BUZDOLABINA YAZILAN HEDEF

Buzdolabına yazılan hedef, hedef değildir.

Hiç kimse gönülden sevdiği kişiyi unutmamak ve sürekli hatırlamak için adını buzdolabının üzerine yazmaz.

Hiçbir anne-babanın sürekli hatırlamak için çocuğun adını buzdolabına listeleyip yazdığı görülmemiştir.

Batı dillerinden çevrilen birçok kitapta “hedeflerinizi listeleyiniz ve bunları sürekli görebileceğiniz bir yere yazınız” önerisine rastlıyorum.

Hatta bu kitapları okuyup, üzerinde hiç düşünmeden, kitap yazmaya kalkışan ülkemizin bazı yazarları ve akademisyenleri de bu anlayışı aynen kitaplarına yansıtıyorlar.

Hedefini kafasına yazmayan, buzdolabına veya ayna üzerine yazan bir öğrencinin bu hedefi içsel bir hedef değildir.

Çünkü hedef bir sevdadır. Hedef bir tutkudur. Genç öğrenci hedefinin hayalini görür sürekli. Baktığı her yerde o hedefi bütün ihtişamı ile karşısında durur adeta.

Aklımızdan çıkıveren, başka mesleklere romantik romantik bakmamızı engellemeyen bir hedef, bizi yormadan, bıkmadan büyük bir istekle çalıştıran hedef özelliğine sahip olamaz.

Hedefiniz, karşınıza çıkan her türlü engeli aşmak için size yaratıcı bir güç katmalıdır.

Sorunu aşmak ve hedefe ulaşmak için zihninizin yılmadan bıkmadan çözüm üretmesi gerekir.

Bugün ülkemizde öğrenciler, özellikle ailelerinin adeta muhasebe kayıtlarından çıkardıkları hesap-kitap hedefi peşinde koşmakta ve asla severek yapamayacakları, başarılı olamayacakları mesleklere yönelmektedir.

Öğrenciler, hedef üzerinden ailelerini, öğretmenlerini, dershanelerini, okullarını ve yakın çevrelerini mutlu etmek ve onların takdirini almak için mücadele vermektedirler.

Bu durum onların yaratıcı zekâları üzerinde çok büyük bir yavaşlamaya yol açmaktadır. Çünkü adeta dönen dişliye fazladan unsurlar takılır ve dişlinin dönmesini yavaşlatır.

Herkesi memnun etmek dünyanın en zor şeyidir. Biz bazen küçük bir şey yapar mutlu oluruz. Ama çoğu zaman, dünyayı yerinden oynatsak başkaları bunu görmez.

Bir şeyleri başkalarına ispat çabası her zaman akıllara zarar verir.

Öğrenci hedefini kendisi belirlemeli. Başkasının belirlediği ve akıldan çıkmasın diye buzdolabına yazılan hedeften hayır çıkmaz.

Hedefin hayırlısı, bizi çalıştıran hedeftir.

Ailelerin en çok şikâyetçi olduğu şeylerden biri de, çocuklarının “hadi çalış” demeden masaya gidip çalışmamasıdır.

Aslında “hadi çalış” uyarısı, biz aileleri de uyaran bir özelliği kendi içerisinde taşır. Bu uyarı: Çocuğun içsel, iç dünyasından gelen ve yeteneklerine uygun bir hedefe yönlendirilmediğinin göstergesidir.

Hedef, öğrencide ergenlikle birlikte oluşmaya başlar. Ergenlik ise 6. Sınıfta başlar. İlköğretim ikinci kademedeki ergenlik döneminde gezer-yüzer nitelikteki hedef tercihi, 9. Sınıftan itibaren her geçen gün oturmaya başlar.

Bu yıllarda özellikle dikkat edilmesi gereken şey, öğrencinin hedef seçeneğine ılımlı ve yol gösterici müdahalelerde bulunmaktır.

Sonuç olarak şunu söylüyoruz ki, hedef öğrencinin kalbine yazılmalıdır. Eğer hedefimiz kalbimize yazılı değilse onu buzdolabına da yazsak, afiş yaptırıp yollarımıza da döşesek bize bir faydası olmayacaktır.

Hoşça kalınız…

Süleyman BELEDİOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir