BEYNİ GÖREVLENDİREREK ÇALIŞMAK

Öğrencilerin “ben çalışıyorum” demekle kastettiği iki şey var:

Bunlardan birincisi, bir konuyu açıp hedeflediği sürede o konuyu okuyup geçmek.

İkincisi ise; test çözüp yanlışlarının sayısını öğrenmek.

Ve masa başında geçen saatler öğrencinin çalışma, durumunda geçen zamanı olup olmadığı da aileler, öğrenci ve eğitimciler tarafından çok fazla anlaşılamaz.

Bugün Türkiye’deki “sınavlar ve kurslar holdingine” rağmen, buna bağlanan umutlara, harcanan paralara oranla elde edilen başarı düşük demiyorum. Elde edilen bir başarı yok. Çocuk, kursa nasıl başlamış ise kursun sonunu aynı rakamlarla, aynı netlerle bulurken, kurs süresince yapılan küçük hilelerle, tahtaya çözülen soruların aynısının sınavda sorulması yoluyla öğrenci başarılı gibi gösterilip, gerçek sınavda gelecek olan orijinal soruları çözememesi durumunda da “bu çocukta sınav heyecanı var, bak bizim sınavlarımızda yüksek çıkartıyordu ama gerçek sınavda heyecan yapmış” diyerek “getir bakalım cüzdanını bana teslim et” makamından saz çalıp öğrenciyi birkaç yıl daha oyalamaktan hiç kaçınılmamaktadır.

Oysa, eğitimdeki ezberin yarattığı özel dersaneler ve kursların bunu hiç yapmaması ve öğrenciyi ezbere yöneltecek olan soru kalıpları üzerinden eğitim vermeyip, konuyu bir bütün halinde ve o konuda bağlantılı konularını da iç içe öğreterek eğitim verilmelidir. Bugün OKS ve ÖSS’deki o söylemesi çok utanç verici rakamların birinci sorumlusu dersaneler ve orada görev yapan öğretmenlerin %99’udur.(1)

Kitapta yazan konuyu anlat, soruyu çöz ve bir eğitim hizmeti verdiğini düşün. Şunun hiç unutulmaması gerekir ki, çocuğun kendi başına evde de yapabileceği seviyede, özellikte ve nitelikte bir eğitim yapıyor ve öğretmenlik hizmetini yerine getirdiğinizi düşünüyorsanız bana göre bu işi bırakınız ve ne iş yaparsanız yapınız.

Şimdi tekrar asıl konumuza dönecek olursak, öğrencinin “beynini görevlendirerek” çalışmaması durumunda, okuyup geçtiği ve adına “çalışmak” dediği zamanda yolculuğun sonucundan bir şey elde edilemez. Çünkü öğrencilerin %99’u şu şikayetle gelir karşımıza: “Hocam, çalışıyorum, çalışıyorum ama soruları çözemiyorum!” Aslında öğrenci burada yanılıyor. Çünkü yaptığı şey çalışma değil, bu durumda yapılan şey, konular üzerinde gezintiye çıkmaktır. Yani bir şey aramak, bulmak amaçlı bir eylem değildir. Ve beyninizin bir lobundan girip öbür lobundan çıkan bilgiler arasında dolaşmaktasınız.

Öğrenci çalışırken beynini görevlendirmeli demiştik. Yani nasıl olmalı bu?

Örneğin; öğrenci saat 14.00 ile 16.00 arası bir konuya çalışmaya karar verdi. Öncelikle öğrenci demeliki, “ben bu konuya çalıştıktan sonra, bu konuyu kitap kapalı tekrar edeceğim ya da bu konu ile ilgili test çözeceğim, eğer tekrar edemez ya da test çözemezsem yeniden çalışacağım, yine tekrar edemez, test çözemezsem yine yine tâki öğrenene kadar tekrar edeceğim.”

Bu durumda öğrenci adeta beynine ceza vermekte ve beyni daha aktif hale getirmekte ve sonuçsuz çalışmaya bir son vermektedir.

Aslında Türkiye’de öğrencilerin psikolojisi şu: Ben çalışmayıp, sınavda karşıma çıkınca hatırlarım. Hadi sevgili öğrencim sınavı hiç beklemeden, çalıştığın konu ile ilgili hemen bir test çöz ya da o konuyu kitap kapalı tekrar et görelim bakalım. En azından başarısız olursan bunu telafi edecek zamanın olacaktır.

Kısacası, beyni görevlendirerek yapılan bir saatlik çalışma, görevlendirilmemiş bir beyinle yapılan 12 saatlik çalışmaya bedeldir.(2)

Sevgiyle kalınız.


Hoşça kalınız.

Süleyman BELEDİOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir