BELİRLEYİCİ OLAN BİRİNCİ SINAV

Üniversiteye giriş için yapılan sınavlardan birincisi olan YGS; öğrenci, veli, öğretmen ve eğitim kurumları tarafından sadece bir baraj sınavı gibi algılanıyor.

Bu algılama türü; bilgiyi kullanma, olaya ve duruma yaklaşma biçimini de belirliyor.

Puan türlerinin hesaplanmasında, Nisan ayında yapılacak olan birinci sınavın, yani YGS’nin %40, Haziran ayında yapılacak olan ikinci sınavın yani LYS’nin %60 katkı sağladığını ise, öğrenci de, veli de, öğretmen de, kurumlar da aslında çok iyi biliyor.

Geçenlerde bir dersanenin öğretmenleri ve yöneticileri ile sohbet ederken, çok ilginç bir enstantaneye tanık oldum.

Öğretmenlerden biri dönüp bana dedi ki; “Hocam ülke geneli yaptığınız motivasyon şenliklerini herhalde YGS için yapmanıza gerek yok. Bu sınav nasıl olsa, az bir puanla geçilen bir baraj sınavı niteliğinde.” Bu öğretmenle yaptığım sohbette aslında YGS’nin üniversiteye giriş için gerekli olan lisans puanlarının oluşumuna (MF, TM, TS) %40 katkı sağladığını biliyor olduğunu gördüm.

Bu olayın bana gösterdiği şey, sınavın aynı zamanda baraj olmasından dolayı yukarıdaki gerçeği perdelemiş olmasıdır.

Bu psikolojiyi aynen öğrenci ve velilerde taşıyor. Burada asıl olan ve önemli olan unsur, teferruat tarafından perdelenmiş.

Yeni sınav sisteminde birinci sınavı sadece baraj puanı alarak geçen bir öğrencinin, üniversiteye giriş puanlarından herhangi birinde başarılı olabilmesi çok zayıf bir ihtimal.

Bunu burada çok açık bir şekilde ifade etmemizin nedeni; öğrencilerin 9. sınıf konuları ve ilköğretim ikinci kademedeki konulardan oluşan ve özünde kolay olan YGS sınavını önemsemelerini sağlamak.

Yukarıdaki öğretmenimize; rehber öğretmenlerin, uzmanların ve öğretmenlerin YGS için adeta teyakkuza geçmeleri gerektiğini söyledim.

Kolay sorulardan oluşan YGS, adeta futbol takımlarının, mutlaka galip gelecekleri ama aynı zamanda da averajlarını düzeltecekleri bir maç gibidir.

Eğer, bu maçta bir kaza golü yiyip puan alamazlarsa işlerini ne kadar zora soktuklarını hepimiz çok iyi biliriz.

Örnek verecek olursak, MF 1 puanının oluşturulmasına birinci sınavda sorulan Türkçe’nin katkısı %11, oysa ikinci sınavdaki Fizik testinin katkısı %10.

Bu sadece bir örnek. Bu durum ÖSYM’nin resmi sitesindeki tabloların incelenmesi ile bizzat öğrenciler tarafından da görülebilir.

Durum şunu gösteriyor ki, bu yıl birinci sınav olan YGS’ye öğrenciler düşük enerji ve düşük motivasyonla girip, ikinci sınavda işlerini daha da zorlaştıracaklardır. Avantajı ise birinci sınavı önemseyenler yakalayacaktır.

Eğer bunun böyle olmasını istemiyorsak, YGS’ye çok ciddi bir plan ve program çerçevesinde çalışmak zorundayız.

YGS’nin testleri; yorum, kavram, kavramlar arası ilişki ve ilkelerle düşünme sorularından oluşmaktadır.

Bu sorular kolay gibi görünse de ezberle değil, düşünceyle çözülebilen sorulardır.

Bu testlerde, sahip olunan bilgiden çok, o bilgi üzerinde düşünce üretmek daha önemlidir.

Akıl yürütme soruları, her zaman çözümü daha çok zaman alan sorulardan oluşur. Buna da özellikle dikkat etmeli.

Öğrencilerin özellikle, YGS konularına çalıştığı saatler ile LYS konularına çalıştığı saatler farklı olmalı. Yani bir öğrenci YGS matematiğine çalışırken, görme, algılama, ilkelerle düşünme gibi yöntemleri kullanacağından, YGS’ye çalıştığı bu saatler de, bilgi ve ezber uygulamalarından çok uzakta yöntemler kullanmalıdır.

Oysa LYS matematiğinde, daha çok bilgiyi öğrenme, akılda tutma ve onu kullanarak soru çözebilme yöntemlerini uygulamalıdır.

Yine YGS tarih sorularına çalışmakla LYS tarih sorularına çalışmış olamayız.

Çünkü, YGS’deki tarih soruları, verilen kavramları yorumlama ve onlardan yeni bilgiler elde etme sorularından oluşur.

LYS tarih soruları ise doğrudan bilgiyi ölçer.

Bu nedenle, YGS tarih konularına çalışırken bir olay üzerinde düşünce üretme çalışması yapılmalı, LYS tarih konularına çalışırken, önemli olayları akılda tutma çalışması uygulanmalıdır.

Öğrencilerin YGS ve LYS’yi sadece hangi ders hangi puana yüzde kaç katkı sağlıyordan öteye giden bir düzeyde incelemeleri gerekmektedir.

Öğrencilerin YGS’ye nasıl çalışmalıyım? LYS’ye nasıl çalışmalıyım? Sorularını rehber öğretmen ve öğretmenlerden mutlaka öğrenmeleri gerekiyor. Bu iş biraz da velilerin liyakatına da kalıyor.

Hoşça kalınız.

Süleyman BELEDİOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir