BU ÇALIŞMA PROGRAMININ SONU ÜNİVERSİTEYE ÇIKAR

Bu çalışma programının sonu üniversiteye çıkar. Lütfen takip ediniz.

Gözünüzü yumunuz ve çalışınız. Bakmışsınız ki sınav sonrası günü yaşıyorsunuz. Oysa çalışmadan geçecek 1.5 ayınızın etkisi hiç bitmeyecek, çünkü çalışmamanın sonucunun yarattığı psikolojiyi, çevre baskısını sürekli taşımak zorunda kalacaksınız.

Vakit kaybetmeyin, çalışmaya çalışma mücadelesi vermeyin, kalkın oturduğunuz yerden masaya oturun ve çalışmaya başlayın. Çalıştıkça moraliniz düzelecek çalıştıkça başarılı yarınlara, özlemini duyduğunuz güzel bir üniversiteye adım adım yaklaşacaksınız.

Başaramam, sonuç alamam demeden, sadece çalıştığına, çalıştığın toplam saate, çözdüğün soruya bakarak ilerle. Geriye bakma, vakit kaybedersin. Önüne bak. Hücum et, sürekli gole yakın oynayan bir futbolcu gibi auta giden her şuttan sonra hemen yeni bir hücuma, yeni bir şuta hazırlan. Unutma ki, herkes sürekli hücum edemiyor.

Sen her çalışmanda, her çalışmanın sonunda mutlu bir yorgunlukla yatağına uzanırken, duyduğun huzurun, hedefe yaklaşmak olduğunu da aklından çıkarmamalısın.

Bana mail gönderen bir öğrenci, arkadaşları arayınca onlarla telefon görüşmesi yaptığını, onları kırmak ve kaybetmek istemediğini ama bu telefon görüşmelerinden dolayı çalışmalarının çok aksadığını anlatmış bana.

Ona şu cevabı verdim.
“Sevgili Öğrencim,
Telefonlarını kapat. Önünde iki tane seçenek var. Ya arkasında bir yığın kırılmış insan bırakan başarılı bir üniversiteli olacaksın ya da herkesin gönlünü hoş tutmuş kimseyi kırmamış bir lise mezunu olacaksın.
Buyur, bunun ikisinden birini tercih et.
Ben olsaydım, geleceğim, mutluluğum, başarım ve ailem adına geçici kırgınlıklara kulak vermezdim. Kesin kazanacaksın.
Hoşça kal.”

Aslında sınava hazırlanmanın özeti bu işte. Her seçiş bir vazgeçiştir. Eğer idealinizdeki üniversite ve onun istediğiniz bölümüne gitmek ise amacınız.

Mutlaka vazgeçtikleriniz olmalı. Vazgeçilmezi çok olan yol, engellerle doludur. Bu engelleri aşarak, aşmaya çalışarak bir yarışta ne kadar başarılı olunursa, vazgeçilmezleri engelleri çok olan programların sonunda beklenilen başarı gösterilemez.

Biz her şeyle vedalaşınız demiyoruz. Sadece “Şimdilik hoşça kal, 1.5 ay sonra görüşürüz” demenizi istiyoruz. Bu “şimdilik hoşçakallarımız” neler olabilir?

  1. Güneşli ve güzel havalarda arkadaşlarla dolaşmak.
  2. Uzun uzun telefon görüşmeleri yapmak
  3. Plan ve programlara uymamak.
  4. Çok uyumak.
  5. Çok TV izlemek

Peki sizlere soruyorum, bunların hangisini 19 Haziran 2006 günü yapamazsınız? Ama 2006’da OKS bir tane, 2006’da ÖSS de bir tane. O zaman ertelenmesi gerekenler her zaman aynısını yapabileceğiniz şeylerdir.

Sizden sadece sınav için geçici yaşam düzeni oluşturmanızı istiyoruz. Bu yeni yaşam düzeninde, uyku düzeninin, yemek yeme saati ve türünün tamamen sınava göre düzenlenmesi gerekir. Belki de bu yazıyı okuyan bazı öğrencilerimiz, “biz genç değil miyiz, biz asker miyiz, talim yapıyoruz, bunaldık” diye içinden bana kızacak.

Ben ne diyorum? Sınav akşamı yani Cumartesi günü, yatacağınız saati saptayın, şimdiden aynı saatte uyumayı bir alışkanlık olarak edinin. Bunun gençliğin elden gitmesi ile ne alakası var? Başka ne diyorum? Beslenmenize dikkat ediniz, sınav sabahı kahvaltı yapmaya daha şimdiden alışınız. Peki bunun bunalıma düşmekle ne ilişkisi var?

Sevgili gençler, geliniz anlaşalım. Ders çalışmakla, bir şeyler öğrenmekle, bunalıma düşen tek bir kişi bulamazsınız. Sınavı kazanamam kaygısının sınavı kazanmak için yapacağınız uygulamalara yönelik her şeyden nefret etmenize yol açtığını unutmayınız.

Yani sizin “sinir” olduğunuz testler aslında sizin tek ilacınız. Hani çocukken tatsız öksürük şuruplarını içerken problem çıkartırdınız ya, işte şimdi de size çok iyi gelecek olan “bir tutam derse” aynı tepkiyi gösteriyorsunuz.

Ben sizlerle anlaşmak istiyorum. Bu son birbuçuk ayınızı çalışarak geçireceğinize kendinize söz verirseniz eğer ben de size, deneyimli bir eğitimci, bir “ağabey” olarak kesinlikle kazanacağınız sözünü veriyorum.

Yapmanızı istediğim şey nedir? www.sbeledioglu.com’daki kütüphanede bulunan çalışma programlarına girmeniz ve oradan OKS, EA, SY, SÖZ, DİL programlarından size ait olanı seçmeniz ve o programı kendi eksiklikleriniz ve gitmek istediğiniz üniversitenin bölümüne göre uyarlamanız. Ama ille de “potansiyel çalışma saatleri” tablosunu uygulamaya koymanızdır. Bununla ilgili alt açıklamaları yine program önerisinin hemen altında bulacaksınız.

Ben size güveniyorum. Şimdi diyeceksiniz ki “Hocam siz beni nereden tanıyorsunuz ki böyle söylüyorsunuz” peki sevgili öğrencim sen şu anda ne yapıyorsun? Mavi Defter köşe yazısını okuyorsun. Peki neden bu güneşli havada dolaşmıyorsun da bilgisayarın başında bu yazıyı okuyorsun? Çünkü bu bir motivasyon halidir. Neden? Çünkü beyinsel enerjini sınava vermişsin ve sınavla ilgili arayışlarda bulunuyorsun. O zaman bunu değerlendirmelisin. Çalışmalarını daha sistemli, daha sürekli, daha verimli hale getirmelisin.

Hücum ediyorsun, sakın vazgeçme. Hayatının golünü Haziran’da atacağını hiç unutma!

Süleyman BELEDİOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir