilerin üzerindeki bu bire-on yük ve sorumluluk farkını dikkate almadıkları zaman, kendi çocuklarına ve öğrencilerine çok büyük zararlar vermiş olacaklardır.

Peki çocuk ile eğitim iletişimi kurmak nasıl olur, şimdi biraz da ona bakalım.

Öncelikle çok erken yaşlardan itibaren çocuğa doğru ve bilimsel bir mesleki yönlendirme, ona uygun alan seçimi, amaç oluşumu ve o amacın hedefe dönüşümünü sağlayacak iyi bir aile içi ve kurumsal eğitim verebilmelidirler.

Bu dönemlerde okul eğitimi kadar, aile içi öğrencilik eğitimi ile ona doğru ve sürekli rehberlik yapmak da oldukça önemlidir.

Ailenin, her davranışı, sözü, eğitime bakışı, çocuğun; çalışmayı, bir şeyler öğrenmeyi erdem saymasını sağlamaya yönelik olmalıdır. Onun yaramazlıkları ile değil, çalışkanlığı, okuma ve araştırma yapma eğilimi ile onur duyulmalıdır.

Bir de çocuk ile daha doğrusu öğrenci ile “öğretim iletişimi” kurmayı öğrenmek gerekir. Unutulmamalı ki her öğrenci ile kurulacak olan öğretim iletişimi birbirinden çok büyük farklılıklar gösterir.

Öğretim iletişimi; öğrenciye öğretmek istediğimiz, konunun özelliğine, o konuyu öğretme yollarına, öğrencinin o konuyu algılama biçimine, algılama düzeyine bakılarak oluşturulacak olan bir ders anlatma biçimi şeklinde düşünülmelidir.

Öğretim iletişimi, iki orjinli bir eğitim uygulamasıdır. Bunun birinde öğrencinin öğrencilik özellikleri var iken, diğerinde dersin özellikleri bulunmaktadır.

Ama çoğu zaman, “Öğrenci bu, ders de bu; hadi buluşun bakalım!” anlayışı ile öğretime yaklaşılıyor olması beraberinde çok büyük sorunları da getirmektedir. Bu uyumsuz buluşma ise, çoğu zaman bir çarpışma ile sonuçlanıyor ve öğrenci; dersi de, dersi vereni de sevmiyor ve başarısız oluyor.

Öğretim iletişiminde, öğrenci ile doğru iletişim kurmanın birinci koşulu, onda dikkat eksikliği olup olmadığının eğer varsa hangi düzeyde yaşandığının çok iyi tespit edilmesidir.

Çünkü dikkat eksikliği yaşayan öğrencinin mutlaka derse çalışarak gitmesi ve dersi dinledikten sonra da hemen tekrar etmesi gerekir. Yalnız burada özellikle vurgulamak istediğim şey tekrar değil, hemen tekrardır. Yani ders bitiminden itibaren bir ile beş saat içerisinde yapılan tekrardır.

“Çocukla normal iletişim kurarken, mutlaka göz seviyesine kadar eğiliniz.” diye uzman uyarısı, eğitim iletişimi için de geçerlidir. Eğitimci de aile de mutlaka çocuğun eğitim seviyesine kadar eğilmelidir. Yani, o eğitim seviyesi itibarıyla nerelerde kalmış ise, öğretmen de eğitimine oradan başlamalıdır. Yani çocuk lise 3 de olabilir ama, kaldığı yer ilköğretim 6. sınıf ise, işte o öğrenci ile kurulacak olan eğitim iletişimine 6. sınıftan başlamak gerekecektir.

Diğer yandan öğrenci hatasını tamamlamalı. Çalışması gerekirken, çalışmayan ve büyük bir keyif ile çok sevdiği bir diziyi izleyen öğrenciye müdahale etmeyiniz. Bırakınız diziyi sonuna kadar izlesin ve hata saydığınız davranışı tamamlasın.

Eğer çocuk bu davranışını sizin müdahaleniz ile keser ise, kendisini haklı görme ve o davranışı tekrarlama eğilimi içerisine girer.

Çocuk hatalı, davranışı tamamladıktan sonra, zaten “Öğrencinin vicdan azabı” denilen, çalışmamaktan kaynaklanan sıkıntıyı yaşamaya başladığı anda, onunla, iletişim kurma amaçlı bir konuşma yaparak, bu davranışın tekrar edilmesini daha kolay engelleyebilirsiniz.

Ailelerin özellikle dikkat etmesi gereken diğer bir husus da, çocuğun çalışmıyor olmasını, hemen genetik özelliklere, kişiliğe, adam olmazlığa bağlamanın çok sakıncalı olduğudur.

Her çocuğun, çalışmayışının da yetişme hatası, olumsuz çevre koşulları ve yetersiz eğitim ortamı etkenlerin rolü vardır. Öncelikle bunların düzeltilmesi gerekir.

Çocuğun kendi yeteneklerini ve eğilimlerini ortaya çıkartacak ve onu geliştirecek olan bir aile ve eğitim ortamına sahip olursa, emin olunuz ki çok başarılı olacaktır.

Ama bütün bunları çocuğunuzu, hiç kimseye benzetmeye çalışmadan, başkalarını ona örnek göstermeden yapmalısınız ki, onun doğasına ve yeteneklerine uygun bir başarı elde edebilesiniz.

Unutmayınız her çocuk başarılıdır. Yeter ki onun başarı şifresini çözelim.

Bizi sevdiklerinizle birlikte ve sevdikleriniz adınaTV programımızda izlemeniz dileğiyle…

Hoşçakalınız.

SÜLEYMAN BELEDİOĞLU

Önerdiğimiz Kaynaklar:

Çocuğun kişisel gelişimi için, Sayın İlkim ÖZ’ün “Anne-Baba Olma Sanatı”nı okumanızı öneriyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir